DEMİRTAŞ’TAN 10 OCAK MESAJI
GÜNCEL 9.01.2018 10:19:12 0

DEMİRTAŞ’TAN 10 OCAK MESAJI

DEMİRTAŞ’TAN 10 OCAK MESAJI

Adana Valisi Mahmut Demirtaş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Vali Demirtaş’ın mesajı şöyle:
“Küreselleşen dünyamızda teknolojik gelişmelerin hızla yenilenmesi ile etkinliği her geçen gün daha da artan basın kuruluşları; haberleşme özgürlüğünün kullanılmasında ve vatandaşlarımızın kendi fikirlerini ifade edebilmesinde büyük önem arz etmektedir.
Tüm bunların yanı sıra toplumsal sorunlar karşısında kamuoyu oluşturmak, vatandaş ve devlet arasında köprü kurmak gibi önemli misyonları da yüklenen gazetecilerimiz, demokrasinin ve sivil toplum örgütlerinin güçlenmesi ve gelişmesine de katkı sağlamaktadır.
Basın özgürlüğünün tesisine esas oluşturması açısından kişilerin haber alma hakkının korunması, ancak gazetecilerin rahat, huzurlu ve güvenli bir ortamda çalışmalarının temini ile mümkündür. Bizler de bu anlayışla önemli bir kamu hizmetini icra eden gazetecilerimizin daha iyi şartlarda, daha iyi sosyal imkanlara kavuşarak görevlerini yapmaları için elimizden gelen gayreti göstermekteyiz.
Bu duygu ve düşüncelerle gündeme taşıdıkları konularla ilimizin gelişmesine katkı sağlayan yerel gazetecilerimiz başta olmak üzere, basın meslek ilkeleri doğrultusunda görevlerini başarıyla yerine getiren tüm basın camiasının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüʹnü kutlar; sağlık, mutluluk ve başarı dolu günler temenni ederim.”

YAZARLAR

İfral TURGUT

BAHARI BEKLERKEN Hüseyin Öğretmen Artvin’e atanmıştı. Kendisini sevdirdi yeni tanıdıklara. Derin dostluklar kurdu. Ev sahibi ile de dost olmuştu. Hüseyin’i evladı gibi seven ev sahibi artık evlilik zamanının geldiğini söyleyerek onu Melahat ile tanıştırdı. İki genç birbirlerini beğendi ve evlenmeye karar verdiler. Hüseyin bu durumu ailesine bildirdi ama ailesi bu durumdan hiç memnun olmadı. Şiddetle karşı çıktılar. Çünkü kendilerinin de bir gelin adayı vardı. Tüm engelleme çabalarına rağmen Hüseyin Melahat ile evlendi. Uzun yıllar evli kaldılar ve iki çocukları oldu. Yaşananlar çeşitli problemler doğuruyor, problemler, beraberinde sağlık sorunlarını getiriyordu. Yıl, 1984. Bir gün kapı çalındı. Gelen kendisinden 12 yaş küçük, ama gençlik yıllarında birlikte futbol oynadıkları Sami Demirtuna idi. Sami yıllardır Almanya’da çalışıyordu. Orada meslek okuluna gitmiş, terapist olmuştu. Sami, “Nasılsın ağabey,” diye sorunca. Hüseyin, ona uzun uzun baktı… Bakışlarında hayata karşı duyduğu küskünlüğü, kırgınlığı ve tükenmişliği vardı. Cılız bir sesle, “Yorgunum dostum, yorgunum. Vefasız yıllara, vefasız yakınlarıma dargınım ,” dedi. Sami, Hüseyin’in elini tuttu, “Merak etme iyileşeceksin, yine tüm dostlar bir araya geleceğiz,” dedi. Sonra kalktı, kapıda veda ederken, Melahat Hanım, hastalığın adını söyledi: Kanser. Soğuk bir geceydi. Sami o gün yaşadıklarından çok etkilenmişti. Bir kağıt kalem aldı eline ve içini döktü kağıda. Şiir bittikten birkaç gün sonra, tekrar gitti arkadaşının yanına ve şiiri okudu. Hüseyin mutlu olmuştu. Sevindi, teşekkür etti. Daha sonra Sami şiiri, Selçuk Tekay’a verdi. Şiir aylar sonra şarkıya dönüştü. Sami bu sefer şarkıyı telefonda Hüseyin’e dinletmek istedi. Heyecanla çevirdi numaraları. Telefondaki ses buz gibiydi: “Hüseyin Beyi kaybettik.” Baharı beklerken ömrüm kış oldu Gözümde her zaman biraz yaş oldu En güzel duygular bana düş oldu Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık Tutmadı ellerim sıcak elleri Duymadım aşk denen tatlı sözleri Taşıdım gönlümde acı izleri Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık İçimde ateşler söndü kül oldu Aşk bahçem kurudu sanki çöl oldu Yar bildim o bile bana el oldu Yorgunum dostlarım, yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık. HÜSEYİN’E KENDİNİ ANLATAN ŞARKIYI DİNLEMEK KISMET OLMADI. • AMA SİZ O ŞARKIYI SÖYLERKEN VEYA DİNLERKEN HÜSEYİNİ ANARSINIZ HERHALDE.

31° / 16.7°