Amerikalı milyarder Jeffrey Edward Epstein, bazı ülkelerde "iyi ahlak derneği başkanı" olacak niteliklere sahip olduğunu yeni öğreniyoruz. Ama bizim gibi saf(!) ve temiz(!) olanların dışında bütün dünyanın bu durumu bildiği ortaya çıktı!
Epstein'a "pedofili" deyince halk nazarında "üst düzey" bir şahsiyet falan gibi algılanabiliyor. Oysa bu adam kız çocuklara düşkün bir sapık!..
Uçağının adı da onun "çok özel bir ahlaka" sahip olduğunu doğruluyor:
"Lolita Ekspress!"
***
Bu ahlak abidesi kişinin uçağı 2010 – 2013 arasında dokuz kez İstanbul'a geldiği yolunda iddialar var. Şimdi bu iddiaların araştırılması isteniyor. Parlamentoda bir komisyon kurulsun falan… Ama bizim parlamentoda araştırılacak konu o kadar çok ki!?! Hangi birini araştıracaklar?
Yalnız şöyle bir gerçek de var:
Böylesi çocuk düşkünleri, yasa ve ahlak dışı kişiler ve kurumlar bizim ülkemizde hayat bulamazlar!
Tıpkı uluslararası mafya yapıları, uyuşturucu baronları, kumar ve bahis organizatörleri, kara para aklayıcılarının sınırlarımızdan içeri giremedikleri gibi!..
Zaten ülkemizdeki cezaevlerinin doluluk oranlarının da her türlü caydırıcılığa sahip olduğu biliniyor.
Bir giren bir daha çıkamaz!..
O yüzden üst paragrafta yer alanların hiç biri bu üstün hizmetten istifade etmezler!
***
Ülkemize gelmiş geçmiş iktidarlar arasında bir benzerine daha tanık olunmayan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) iktidara geldiği 2002 yılında cezaevlerinde (resmi kayıtlara göre) 59 bin 429 tutuklu ve hükümlü bulunuyordu.
AKP kadrolarında "parlak" bir cezaevi kariyeri bakımından kurucu lider Tayyip Erdoğan'ı geride bırakan kişiler bulunmuyordu. Pınarhisar çilehanesine net olarak 119 gün konuk olmuştu.
O yüzden eski Türkiye'nin dillere destan cezaevlerine çok yerinde "serenatlar" besteleyebiliyordu:
-Ahhh Ah! Şu Diyarbakır Cezaevinin ağzı dili olsa da konuşsa!..
Türkiye'ye yeni demokrasi geliyordu! Avrupalı demokratlar dahil herkes alkışladı:
-AKP ve lideri başımızı döndürüyor!
Yeni ekip demokrasiye aşırı yüklendi. Fakat bizim demokrasinin kuruluşunda bazı zafiyetler mevcuttu, bu yüzden beklenen o şey oldu:
-Demokrasinin beli kırıldı!
Büyük darbe dehası Kenan Paşanın ünlü tespiti yine gündeme oturdu:
–Demokrasi bize bol geliyor!
***
Cezaevleri bu bolluğu daraltacak bir seçenek olarak yeni sürümleriyle ülke hizmetine sunuldu:
12 Ocak 2026 itibarıyla ceza evlerinde 402 bin 012 kişi bulunuyor!
403 hapishanemizin kapasitesi 305 bin 109 kişi olarak kayıtlarda yer alıyor. Bu durumda kapasitesinin yüzde 31.69'un üzerinde yani 96 bin 726 kişi fazla mahpus var içerde…
İftihar edebileceğimiz diğer detaylar da şöyle:
*Açık hapishanelerde 108 bin 059 kişi.
*Kapalı hapishanelerde 293 bin 955 kişi.
*Kadın mahpus 18 bin 946 kişi.
*Çocuk mahpus (12-18 yaş) 4 bin 421 çocuk 202'si kız.
*Annesiyle kalan 0-6 yaş grubu 891 çocuk.
*Yabancı mahpus 14 bin 276 kişi.
*65 yaş üzeri mahpus 6 bin 285 kişi.
Bu veriler -ayıptır yazması- Türkiye'yi Avrupa'nın en tepe noktasına taşıma başarısını da tescil ediyor. Ne kadar iftihar etsek azdır!
Avrupa'da mahpusluk ölçüleri 100 bin kişi baz alınarak düzenleniyor. Vatandaşlarını hapse atmak bakımından en "başarısız" olanlardan başlayayım.
*İzlanda'da 100 bin kişide 36 kişi cezaevinde.
*İsveç ve Danimarka'da; 100 bin kişide 50 kişi.
*Norveç'te 100 bin kişide 57 kişi.
*Polonya-Macaristan-Slovakya'da 100 bin kişide 180-190 kişi.
Kardeş milletlerden Azerbaycan'da her 100 bin kişiden sadece 264 kişi içerdeyken Gürcistan'da bu sayı 256'ya düşüyor.
Şimdi geliyoruz hapishaneler kralı "Avrupa Şampiyonu" ülkeye:
Türkiye'de her 100 bin kişiden 408 kişisi hapishanede… Kötü gibi görülüyor ama iktidarın başarıları konusunda uzmanlaşmış gazeteciler bu veriyi iyimser bir gözle şöyle okuyabilirler:
-Türkiye'de her 100 bin kişiden 99 bin 592 kişi özgür!
Öyle ya da böyle… Ülkemiz pek çok alanda çağdaş dünyanın gerisinde "gibi" görülebilir. Ancak şu gerçek de inkâr edilemez:
– Hapishaneler liginde Avrupa şampiyonu!