9 Aralık’ta kardeşlik yürüyüşü var
Manşet Haber 3.12.2012 20:03:48 0

9 Aralık’ta kardeşlik yürüyüşü var

9 Aralık’ta kardeşlik yürüyüşü var

Adana(Ulus)--Türkiye Gençlik Birliği 9 Aralık Pazar Günü Türkiye-Suriye Kardeşlik Yürüyüşü düzenleneceğini açıkladı.

Yürüyüş ile ilgili İnönü Parkında açıklama yapan TGB Adana İl temsilcisi Erene Dinçsoy Türkiye’ye yerleştirilen Patriot Füzelerinin Suriye’den ülkemize gelecek tehditlere karşı değil, Suriye’yi tehdit etmek amaçlı olduğunu öne sürdü. Dinçsoy açıklamasında,  “Bizler Atatürk Gençliği olarak halkımıza beyan ediyoruz ülkemize karşı en büyük tehdit Suriye’den değil NATO’dan. Komşumuz ve dostumuz Suriye’den ülkemize yönelik bir tehdit bulunmamaktadır.” görüşüşünü savundu.

Aralık ayı içerisinde Adana’ya Konteynır Kent kurularak Suriyeli mültecilerin Adana’ya yerleştirilmesine de değinen Eren Dinçsoy “Halkımız Suriye gerçeğini gördü. Ülkemize tehdit Suriye’den Füze, bomba olarak gelmemekte. Suriye’den ülkemize gelen, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden asıl tehlike “Muhalifler, sığınmacılar, misafirler, mülteciler, Özgürlük Savaşçıları” ismi verilen, ABD ve Avrupa güdümünde kendi topraklarına savaş açan yığınlardır. Bunların Hatay’da Kilis’te yaptıklarını gördük, şimdi de bizim başımıza bela olmaya geliyorlar. Aralık ayında Adana’ya 16 Bin mülteci yerleştirmek için hazırlıklar yapılıyor” dedi.

Açıklamaya göre, Türkiye-Suriye Kardeşlik Yürüyüşü 9 Aralık 2012 pazar günü Saat 13.00’te İnönü Parkında başlayacak.

 

 

YAZARLAR

İfral TURGUT

BAHARI BEKLERKEN Hüseyin Öğretmen Artvin’e atanmıştı. Kendisini sevdirdi yeni tanıdıklara. Derin dostluklar kurdu. Ev sahibi ile de dost olmuştu. Hüseyin’i evladı gibi seven ev sahibi artık evlilik zamanının geldiğini söyleyerek onu Melahat ile tanıştırdı. İki genç birbirlerini beğendi ve evlenmeye karar verdiler. Hüseyin bu durumu ailesine bildirdi ama ailesi bu durumdan hiç memnun olmadı. Şiddetle karşı çıktılar. Çünkü kendilerinin de bir gelin adayı vardı. Tüm engelleme çabalarına rağmen Hüseyin Melahat ile evlendi. Uzun yıllar evli kaldılar ve iki çocukları oldu. Yaşananlar çeşitli problemler doğuruyor, problemler, beraberinde sağlık sorunlarını getiriyordu. Yıl, 1984. Bir gün kapı çalındı. Gelen kendisinden 12 yaş küçük, ama gençlik yıllarında birlikte futbol oynadıkları Sami Demirtuna idi. Sami yıllardır Almanya’da çalışıyordu. Orada meslek okuluna gitmiş, terapist olmuştu. Sami, “Nasılsın ağabey,” diye sorunca. Hüseyin, ona uzun uzun baktı… Bakışlarında hayata karşı duyduğu küskünlüğü, kırgınlığı ve tükenmişliği vardı. Cılız bir sesle, “Yorgunum dostum, yorgunum. Vefasız yıllara, vefasız yakınlarıma dargınım ,” dedi. Sami, Hüseyin’in elini tuttu, “Merak etme iyileşeceksin, yine tüm dostlar bir araya geleceğiz,” dedi. Sonra kalktı, kapıda veda ederken, Melahat Hanım, hastalığın adını söyledi: Kanser. Soğuk bir geceydi. Sami o gün yaşadıklarından çok etkilenmişti. Bir kağıt kalem aldı eline ve içini döktü kağıda. Şiir bittikten birkaç gün sonra, tekrar gitti arkadaşının yanına ve şiiri okudu. Hüseyin mutlu olmuştu. Sevindi, teşekkür etti. Daha sonra Sami şiiri, Selçuk Tekay’a verdi. Şiir aylar sonra şarkıya dönüştü. Sami bu sefer şarkıyı telefonda Hüseyin’e dinletmek istedi. Heyecanla çevirdi numaraları. Telefondaki ses buz gibiydi: “Hüseyin Beyi kaybettik.” Baharı beklerken ömrüm kış oldu Gözümde her zaman biraz yaş oldu En güzel duygular bana düş oldu Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık Tutmadı ellerim sıcak elleri Duymadım aşk denen tatlı sözleri Taşıdım gönlümde acı izleri Yorgunum dostlarım yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık İçimde ateşler söndü kül oldu Aşk bahçem kurudu sanki çöl oldu Yar bildim o bile bana el oldu Yorgunum dostlarım, yorgunum artık Vefasız yıllara dargınım artık. HÜSEYİN’E KENDİNİ ANLATAN ŞARKIYI DİNLEMEK KISMET OLMADI. • AMA SİZ O ŞARKIYI SÖYLERKEN VEYA DİNLERKEN HÜSEYİNİ ANARSINIZ HERHALDE.

30.8° / 18.5°