escort izmir kiz

istanbul escort

SON DAKİKA

Adana Ulus
1xbetbetistprincessbet

8 Mart Kadınlar Günü…

Sanayi devrimiyle birlikte başlayan makineleşme; bir yandan küçük burjuvazinin kazancını-büyümesini artırırken, bir yandan da ‘emeğin’ kullanılabileceği yeni kapıları da aralamıştı.

Devrim, feodalizmin ataerkil yapısını zorlayarak, kadınları da üretimin içerisine aldı.

Ülkemizde kadının iş yaşamında yer bulması yirminci yüzyılda başlamasına karşın, Avrupa’da, Amerika’da çok daha önce başlamış, örgütlü yapıya ulaşmıştı…

***

Yüzaltmışiki yıl önce…

Yıl binsekizyüzelliyedi…

New York’da bir tekstil fabrikasında çalışan işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesini dile getirir.

Onaltı saatlik çalışma sürelerinin kısaltılmasını, insanlık dışı çalışma koşullarından vaz geçilmesini ister…

Tekstil patronu “iyileştirme” konusunda ödün vermez!

Süre de, çalışma koşulları da aynı kalmalıdır!

Bunun üzerine fabrikada çalışan kırbin tekstil işçisi greve gider!

Fabrikada üretim durur!

Daha yetmiş-seksen yıllık geçmişi olan, feodalizm karşısında devrimci duruş sergileyen küçük burjuvazi; emeğin tanınırlığından daha çok kendi varlığını, varlığının sürekliliğini istemesinden o günün koşullarında polisler devreye girer.

Polisler, çalışma koşullarının düzeltilmesi için grev yapan tekstil işçilerine karşı harekete geçer! Kullandığı güç yetmezmiş gibi, işçiler fabrikaya kilitlenir!

O günden bu güne gelen belgeler grevde kırkbin işçinin olduğundan söz ediyor!

Bunlardan kaçının kilitlendiği belirsiz…

Ancak bir şey çok önemli;

O gün işçilerin kilitlendiği fabrikada yangın çıkıyor, bu yangında da yüzyirmidokuz kadın işçi yaşamını yitiriyor.

Yüzyirmidokuz kadın tekstil işçinin yanarak yaşamını yitirmesi o günkü koşullarda büyük yankı oluşturur. Onbinin üzerinde insan kalabalığı kadın çalışanları son yolculuğuna uğurla…

***

İlerleyen yıllarda başka işçi direnişleri yaşanır, yaşamlarını yitirenler olur.

Ancak yüzyirmidokuz kadın işçi yaşamını yitirmesi hiç akıllardan çıkmaz.

Feminist, kadın hakları savunucusu olarak da bilinen Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, tekstil işçisi kadınların çalışma yaşamındaki önemlerinin her zaman anımsanması gerektiğini öne sürerek her yıl “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün kutlanmasını önerir.

 Öneri oy çokluğuyla benimsenir…

***

Dünya Kadınlar Günü, Uluslar arası anlamda ilk kez 19 Mayıs 1911’de kutlandı.

Avrupa’nın birçok ülkesinde kadınlar alanlara indi…

Kadınlar bir yandan seçme-seçilme haklarını isterken,

Bir yandan da işleri konusunda meslek eğitimi,

Bir yanda da çalışma alanlarındaki kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını istediler…

Sosyal Demokrat Zetkin, 1921 yılında Lenin’le görüştü.

Görüşme sonucunda 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak benimsendi.

Yüzyılı aşkın geçen süreçte, zaman zaman bazı ülkelerde yasaklanmış olsa bile; dünya emekçi kadınları, yanarak yaşamını yitiren yüzyirmidokuz kadın işçiyi hiç unutmadı…

***

8 Mart Kadınlar Günü, bir tüketim günü değil.

8 Mart Kadınlar Günü, sistemin kasasını doldurma günü değil.

8 Mart Kadınlar Günü, vitrinlerde oynak rakamların yarıştığı gün değil.

8 Mart Kadınlar Günü, tevilerde reklam verecek gün değil.

8 Mart Kadınlar Günü, emekçinin cebinden alma günü değil.

8 Mart Kadınlar Günü, “dünya emekçi kadınlarını anma günü”…

YİNE TARIM, YİNE ÜRETİM…

Belediye başkan adaylarının “tarımda devrim yapacağız” demesini, bu amaçla ‘yeni’ yola çıktığını söylemesini hoş bulabiliriz da…

Belediye başkan adaylarının “üretenlerin yanında olmayı sürdüreceğiz” demesini, ‘yeni’ olmadıkları için, geçmiş dönem içerisinde yaptıklarını gözden geçirerek değerlendirmek zorundayız.

Öyle ya ne yaptınız Adana’nın tarımı için, geçen görev sürenizde?

“Portakal çiçeği karnavalı” düzenledik, demeyin sakın!

Daha ‘adını’ bile seçerken ortaya çıkan karmaşa sürüyor.

‘Festival’ değil de ‘karnaval’ denemsini kaçıncı yıl oldu ben çözemedim!

Bu “portakal çiçeği” günlerinde, narenciye üreticisine ne gibi yararlar sağlandı acaba, Adana üreticisine ‘yeni’ ne öğretti?

Adanalı aralarında her ikisini de demeyip ‘panayır’ diyor, biliyor musunuz?

Bir Adanalı seçmen olarak şunu sormam yanlış olmaz, şöyle ki;

Adaylar ‘projem var’ demekle ödevlerini yapmış sayılmıyorlar, onun içini açmak zorundalar.

Örneğin ‘tarımda devrim’ nasıl olacak?

Örneğin ‘yeni dönemde her tür üretime hangi katkı’ sağlanacak?

Geçtiğimiz günlerde, İzmir-Seferihisar’da belediyenin desteği ile gerçekleşen ‘kurutulmuş mandalinadan, limondan, portakaldan’ söz etmiştim. Bunu düşünen, Adana da bunu gerçekleştirmek isteyen bir aday var mı Adanalı bilmek istiyor.

Üretim derken, bir de Adanalı yazarlar var ki; ilerleyen günlerde yazacağım…

08 Mart 2019 - 18:02 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Etiketler :
İLGİLİ HABERLER
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

8 MART KADINLAR GÜNÜ…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ

istanbul escort

istanbul escort

bedava bahis

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

canlı bahis

deneme bonusu

deneme bonusu

bahis siteleri

mobil ödeme bahis

casino siteleri

kaçak bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

escort bursaescort mersin