- Adana UlusAdana Ulus

24 Ekim 2020 - 22:52

Son Güncelleme :

24 Eylül 2020 - 16:27

Elia Kazan…Kayserili Rum bir ailenin çocuğu. İstanbul’da doğdu. Amerika’ya göç etti. Fırsatlar ülkesinde sinemayla ilgilenmeye başladı. Büyük bir yönetmen oldu. Üç Oscar heykelciği aldı. İkisi filmleri, diğeri ise yaşam boyu sinemaya olan hizmeti için…

 

Joseph Raymond Mc Carthy…1946 Amerikan senato seçimlerini kazandığında, 38 yaşında genç bir taşra avukatıydı. Aslında, seçimleri kazanabilecek, ne  geçmiş bir başarısı, ne de öyle bir niteliği vardı. Üstelik düşük karakterli, habis ruhlu, çıkarcı  bir adamdı. Ama…İşte birilerinin dikkatini çeken büyük özelliği de buydu.

Zaman, soğuk savaş zamanıydı; Amerika, Sovyetler Birliği’nin önce Atom ve Hidrojen bombasını üretmeyi başarmıştı. FBI’ın zeki ve acımasız direktörü J. Edgar Hoover, ülkedeki muhalefeti bastırmak, yükselen sol düşünceyi yok etmek için kullanabileceği siyasetçilere ihtiyacı vardı..McCarthy, bu iş için biçilmiş kaftandı. Hoover’ın desteğinde işe girişti ve 7 yıl sürecek “Cadı avı” dönemi başlatıldı.

  1. Dünya Savaşı’nın başlarında ABD’de çıkarılanAlien Registration Act (Yabancılar Kayıt Kanunu) ile zaten ülkedeki yaklaşık 8 milyon yabancı fişlenmiş ve siyasi görüşlerine göre tasnif edilmişti. Şimdi sıra ABD vatandaşlarına gelmişti.

McCarthykolları sıvadı. Zaman içinde sapıttı, vahşileşti ve eli kanlı bir figür haline geldi. Sayısız akademisyen, yazar ve sanatçı ülkeyi terk etti. Kalanlar arasında intihar edenler oldu Birçok önemli sanat ve düşünce insanı idama varan cezalarla karşılaştılar.McCarty siyasi yeteneğini tamamen nefrete dayandırarak, önüne gelen herkesi vatan haini, din düşmanı olmakla suçlayarak, ezdi.

Cadı avı Hollywood’a uzandı. Sol eğilimli veya liberal kişilere sektörden el çektirildi.McCarty’ kendi menfaati için dostlarını satacak birini arıyordu. Buldu da: Elia Kazan. Sanatçı onuruyla asla bağdaşmayan ispiyonlarının sonucunda, birçok yönetmen, senarist ve oyuncu işsiz kaldı. Ama onun işleri daha da açıldı. Asılsız ihbarlarıyla kıyıma uğrattığı sanatçıların başında Charlie Chaplin, Edward G. Robinson, OrsonWelles, Jules Dassin, Arthur Miller,LilianHellmann, HowardFast geliyordu.

Chaplin, komünist olmadığı halde, komisyonda bunu söylemeyi gururuna yediremedi ve “Komünist olmak en doğal hakkımdır,” dedi ve ABD’yi terk ederek İsviçre’ye yerleşti..

Döneme adını veren “Cadı Avı” Arthur Miller’in ölümsüzesei “Cadı Kazanı” oyunundan esinlenmişti. Oyunun konusu,Ortaçağda Engizisyondayargılanan insanlardı. Ama aslında anlatılan1950’lerin Amerika’sıydı.

1999’da Elia Kazan Ömür Boyu HizmetOscarını kazandı. Törende adı anons edilince geleneksel olarak herkes ayağa kalkarak alkışlayacaktı. Ama öyle olmadı. Gerçek sanatçılar ayağa kalkmadığı gibi, başta Susan Sarandon, NickNolte, Ed Haris, Tim Robins olmak üzere, nefretle bakarak salonu terk ettiler. Dudaklarından bir kelime dökülüyordu: “HAİN.”

Geldi Elia Kazan, aldı Oscar heykelciğini ve kaldırırken dudaklarından bir tek kelime döküldü: “UTANIYORUM!”

GERÇEKTEN UTANIP UTANMADIĞINI BİLEMEM. AMA UTANMALIYDI.

 

 

 

  • YILLAR İÇİNDE KENDİ DÜNYASINDA NASIL BİR UTANÇLA YAŞADIĞI DA MEÇHUL.

 

AMA…

 

  • ÇAĞDAŞ McCARTY’LER VE KAZAN’LAR.ŞU ONUR VE UTANMA KONUSUNU BİR HAYLİ ÇALIŞMALI.

bayan escort

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.