ADANA’NIN BİLARDOCULARI
Manşet Haber 12.04.2019 00:26:18 0

ADANA’NIN BİLARDOCULARI

ADANA’NIN BİLARDOCULARI






Adana
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün ortaklaşa
düzenlediği  “Okullar arası Bilardo İl Birinciliği' tamamlandı.





Akademi
Bilardo Salonu'nda gerçekleştirilen müsabakalara 4 okuldan toplamda 40 sporcu
katıldı.





Bilardo İl Temsilcisi Akif Güvenmez, “Adana'da Bilardo oynayanların sayısı her gün artmakta. Sporcularımızla sık sık müsabakalar gerçekleştirerek bir araya geliyoruz. Farklı illerdeki yapılan müsabakalara iştirak ederek bilardo sevenlerle buluşma fırsatı buluyoruz” diye konuştu.









Dereceye
giren sporculara ödüllerini Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Okul Sporları
Şefi Ramazan Bahadır ve İl Temsilcisi Akif Güvenmez verdi.





Müsabakalar
sonunda dereceye giren sporcular şu şekilde:





Pool(
Cepli) Genç Kızlar A:





1.
Gülistan Ünsal





2.
Fatma Rana Demirci





3.
Ayşe Ceren Demirci





4.
Dilan Karakaya





Pool(
Cepli) Genç Erkekler A:





1.
Halil Can Akkaş





2.
İbrahim Çelik





3.
Yaşar Aykut Altıntop





4.
Enes Sağnak



YAZARLAR

İfral TURGUT

BAHARI BEKLERKEN Hüseyin Öğretmen Artvin’e atanmıştı. Kendisini sevdirdi yeni tanıdıklara. Derin dostluklar kurdu. Ev sahibi ile de dost olmuştu. Hüseyin’i evladı gibi seven ev sahibi artık evlilik zamanının geldiğini söyleyerek onu Melahat ile tanıştırdı. İki genç birbirlerini beğendi ve evlenmeye karar verdiler. Hüseyin bu durumu ailesine bildirdi ama ailesi bu durumdan hiç memnun olmadı. Şiddetle karşı çıktılar. Çünkü kendilerinin de bir gelin adayı vardı. Tüm engelleme çabalarına rağmen Hüseyin Melahat ile evlendi. Uzun yıllar evli kaldılar ve iki çocukları oldu. Yaşananlar çeşitli problemler doğuruyor, problemler, beraberinde sağlık sorunlarını getiriyordu. Yıl, 1984. Bir gün kapı çalındı. Gelen kendisinden 12 yaş küçük, ama gençlik yıllarında birlikte futbol oynadıkları Sami Demirtuna idi. Sami yıllardır Almanya’da çalışıyordu. Orada meslek okuluna gitmiş, terapist olmuştu. Sami, “Nasılsın ağabey,” diye sorunca. Hüseyin, ona uzun uzun baktı… Bakışlarında hayata karşı duyduğu küskünlüğü, kırgınlığı ve tükenmişliği vardı. Cılız bir sesle, “Yorgunum dostum, yorgunum. Vefasız yıllara, vefasız yakınlarıma dargınım ,” dedi. Sami, Hüseyin’in elini tuttu, “Merak etme iyileşeceksin, yine tüm dostlar bir araya geleceğiz,” dedi. Sonra kalktı, kapıda veda ederken, Melahat Hanım, hastalığın adını söyledi: Kanser. Soğuk bir geceydi. Sami o gün yaşadıklarından çok etkilenmişti. Bir kağıt kalem aldı eline ve içini döktü kağıda. Şiir bittikten birkaç gün sonra, tekrar gitti arkadaşının yanına ve şiiri okudu. Hüseyin mutlu olmuştu. Sevindi, teşekkür etti. Daha sonra Sami şiiri, Selçuk Tekay’a verdi. Şiir aylar sonra şarkıya dönüştü. Sami bu sefer şarkıyı telefonda Hüseyin’e dinletmek istedi. Heyecanla çevirdi numaraları. Telefondaki ses buz gibiydi: “Hüseyin Beyi kaybettik.” Baharı beklerken ömrüm kış oldu Gözümde her zaman biraz yaş oldu En güzel duygular bana düş oldu Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık Tutmadı ellerim sıcak elleri Duymadım aşk denen tatlı sözleri Taşıdım gönlümde acı izleri Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık İçimde ateşler söndü kül oldu Aşk bahçem kurudu sanki çöl oldu Yar bildim o bile bana el oldu Yorgunum dostlarım, yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık. HÜSEYİN’E KENDİNİ ANLATAN ŞARKIYI DİNLEMEK KISMET OLMADI. • AMA SİZ O ŞARKIYI SÖYLERKEN VEYA DİNLERKEN HÜSEYİNİ ANARSINIZ HERHALDE.

31° / 16.7°