BIRAKIN İNSANLARI… - Adana UlusAdana Ulus

5 Ağustos 2021 - 10:08

BIRAKIN İNSANLARI…

BIRAKIN İNSANLARI…
Son Güncelleme :

16 Haziran 2021 - 23:02

Julius Fucik,1942 yılının ılık bir bahar akşamı Nazilerce tutuklandı.Çek Komünist Partisi’nin çıkardığı gazetenin yayın yönetmeniydi. Direnişin önderlerindendi.
Çok ağır işkence gördü. Konuşmadı.Naziler, direncini kırabileceğini düşündükleri bir yöntem denediler. Sabaha karşı 3’te hücresine eşi Augustina’yı getirdiler. Augustina, kocasının öldüğünü sanıyordu.Şaşkın haldeyken Nazi komiseri, “Tanıyor musun onu,” diye sordu.Kocası, tanınmaz haldeydi, ama elbette tanımıştı.
Fucik, karısı halini fark etmesin diye, ağzının çevresinde biriken kanı yutmaya çalıştı, beceremedi. Yüzünün her noktasından, parmak uçlarına kadar kan damlıyordu.
Augustina, korkusunu ufacık bir bakışla bile dışa vurmadan, “Hayır, tanımıyorum,” dedi.
İnanmadı komiser:Augustina’yı Fucik’in kan revan içindeki yüzüne yaklaştırdı.
“İkna et onu. Aklını başına alması için ikna et. Kendini düşünmüyorsa,seni düşünsün. Bir saatiniz var.Ya konuşsun, ya da, bu gece kurşuna dizileceksiniz. İkiniz de,” dedi.
Augustina gözleriyle kocasını okşarken içinden, “Bu tehdit bana sökmez. Son ve büyük arzum şu: Onu kurşuna dizecekseniz, beni de dizin,” diye haykırdı.
Fucik, gülümsemeye çalıştı. Tebessümüyle veda ediyordu sevdiği kadına. Ağzı kon doluydu,ses çıkmadı.Augustina’yı götürdüler. Bu, iki sevdalının son görüşmesiydi.
Augustina Polonya’daki toplama kampına gönderildi.Fucik ise Ağustos 1943’te idam cezası aldı.8 Eylül 1943 günü Berlin’de asıldı.
Hitler, 1945’te baharında bozguna uğramıştı.Augustina, faşistlerin öldürmeye vakit bulamadığı esirler arasındaydı. Ama bir deri bir kemikti.Salıverildi.
Çekoslovakya’ya döndü kocasını aramaya başladı. İdam haberiyle birlikte, bir şey daha öğrenmişti:Fucik, hapishanede bir gardiyanın hücresine soktuğu kalem sayesinde bazen bir sigara kâğıdına, bazen bir defter sayfasına küçük notlar almış, bu notları numaralayıp birer birer gizlice dışarı çıkarmıştı. Her sayfa başka birindeydi.
Augustina önce gardiyanı buldu. Ondaki notları aldı. Sonra diğer sayfaların peşine düştü. Sadık dostların gizlediği numaralanmış sayfaları bir araya getirdi. O küçük kâğıtları okudu, defalarca. Kalbi yerinden sökülerek. Sevdiği adam hücresindeki yüzleştirilmelerinden sonra şunları yazmıştı:
-“İşte benim Gustina’m, büyük bir aşk ve müthiş bir güç. Canımızı alabilirler, ama aşkımızı, onurumuzu alamazlar.Vedalaşmamıza, kucaklaşmamıza, hatta birbirimizin elini tutmamıza bile izin vermediler. Sen de ben de biliyoruz ki, bir daha birbirimizi hiç göremeyeceğiz. Yine de ta uzaklardan seslenişini duyuyorum: Elveda sevgilim.Şimdilik elveda…”
Fucik, bu satırlarla eşine veda etmiş, ancak aynı mektuba bir ümidi, bir ihtimali de eklemişti:
-“Bütün bunlar geride kaldıktan sonra yeniden bir araya gelecek olursak, nasıl yaşayacağımızı hayal edebiliyor musun? Özgür bir hayatta, yaratıcı özgürlüğün güzelleştirdiği bir hayatta yeniden buluşmak… Onca yıldır özlemini çekip sabırla çaba harcadığımız, şimdi de uğrunda ölüme gittiğimiz şeylere eriştiğimizde… Artık hayatta olmasak da insanlığın büyük mutluluğunun küçücük bir parçasında yaşıyor olacağız. Ayrılmak zor olsa da, bu ihtimal gönlümüzü okşuyor.”
Augustina, bu notları zamanı gelince ülkesinde yayımladı. Özgürce.O notlar kitap oldu; bir çok dile çevrilip, birçok ülkede basıldı.Bir aşkın destanıydı. Bu aşk her yerde saygı gördü. Ama ders alındı mı, bilmiyorum.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al