SON DAKİKA

Adana Ulus
Sabancı Bayram Kutlaması
mobil onaybanko kuponlar

MELİH BAKİ UYARDI: DEPREMİN RANDEVUSU OLMAZ

MELİH BAKİ UYARDI: DEPREMİN RANDEVUSU OLMAZ
Bu haber 03 Mayıs 2020 - 12:50 'de eklendi ve 2.156 views kez görüntülendi.

ADANA’YI BEKLEYEN DEPREM TEHLİKESİ

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı, yer altı su seviyesinin yükselmesiyle bodrum katlı binaların taşıyıcı demirlerinin çürüdüğünü belirterek,  acilen önlemler alınması gerektiği konusunda yetkilileri uyardı. Deprem önlemlerinin alınmasını isteyen Melih Baki, “Depremin randevusu olmaz” ifadeleri ile de yetkilileri uyardı.

Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Melih Baki, Adana’da yer altı su seviyesinin yükselmesiyle birlikte, kentin bir çok yerinde bulunan bodrum katlı binaların taşıyıcı demirlerinin çürüdüğünü ifade etti, isim vermeden o dönemin Adana Büyükşehir Belediye Başkanına da göndermelerde bulundu. JMO Adana Şube Başkanı Melih Baki’nin İlkhaber Gazetesi’nden Bayram Bulut’un depremle ilgili sorularını yanıtlarken  şöyle konuştu:

“Adana yapılaşmanın yoğun olduğu bir kent. Çatalan İçme suyu  projesi öncesine kadar yer altı su seviyesi, 7 ile 11 metre derinliğindeydi. Adana’nın tüm içme ve sulama ihtiyacı yer altı kuyularından karşılanıyordu. Günde 2.5 ile 3 Milyon metre küp su çekiliyordu. Kocavezir İş Merkezi inşaatı temelinde su sorunu yaşandı. Çatalan İçme Suyu Projesi gündeme geldiğinde raporumuzu ilgili makamlara sunmuştuk. O raporda aynen şunu yazdık “Kuyuların kapatılmasıyla birlikte iki büyük risk bulunuyor. Birinci risk yer altı su seviyeleri eski durumuna gelecek. Doğal hale gelecek. İkincisi kuyuların hepsini kapatmayın”  Çatalan İçme Suyu projesini getiriyorsunuz.  Yarın herhangi bir olay da sabotaj dahil, doğal bir olayda heyelan gibi bir şey olursa Adana susuzda kalır. En kritik günler için kuyuların hazır halde tutulmasını istedik. Bunu rapor halinde de verdik.  Fakat ne dediysek kimse ciddiye almadı.

Yer altı sularının, yapılaşmanın farkında değillerdi yetkililer. Belediyeler. Kuyular kapatıldı. Kuyular kapatılınca yer altı su seviyesi doğal haline geldi. Çünkü Çukurova Havzası büyük bir havza, depreme dayalı fayların oluşturduğu büyük bir basen.  Basen dediğim çukur  alan. Bu basen bir nehir yatakları, iki dere yatakları, üç selle getirmiş alivyon dolmuş vaziyette. Alivyon, kum, çakılla dolmuş vaziyette ve kent bunun üzerine kurulmuş. Fakat bununla da yetinmediler. O zaman gündeme regülatör köprüde suyu tutma geldi. Dedik ki şehir içinde Seyhan Nehri çok defa yatak değiştirmiş. Tarih boyunca incelediğimiz zaman Seyhan ve Ceyhan Nehirleri 6 defa birleşip ayrılmış. Siz bu suyu tuttuğunuz zaman ters beslenmeyle yer altı su seviyesini doğal halinden daha da yükseltecek. Yine itiraz ettiler. Bu kez bakanlıktan heyetler geldi ve bizi haklı buldular. Ama haklı olmak bir şey ifade etmedi. Regülatör köprü yapıldı. Çatan öncesi yer altı su seviyesi 7 ile 11 metre arasındayken regülatör köprüde su tutulmasıyla beraber normal doğal halinden 1.7 metre daha da yükseldi. Çatan projesinin hayata geçmesiyle birlikte kentleşme, yapılaşma bakımından bir dönüm noktasına girdi.

O dönemde yapılan bir çok binanın bodrumunu incelediğimizde, turistik tesisler, kamu binaları, çok katlı apartmanların bodrum katlarına su doldu. O zaman bizim söylediğimiz raporlar tamamen bilimseldi ve gerçek oldu.  Şehir içinde siz yer altı yapısını bilmeden hizmet yaptığınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Şimdi düşünün bir kenti idare ediyorsunuz. Bu kentin tarihi gelişimini, yer altı yapısını ve oluşumunu coğrafyasını bilmiyorsanız. Bu şehre ne kadar hizmet edersiniz.”

