Adana Ulus
İfral TURGUT

ATATÜRK DE AĞLADI-I

ATATÜRK DE AĞLADI-I
Bu haber 11 Ocak 2019 - 7:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Atatürk trenle Eskişehir’e gitmektedir. Emir Eri Ali Çavuş, kompartımanın kapısı önünde nöbet tutmakta ve sigara üstüne sigara içmektedir.

Bu arada Atatürk’ün annesinin ölüm haberi bir telle bildirilmiş, çekilen bu tel ise Ali Çavuş’un elindedir. Ali Çavuş bir türlü, içerde uyuyan Atatürk’ü uyandırıp elindeki teli O’na verme cesaretini gösteremez.

Birden Mustafa Kemal seslenir. Ali Çavuş sıçrar, kompartımanın kapısını açar veselâm durur:

-“Emret Paşam!”

Mustafa Kemal yatağa oturmuş vaziyette ve telaşla sorar:

-“Annemden bir haber var mı?”

-“Az önce bir telgraf geldi,” dediler. “Şifreyi çözünce size sunacaklar.”

-“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım,”der Mustafa Kemal.

.

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışır ve merakla sorar:

-“Nedir olan, ne haber aldın ki Paşam? Hayır haberdir inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatır:

-“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana bir şeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiçbir şey.” Ve emreder;

-“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar, metin olmaya çalışır, biraz kendine çeki düzen verir ve tekrar içeri girer, selâm durur ve:

-“Sen sağ ol Paşam” der. Mustafa Kemal:

-“Millet sağ olsun,” diye karşılık verir.

Gözünden iri bir damla gözyaşı akıvermiştir. Ali Çavuş:

-“Ağlama Paşam.” diye yalvarır.

-“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım; ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da teselli bulurum. Benim için ikisi de bir…”

AĞLAR, ANASIYLA ANAVATANI BİR TUTAN, MUSTAFA.

  • ÇÜNKÜ O DA BİR EVLAT AMA HER ŞEYDEN ÖNCE BİR İNSANDIR.

ATATÜRK DE AĞLADI-II

Savaş tüm hızıyla devam etmektedir. Atatürk Kurtuluş Savaşının nasıl olsa kazanılacağını   bilir ama daha büyük bir savaşın eğitim alanında verilmesi gerektiğini düşünür durur..

16-21 Temmuz 1921 günleri Ankara’da Birinci Maarif Kongresi adıyla bir kurultay toplar ve  cepheden gelerek Kurultayın açılışını bizzat kendisi yapar. Ülkenin önde gelen bilim adamları ve eğitimcileri katılır Kurultaya. Açış konuşmasında der ki,

-“Bugüne kadar izlenen eğitim yöntemlerinin, ulusumuzun gerileme tarihinde etken olduğu kanısındayım. Onun için, ulusal eğitimden söz ederken, geçmişin boş inançlarından, yaratılışımızın nitelikleriyle hiç de bağdaşmayan yabancı düşüncelerden, Doğu’dan ve Batı’dan gelen tüm etkilerden uzak, ulusal yaratılış ve tarihimize uygun bir kültür düşünüyorum. Herhangi bir yabancı kültür, şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerinin yıkıcı sonuçlarını yineletebilir.”

Ve  Mustafa Necati’yi Maarif Vekilliğine atar. Ardından da ikaz eder,

Çocuklarımızı, insanlarımızı okutacaksan iyi okut. İyi okutamazsan, bırak kendi hallerine. Onların kendi halleri az okumuşluktan, kötü okumuşluktan daha iyidir.” .

Yorulmak bilmez M. Necati ve Cumhuriyet’in eğitim ilkelerini şu genelgeyle duyurur:            – ”Türkiye’de herkesin ulusal ve dünyevi, modern ve demokratik bir eğitim alması esastır.

Eğitimin ulusal olmasından amaç, gençleri, yaşayan bütün kurumları, düşünce ve ülküleriyle ulusal topluma uydurmaktır. Dünyevi kelimesinden hedeflenen amaç eğitimin LAİK  olması, düşünceyi daraltan ve vicdan özgürlüğünü yok eden her türlü dinsel etkiden uzak tutmak demektir.” 

            İşte ana başlıklarıyla yaptıklarından bazıları:

  • Köy Enstitülerinin kuruluşunu hazırlar.
  • Eğitimi yurdun en uzak köşelerinden başlatır.
  • Öncüsü olduğu Millet Mekteplerinde, her yıl 500.000 kişi okuma yazma öğrenir
  • Öğretmen yetiştiren kurumların şahını, Gazi Eğitim Enstitünü kurar.
  • Halk Dersanelerini açarak bütün yurda yayar.
  • Anayasaya 1937’de giren laiklik kavramını eğitimde kullanır.
  • Amerika’da yasaklanan Darvin’in Evrim Kuramını 1925’te okullarda okutur.

Ve daha bir sürü devrim…Peki sonuç? Hemen birçok çevre tarafından komünistlik vedinsizlikle suçlanır.

Henüz 35 yaşında… Ankara Numune hastanesinde yatmaktadır. Teşhis sonradan anlaşılır. Apandisit apsesidir.

1929’un yılbaşı akşamı… Atatürk ve arkadaşları Ankara Palasta baloya hazırlanmakta, arkadaşları köşkte hazırlanmasını beklemektedir. Sadece bir araba vardır. Hep beraber gideceklerdir. O sırada hastaneden Necati’nin ölüm haberi gelir.

Biraz sonra Atatürk merdivenlerden iner. Herkes adeta saklanacak bir yer aramaktadır.

Garipliği sezer Atatürk ve

-“Yoksa, hastaneden haber mi geldi?” diye sorar. Herkes başını öne eğince, izin ister, bitişik odaya geçer ve için için ağlar, o devrimciye, dava arkadaşına. 

DEMİŞTİM…

  • BÜYÜK LİDERDİ, BÜYÜK ASKERDİ, BÜYÜK DEVLET ADAMIYDI.

AMA HER ŞEYDEN ÖNCE…

  • İNSANDI. DOSTTU, ARKADAŞTI.
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER