ALPARSLAN: SUYU KORUMAK, YAŞAMI VE BARIŞI KORUMAKTIR!
YAŞAM 24.03.2024 10:40:00 0

ALPARSLAN: SUYU KORUMAK, YAŞAMI VE BARIŞI KORUMAKTIR!

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, suyun yerine başka bir şeyin konulamadığı, tüm canlılar için temel yaşam kaynağı olduğunu, yaşam için gerekli her hücre, doku, organ ve sistemin suya ihtiyaç duy

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, suyun yerine başka bir şeyin konulamadığı, tüm canlılar için temel yaşam kaynağı olduğunu, yaşam için gerekli her hücre, doku, organ ve sistemin suya ihtiyaç duyduğunu, insan sağlığı için gerekli olan kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin de su ile alındığını kaydetti.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şehmus Alparslan, suyun yerine başka bir şeyin konulamadığı, tüm canlılar için temel yaşam kaynağı olduğunu, yaşam için gerekli her hücre, doku, organ ve sistemin suya ihtiyaç duyduğunu, insan sağlığı için gerekli olan kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin de su ile alındığını kaydetti.

“İçilebilir Su Kaynaklarımız Sınırlı” diyen Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Şehmus Alparslan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Yeryüzünde 1 milyar 338 milyon km3 hacminde su olduğu hesaplanmaktadır. %96,5’i okyanuslar ve denizlerde, insanların sağlıklı ve ekonomik bir biçimde kullanamayacağı tuzlu su şeklindedir. Buzullar 24 milyon km3 ve tuzlu yeraltı suları 12 milyon 870 bin km3 ile diğer su kaynaklarıdır. İnsanların evde, tarımsal ve sanayi üretiminde güvenle tüketecekleri su kaynakları dünyadaki toplam su kaynaklarının ancak %2,5 gibi küçük bir kısmıdır.

Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı, kaynakların kirlenmesi ve nüfus artışı ile birlikte yıldan yıla azalış göstermektedir. Bu miktar 2000 yılında 1.652 m³ iken, % 19 azalışla 2021 yılında 1.342 m3 olmuştur. 2040 yılı tahminlerine göre 1120 m3 ile “su baskısı yaşayan ülkeler” arasında yer alacağı öngörülmektedir.

Su yaşamın kaynağı olmasına rağmen, 1,2 milyar insan güvenilir içme suyuna ulaşamıyor. 2050 yılına kadar 350 milyon insanın şiddetli kuraklık nedeniyle su kıtlığı ile karşı karşıya kalacağı öngörülüyor.

İçilebilir Su Kaynaklarının Kirliliği Her Geçen Gün Artıyor

Su kaynaklarımız ev, sanayi ve maden atıklarının arıtılmaması, tarımda kontrolsüz pestisit ve hatalı gübre kullanımı, tarım arazilerinin azalması, sanayi işletmelerinin çevreyi ve suyu koruma konusunda duyarsız olmaları gibi pek çok etken sonucunda hızla kirlenmektedir. Bu durumdan gelişmekte ve az gelişmiş ülke nüfusları olumsuz etkilenmekte ve zarar görmektedir. Artan dünya nüfusu ve iklim değişikliğinin son yıllarda iklim krizine dönüşmesi de, su kaynaklarımızın korunmasının önemini artırmaktadır.  

Su Adil Dağılmıyor

İçilebilir su kaynakları ne yazık ki dünyanın her yerine eşit dağılmıyor. Şanslı bölgeler yağış alırken, bazıları ya çok az ya da hiç yağış almıyor.  Dünya nüfusunun yarısından fazlasına sahip Asya kıtası su kaynaklarının %36'sına sahipken; dünya nüfusunun sadece %6’sının yaşadığı Güney Amerika kıtasında kaynakların %26’sı bulunmaktadır.

Su sıkıntısının en fazla yaşandığı Afrika kıtasında ise, sorun yetersiz kaynak değil, suyun adil paylaşılmamasıdır. Avrupa ile aynı nüfusa, ancak daha zengin su kaynağına sahip olan Afrika kıtasında, su kaynaklarının ticarileştirilmiş olması, kıta halkının suya erişimindeki en önemli engeldir. Son 20-25 yıllık süreçte suyun metalaştırıldığı küresel politikalar sonucunda,  dünya nüfusunun yaklaşık %5'inin kullandığı suyun yönetimi uluslararası şirketlere geçmiştir. 

Suyun barışı sağlama ya da çatışmalara yol açma potansiyeli var. 

Suyun yetersiz olması, kirlenmesi ve erişimin zorlaşması gibi sorunlar, ülkeler arasındaki gerilimleri artırabileceği gibi, adil paylaşımı da küresel barış, istikrar ve refahı sağlama gücüne sahiptir. Ulusal sınırları dışında kalan su kaynaklarına bağımlı 3 milyardan fazla insanın, 24 ülke tarafından işbirliği anlaşmaları ile paylaşılan su kaynaklarına ulaşamaması, su yönetimi ve iş birliğinin önemini gözler önüne sermektedir.

Su kaynaklarının korunması, ortak yönetimi ve adil paylaşımı, küresel barış, güvenlik ve istikrarı sağlamanın yanı sıra, gelecek nesillere yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak için de gerekliliktir. Bu bağlamda uluslararası diyalog ve işbirliği, su kaynakları konusundaki çatışmaları önlemek ve çözmek için önem taşımaktadır.

Suyun Gelecek Nesiller İçin Korunması gerekiyor

Su doğal bir kaynak olmanın ötesinde sağlık, hijyen, tarım, ekonomi ve ekosistemler için hayati önem taşımaktadır. Su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi, arıtma teknolojileri ile evsel ve endüstriyel atık suyun geri kazanılması, yağmur suyunun toplanması ve depolanması, suyun verimli kullanımı gibi uygulamalar su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bu amaçla sanayi şirketleri, belediyeler ve kamu kuruluşları yeterli bütçe ayırmalı, denetlemeler etkin şekilde gerçekleştirilmelidir.

“Kirleten öder veya temizler” kuralının benimsenmesi, kaçak ve kayıpların önlenmesi,  yağmur sularının şehirlerin kanalizasyon şebekelerinde yok olup gitmesini engellemek için yerel yönetimlerin su toplama kanalları yapması,  binalarda “yağmur suyu toplama tankı” zorunluluğu olması gibi tedbirler de su tasarrufu açısından önemlidir. Bunun yanında, evlerde suyun bireyler tarafından tasarruflu kullanılması, başta banyo ve tuvalet olmak üzere alınacak basit önlem ve uygulamalarla su israfının önlenmesi de, gelecek nesillere bırakılacak en kıymetli miraslardandır. 

Ülkemizde belediyeler içme ve kullanma suları ile atık sular için şebeke sisteminin oluşturulması, yer altı ve yer üstü sularının tüketicilere sağlıklı şekilde ulaştırılması ve arıtma sistemlerinin kurulmasından sorumlu iken, Sağlık Bakanlığı da kontrolünden sorumludur. Kurumların görev ve denetimlerini etkin biçimde yapması, tüketicilerin güvenli suya ulaşmasının temel anahtarıdır. 

Suyu Korumak, Yaşamı Korumaktır, Barışı Korumaktır. “


YAZARLAR

İfral TURGUT

BAHARI BEKLERKEN Hüseyin Öğretmen Artvin’e atanmıştı. Kendisini sevdirdi yeni tanıdıklara. Derin dostluklar kurdu. Ev sahibi ile de dost olmuştu. Hüseyin’i evladı gibi seven ev sahibi artık evlilik zamanının geldiğini söyleyerek onu Melahat ile tanıştırdı. İki genç birbirlerini beğendi ve evlenmeye karar verdiler. Hüseyin bu durumu ailesine bildirdi ama ailesi bu durumdan hiç memnun olmadı. Şiddetle karşı çıktılar. Çünkü kendilerinin de bir gelin adayı vardı. Tüm engelleme çabalarına rağmen Hüseyin Melahat ile evlendi. Uzun yıllar evli kaldılar ve iki çocukları oldu. Yaşananlar çeşitli problemler doğuruyor, problemler, beraberinde sağlık sorunlarını getiriyordu. Yıl, 1984. Bir gün kapı çalındı. Gelen kendisinden 12 yaş küçük, ama gençlik yıllarında birlikte futbol oynadıkları Sami Demirtuna idi. Sami yıllardır Almanya’da çalışıyordu. Orada meslek okuluna gitmiş, terapist olmuştu. Sami, “Nasılsın ağabey,” diye sorunca. Hüseyin, ona uzun uzun baktı… Bakışlarında hayata karşı duyduğu küskünlüğü, kırgınlığı ve tükenmişliği vardı. Cılız bir sesle, “Yorgunum dostum, yorgunum. Vefasız yıllara, vefasız yakınlarıma dargınım ,” dedi. Sami, Hüseyin’in elini tuttu, “Merak etme iyileşeceksin, yine tüm dostlar bir araya geleceğiz,” dedi. Sonra kalktı, kapıda veda ederken, Melahat Hanım, hastalığın adını söyledi: Kanser. Soğuk bir geceydi. Sami o gün yaşadıklarından çok etkilenmişti. Bir kağıt kalem aldı eline ve içini döktü kağıda. Şiir bittikten birkaç gün sonra, tekrar gitti arkadaşının yanına ve şiiri okudu. Hüseyin mutlu olmuştu. Sevindi, teşekkür etti. Daha sonra Sami şiiri, Selçuk Tekay’a verdi. Şiir aylar sonra şarkıya dönüştü. Sami bu sefer şarkıyı telefonda Hüseyin’e dinletmek istedi. Heyecanla çevirdi numaraları. Telefondaki ses buz gibiydi: “Hüseyin Beyi kaybettik.” Baharı beklerken ömrüm kış oldu Gözümde her zaman biraz yaş oldu En güzel duygular bana düş oldu Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık Tutmadı ellerim sıcak elleri Duymadım aşk denen tatlı sözleri Taşıdım gönlümde acı izleri Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık İçimde ateşler söndü kül oldu Aşk bahçem kurudu sanki çöl oldu Yar bildim o bile bana el oldu Yorgunum dostlarım, yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık. HÜSEYİN’E KENDİNİ ANLATAN ŞARKIYI DİNLEMEK KISMET OLMADI. • AMA SİZ O ŞARKIYI SÖYLERKEN VEYA DİNLERKEN HÜSEYİNİ ANARSINIZ HERHALDE.

31° / 16.7°