Melih Baki,  Kocavezir İş Merkezinde yaşanan yeraltı su seviyesinin yükseleceğinin apartmanlarda görüldüğünü belirterek, “Adana kent merkezinde  bize şuana kadar müracaat eden vatandaşların 100’e yakın çok katlı apartmanlara yönelik oldu. Gidip incelediğimizde temellerinin suyla dolu olduğunu gördük. Fakat burada vatandaş da bilgisiz. Nasıl bilgisiz vatandaş. Bazıları ilgisiz, bazıları bilgisiz. İlgisiz onlar suyu olduğu gibi bırakmışlar. Gittiğimiz zaman binanın temelindeki o taşıyıcı demirlerin artık taşımaz halde olduğunu görüyoruz. Birde bilgili olduğunu sanıp da suyu boşaltanlar nasıl bir hata yapıyor. Suyu motopompla boşaltıyorlar. Boşalttıkları zamanda kum çekiyorlar. Temelin altını boşaltıyorlar. Bu daha büyük bir sıkıntı sonra binalarda oturmalar başlıyor. Yer altı su seviyesi yükseldikten sonra zemin artık eski zemin değil. Biliyorsunuz deprem anında, doğal afet anında en çabuk yıkılan yerler suyun aldığı zeminin gevşek olduğu yerlerdir. Suda en eritici maddedir. Dolayısıyla o temellere batığımız zaman tamamen çürümüş kağıttan da farklı hepsinin döküldüğünü görüyorsunuz.” dedi.

Adana Valiliği ve belediyelerin soruna el atmalarını isteyen Jeofizik Mühendisleri Odası Başkanı Melih baki, önerilerini de şöyle sıraladı:

“Gördüğümüz manzara gerçekten korkunç. Önlem olarak sadece makyaj yapıyorlar. Makyajla bu sorun çözülmüyor. Belediyemizin ve Adana Valiliğimizin bu konuya el atması lazım. Bu binaların envanterinin çıkartılması ve incelenmesi gerekiyor. Ne yapılması gerekiyorsa mühendislik olarak  vatandaşlara bilgilendirilmesi lazım.

Daha önce bir rapor hazırlayıp sunduk. Ama şimdi biliyorsunuz bu özel bir mülkiyet. Sizi davet ettikleri için apartman ismi veremiyorsunuz. Sorun orada. Asıl önemli konu 1998 Adana depremi. Adana’dan 47 ile 52 kilometre  uzakta olmasına rağmen ve ters fayın çalışmış olmasına rağmen ters çalışması ne demek enerjiyi  dikey yönde boşaltır yani.  Buna rağmen 6.2 büyüklüğündeki bir depremin yarattığı hasar itibariyle dünya tarihinde en büyük hasar yatan deprem kategorisine girdi.

Neden bu kadar hasar oluştu?  Binaların mevcut durumundan kaynaklı bu hasar. Depreme dayanıklı olmamasından kaynaklı bu hasar.

Son yılların en büyük depremlerini yaşıyor. Biliyorsunuz Etna Yanardağı da harekete geçmiş halde. Bu ne demek? Bölgemizde her an bir depremin yaşanması demek. Doğu Akdeniz Bölgesi. Adana’da bunun içinde var. Doğu Akdeniz Bölgesi, Afrika, Arap ve Anadolu plakasının çarpışma merkezi.  Kentimizin bulunduğu yer Türkiye’de ki bütün deprem aktarımları buradan başlar. Dolayısıyla kamu yararından, insan hayatından daha önemli bir şey yok. Bu durumu daha iyi inceleyip önlem almak her yetkilinin görevidir. Bizimde görevimiz bu riski bu durumu yetkili yerlere iletmektir.”

BÜYÜK BİR DEPREM DE ADANA’YI NE BEKLİYOR?

