SON DAKİKA

Adana Ulus
Üstün ÖNGEL

EMPATİ mi HEMHÂL OLMAK mı?

EMPATİ mi HEMHÂL OLMAK mı?
Bu haber 13 Haziran 2019 - 23:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Gelin dostlar, hemhâl olalım…
Türkçeye “empati” terimi, psikoloji bilimi aracılığıyla girdi dense yeridir. Özellikle psikolojik yardım hizmetlerinde, danışmanın kendini danışan kişinin yerine koyabilmesini, yani danışan kişinin sorunlarını içine girerek anlamasını tanımlar. Genel olarak, bir insanın kendini başka birinin yerine koyabilmesi diyebiliriz empati için.
Batılı psikologlarca, bireyselliğin öne çıktığı söylenen Batı kültürlerinde, bireylerin, ‘ayrışmış’ ve ‘bağımsız’, toplulukçuluğun (collectivism) öne çıktığı söylenen Batı harici kültürlerde ise, ‘bağımlı’ oldukları iddia ediliyor.
Bu savın bir uzantısı olarak da, psikolojide bireycilik-toplulukçuluk ve dolayısıyla bağımlılık-bağımsızlık ekseninde gerçekleştirilmiş çok sayıda araştırmaya rastlayabilirsiniz.
Bu araştırmalar içinde Batılı psikologlar tarafından yürütülenlerin tamamına yakını, kültür-merkezci (ethnocentric) bir yaklaşıma dayandığı için, Batılı bireyi ‘modern’ toplumda olması gereken ‘ideal’ birey olarak görme yanlışına düşmüştür. Batılı psikologlar, Batı harici kültürlerdeki bireylerin de, modernleşme sürecinde bu ideal bireye doğru gelişeceğini öngörmüşlerdir.
Oysa, görece yakın zamanda gerçekleştirilen bazı araştırmalar (örneğin, Türkiye’den Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın, Figen Karadayı’nın çalışmaları), Batı harici kültürlerin, kendi iç dinamiği içinde bir gelişme çizgisi yakaladığını ve dolayısıyla gelişme/değişme sürecinde, bu kültürlerde bireylerin, Batı’nın öngördüğü ideal bireye doğru yönelmediğini göstermiştir.
Bu çalışmalarda, Batılı psikologların savunduğu kavramlar yerine, örneğin ‘ilişkili özerklik’ diye kültüre özgü yeni bir kavram üzerinde durulmuş ve Türkiye’de bireyin hem yakın ilişkileri/bağları koruyabileceği hem de özerk hareket edebileceği tartışılmıştır.
Japonya örneği de, modernleşme ile Batı’daki gibi bir “birey” profilinin oluşmasının şart olmadığını göstermiştir.
Özetle, Türkiye’de ve diğer Batı harici kültürlerde yürütülen bu araştırmalar ve tartışmalar, Batılı psikologların evrensel bilgi diye sunduğu bilginin her kültürde doğrulanmadığını göstermiştir.
‘Empati’ kavramına yakından baktığımızda da benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz. Empati, eğer Batılı psikologların Batılı bireye ilişkin varsayımlarını olduğu gibi kabul edersek, Batı kültürlerinde ‘ayrışmış’ ve ‘bağımsız’ olduğu söylenen bir bireyin, ‘başka’ bir bireyin (ötekinin) dünyasına girebilmesini tanımlıyor diyebiliriz. Ama belki de, empati, ayrışmış ve bağımsız bireylerin değil de, ilişkisiz, yalnız, ve bağsız bireylerin bir araya geldiği anda ortaya çıkan ihtiyaçtan doğuyordur. Eğer öyleyse, psikolojik yardım hizmeti içinde, bir tekniğe dönüşen empatiyi de başka bir gözle değerlendirebiliriz.
Profesyonel bir ilişkide, danışman-danışan ilişkisinde, danışmanın danışanla arasındaki mesafeyi korumaya baştan sona özen gösterdiği ilişkide, doğal olarak danışman, danışanın ‘hâlini’ anlamakta/kavramakta zorlanacaktır. İşte bu zorlanma sonucu, danışman, danışanın dünyasına girebilmek için yollar arayacaktır kendine. Kanımca empati, bu arayışın sonucu ortaya çıkan bir kavramdır ve aynı zamanda, psikolojik yardım hizmetine ilişkin Batıda hakim olan profesyonel geleneğe, yani danışmanın danışanla arasındaki mesafeyi korumasına, hizmet etmektedir.
Türk kültürüne yüzümüzü döndüğümüzde, empati kavramının nasıl bir karşılık bulabileceğini sormamız gerektiğine inanıyorum. Eğer küreselleşme gerçekten toplumumuzu ve bireyleri baştan aşağı etkilemişse ve Batılılaşmışsak, dolayısıyla danışman-danışan ilişkisi de Batı’daki örnekleriyle aynı içeriğe sahipse, ortada tartışacak bir konu da yok demektir. Fakat ben hiç de öyle olmadığı kanaatindeyim.
Kültürlerin kendine özgü kavramları, eskiye kıyasla daha bir önem kazanmış durumda, zira bu kültürlerarası karşılaşma, her kültürün kendi kavramlarını da yeniden gözden geçirmesi gerekliliğini karşımıza çıkarıyor. Aksi takdirde kültürel benliklerin yok olması işten bile değil.
Dolayısıyla yukarıda genişletmeye çalıştığım tartışma bağlamında, empati kavramının Türk kültüründe tam karşılığı olmadığını, zorlama sonucu, özellikle danışman-danışan ilişkisi içine yerleştirildiğini düşünüyorum. Birçok mesleki pratiğin genel ilkelerini ve kavramlarını hiç kaygı duymadan olduğu gibi Batı’dan ithal ettiğimiz için, empati kavramı da Türkiye’de psikolojik yardım uygulamalarında aynen kullanılıyor.
Oysa, Türk kültürünü sadece tarih kitaplarının tozlu sayfalarında aramayıp, geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan çizgide yaşayabilsek, kullanımdan tamamen kalkmamış olduğuna inandığım güzelim hemhâl sözcüğünü hatırlayabileceğiz.
Özellikle bir psikolojik görüşme tekniğine ve bir araca dönüştürülmüş empati, olmayacak bir şekilde bir insanın başka bir insanın gerçeğine girmesine tanımlıyorken, hemhâl olmak, iki veya daha çok sayıda kişinin aynı ‘hâli’ yaşamasını tanımlıyor.
İlk bakışta, özellikle de Batılı bir bakışta, hemhâl olmak ayrı ayrı bireylerin bağımsız varlığını yok saymaya yol açarmış gibi görünebilir.
Ama zihinlerde oluşmuş kalıplardan sıyrılabildiğimizde, hemhâl olmanın nasıl zengin çağrışımlarla yüklü olduğunu görebiliriz.
Tek başına ‘hâl’, çok zengin bir içeriğe sahip. Hem fiziksel, hem duygusal, hem zihinsel olanı, üstelik de bunları birbirinden ayırmadan kapsıyor. Batının klasik zihin-beden ayrımını uzakta tutarak, topyekûn varlığı ve varoluşu öne çıkarıyor.
Hemhâl olmak da, deyim yerindeyse bu birlikte varoluşa işaret ediyor. İster danışman-danışan ilişkisinde, ister gündelik hayatta kurduğumuz ilişkilerde bu varoluşu hayata geçirebiliriz.
Kaldı ki, danışman-danışan ilişkisi diye ayrı bir ilişki kategorisi belirlemek de tamamen karşısında durduğum bir yaklaşım. Hemhâl olmak, empati gibi bir tekniğe dönüştürülecek, içi boşaltılacak, profesyonelizmin içine yerleştirilecek bir kavram değil.
O nedenle de, klasik danışman-danışan ilişkisini de gözden geçirmemize, hatta baştan aşağı sorgulamamıza vesile olacak bir kavram. Umarım modern hayatımızda da hak ettiği yeri bulur.
Gelin dostlar, hemhâl olalım…
Üstün Öngel
13 Haziran 2019, Adana

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
sakarya escort bayansakarya escort bayansakarya escort bayanmaltepe escortsakarya escort bayansakarya escort bayan
SON DAKİKA