Adana Ulus
Filiz YARICI ATIŞ

Lütfen Elini Bedenimden Çek!!!

Lütfen Elini Bedenimden Çek!!!
Bu haber 01 Haziran 2016 - 11:13 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Üreme Sağlığı; “Üreme sistemi, işlevleri ve süreci ile ilgili sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin olmasıdır”. Üreme Sağlığı aynı zamanda, insanların tatmin edici ve güvenli bir cinsel yaşamlarının olması, üreme yeteneğine sahip olmaları, üreme yeteneklerini kullanmada karar verme özgürlüğüne sahip olmaları demektir. Aile Planlamasından Üreme Sağlığına Geçiş Son 30 yıllık dönemde, sağlık alanında önemli gelişmeler sonucunda; beklenen yaşam süresi artmış, anne ve çocuk ölümlerinde azalma kaydedilmiştir. Başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya 1960’lı yıllarda, kontrolsüz nüfus artışının ekonomik ve sosyal kalkınma üzerindeki olumsuz etkileri konusuna odaklanmaya başlamıştır. 1970’lerde demografi ağırlıklı yaklaşım, 1980’lerde yerini sağlıkla ilgili kaygılara, 1990’larda ise, artık insanların hakları ve ihtiyaçları üzerine odaklanmaya bırakmıştır Türkiye’nin Nüfus Politikaları Ve Aile Planlaması Türkiye 1923’den sonra doğurganlığı özendirici (pronatalist) bir politika izlemiştir. 1955-1960 yılları arasında doğum hızı artmaya başlamış ve ürkütücü olmaya başlamıştır. Nüfus artış hızının %3’e ulaşması yanı sıra isteyerek yapılan düşüklerin artışını ve anne ölümlerindeki artışı da getirmiştir. Özellikle isteyerek kişilerin kendileri tarafından başlatılan düşüklere bağlı anne ölümlerinin artması, anne ölümlerini de azaltabilmek için nüfus politikalarının doğurganlığın azaltılması yönünde değiştirilmesi gereğini ortaya koymuştur. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisindeki uzun tartışmalardan sonra doğurganlığın azaltılması yönünde (antinatalist) bir politika benimsenmiş ve 557 no’lu ilk nüfus planlaması yasası kabul edilmiştir. Bu yasa temelinde Türkiye’de yıllar boyu sağlanan aile planlaması hizmetleri ancak belli bir düzeye ulaşabilmiştir. Bu yasadan sonra kontraseptif yöntem kullanımı artmıştır. Ancak yasal olmamasına karşın isteyerek düşüklerin giderek arttığı görülmüştür. Provoke düşüklere bağlı anne ölümleri görülmeye devam etmiştir. 1981 yılında 450 bin kadının düşük yaptığı ve bunun neredeyse 300 bininin isteyerek düşük olduğu tahmin edilmektedir. Bu da 1965’de yürürlüğe giren yasanın Türkiye’de isteyerek düşüğü önlemekte yetersiz kaldığını göstermektedir. 1983’de 2827 no’lu ikinci Nüfus Planlaması Yasası kabul edilmiş, ancak uygulamaya 1984’de geçirilebilmiştir(AİLE PLANLAMASI DANIŞMANLIĞI, ÜREME SAĞLIĞINA GİRİŞ, T.C.Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Ankara, 2009).

Kadının statüsü ve üreme sağlığı ilişkisi son yılların tartışma konularını oluşturmaktadır. Kadının kendi doğurganlığını kontrol edebilmesi statüsünü yükseltmektedir, ancak bunun tersi de doğrudur. Kadının değerinin doğurduğu çocuk sayısıyla ölçüldüğü toplumlarda, doğurganlığını kontrol etme ve sınırlama gücü olmamaktadır. Araştırmalar kadın eğitiminin ve kadının para getiren bir işte çalışmasının üreme sağlığını olumlu etkilediğini göstermektedir. Günümüzde kadınların sağlık gereksinimleri artık sadece “anne” olarak değil, “kadın” olarak yaşamın her alanında ele alınması gerekmektedir. Ülkemiz üreme sağlığı alanında son yıllarda başarılı göstergelere sahiptir. Nitelikli sağlık profesyoneli hizmeti ve uygulamaları sayesinde gerek anne gerekse bebek ölüm hızlarında olumlu gelişmeler görülmüştür. Kadın sağlığı ile ilgili kararlar siyasi malzeme olmamalıdır. Bir siyasetçinin görevi ülke sorunlarına sağlıklı ve kalıcı çözümler bulmaktır. Bugün ülkemizde karar verilmesi ve çözülmesi gereken binlerce sorunumuz varken, aile planlaması kullanmayın demek neyin çözümüdür? Aile planlaması kullanmazsak ülkeye barış gelecek mi, aile planlaması kullanmazsak kadın cinayetleri bitecek mi, aile planlaması kullanmazsak çocuk tecavüzleri bitecek mi, aile planlaması kullanmazsak ülkemizde yolsuzluk bitecek mi, aile planlaması kullanmazsak her gün yeni bir şehit vermekten kurtulacak mıyız, aile planlaması kullanmazsak analar gülecek mi…Bir siyasetçinin ülkesinde yaşayan  kadınların ne zaman ve kaç tane doğuracağına, kürtajına, doğum şekline karar verebilmesi için o ülkenin kadın sağlığı ve haklarının üst düzeyde olması gerekir. Ayrıca o ülkenin kadınlarının zeka sorunları mı var ki siyasiler buna karar veriyor? Ülkemizde çalışan kadınların doğum izin hakları çok iyi de biz mi bilmiyoruz acaba? Cevabı olmayan sayısız soru var kafamda. Bir siyasetçi öncelikle bu sorulara cevap vermeli. Ülkemizde hala çözülemeyen bir doğu, güneydoğu sorunu varken, kadınlar bu kadar itibarsızlaştırılmışken, insanlar bu kadar mutsuzken lütfen elini bedenimden çek!!!

Uzm.Ebe Filiz YARICI ATIŞ

EBELER DERNEĞİ ADANA İL TEMSİLCİSİ

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
istanbul escort türk porno izle sikiş izle escort bursa escort mersin