Doğu Akdeniz bölgesi ve Adana havzası faylarla oluşup şekil almıştır.  Seyhan ve Ceyhan Nehirleri tarihte 6 defa birleşip ayrılmış ve bu her birleşip ayrılma depremle olmuş.  Deprem her 10 yılda, 50 yılda olacak diye bir şey yok. Depremin randevusu olmaz. Düşünün araba yolda gidiyor, her tarafı engebeli, hızla gidiyor ve freni de yok, sen diye bilir misin ki 50 metre yada yüz metre sonra kaza yapacak.  Doğu Akdeniz bölgesi deprem riski açısından önemli bir süreç yaşıyor. 24 saat izlenmesinin nedeni de budur. Adana depreminden öncesi durumu tespit edip ilgili makamlara bildirmiştik. Fakat o zaman  yine ciddiye almadılar. Deprem olduğunda gerçeği fark ettiler. Bizi yargıya verdiler. O zaman tam yargılanırken deprem oldu ve gerçek ortaya çıktı. Burada asıl önemli konu depremi izleyen mutfaktaki bilim adamlarının hiç çekinmeden söz konusu insan hayatı olunca deprem riskini gördükleri zaman kamuoyuna duyurması ve ilgili makamlara hızlı bir şekilde durumun bildirilmesidir. Çünkü insan hayatından daha kutsal daha önlemli bir şey yoktur.

Depremin önceden bilinmesi olayı artık çözülmüştür. Depremin nerede olacağını ne kadar büyükte olacağını artık biliyoruz. Bir deprem belirti vermeden asla gelmez. Bakın size bir örnek verim. Depreme neden olan her fayın insan gibi bir hayatı var. Bir fay günde ortalama  30-40 deprem üretiyor. Birden bire depremlerin kesilmesi Hatay’dan 4 yıldır sinyal alamıyoruz. Fakat kırık geldi ana faya dayandı onu kıracak enerjiyi biriktiriyor. Her an olabilir orada bir deprem.  Bir fay 30-40 deprem üretirken birden bire 50-60 deprem üretmeye başlıyor.  Depremleri önceden kestiremiyorsak ve kestirilemiyorsa ya çalışma yapılmıyordu ya eksik çalışma yapılıyordu, yada yarım bırakılmıştır çalışma. Şimdi artık depremler sır olmaktan çıktı.  Teknoloji o kadar gelişti ki 24 saat izleyebiliyorsunuz.  Adana depreminde yerin 22 kilometre altında başlayan hareket yerin 5 kilometre kare yükselen bir dağ biraz daha yükselmeye devam etseydi. Şuan ki ceza evinin bulunduğu yerde bir dağ oluşacaktı. Demek ki bölgemiz bir deprem bölgesi doğa yasalarına kimse meydan okuyamaz.

Deprem olacak dediğimizde bizi yargıya taşıyorlar. Panik yaratıyoruz diye evet panik yaratıyoruz. Çünkü toplu ölüm olacak. Bu çalışmaların amacı ne depremi önceden kestirmek. Şimdi bütün mesele ve sorun mutfaktakilerin konuşması.  Adana civarında 10’larca medeniyet keşfedilmeyi bekleniyor toprak altında. Bu deprem gerçeğini bilip deprem öncesi önlemlere kilitlenmek yani depreme dayanıklı yapı tasarımı. 

Adana’da artık yapacak bir şey yok.  Kuyuları kapattınız. En büyük sıkıntılardan biriside doğanın boşaltım sistemi olan dere yataklarının pervasız bir şekilde imara açılmasıdır. Bu yapılabilecek kentleşmenin en büyük ihanetidir. Yaz günleri bir saat yarım saat yağmur yağdığında en modern gördüğümüz  İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi illeri sel basıyor. Siz milyonlarca yılda doğanın bir boşaltım sistemini fark edemiyorsanız.  Ne olduğunu bilmiyorsanız. İmara açıyorsanız belediye başkanlığı  yapamazsınız. Bu kenti idare edemezsiniz. Doğa zaten söylüyor. Tuvaletsiz ev olur mu? İnsanın boşaltım sistemi var, çalışmasa ne olur. Doğada öyle. Dere yatakları korunmalı doğa onu milyonlarca yılda oluşturmuş. Oraları imara açmayacaksınız. Rant uğruna mahvedersiniz. En büyük sıkıntıların başında bu var. Tarih boyunca kurulan medeniyetler yer altını inceleyip kentleri kurmuşlardır. Ama bizde öyle bir şey yok anlatamıyoruz .ama anlamıyorlar. Kentler yalnızlığın riskin toplu ölümlerin merkezi oldu.”

(http://www.ilkhaber-gazetesi.com/guncel/bakiden-korkunc-iddia-h26887.html)

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
escort Erzincanescort Uşakescort Bilecikescort Karamanescort Edirneescort Şanlıurfaescort Maraşescort Giresunescort Sinopescort Bayburtescort Düzceescort Yozgatescort ZonguldakÜnye escortTarsus escortKırkağaç escortYozgat mutlu son masaj