Hotivi

ÇANAKKALE’NİN MUHAFIZI - Adana UlusAdana Ulus

24 Temmuz 2021 - 01:31

ÇANAKKALE’NİN MUHAFIZI

ÇANAKKALE’NİN MUHAFIZI
Son Güncelleme :

10 Haziran 2021 - 17:53

Siz hiç 33 saat ayakta durdunuz mu? Siz hiç 33 saat aralıksız yürüdünüz, koştunuz, çalıştınız mı ?

Edirneli Yusuf Kenan öksüz ve yetim büyüdü. Vatanına en iyi hizmeti asker olarak yapacağını düşünerek Harbiye’ye girdi. Dönem arkadaşı, Mustafa Kemal.
Trablusgarp ve Balkan Savaşlarında, Kumkale, Ezine, Eceabat, Bolayır ve Anafartalar’da görev yaptı
Yıl 1915… İngiliz Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston Churchill, “Türk askeri bizim gemilerimizin toplarını görünce hemen kaçacak. Sonrasında bir hafta içinde İstanbul’da kahvaltımızı yapacağız,” diyecek kadar kendinden emin ve pervasızdı
İngilizler, 25 Nisan günü, İkiz Koyu’nda çıkarma yapmayı planladı. Burayı alınca İstanbul yolu kendilerine açılacaktı. Haberi alan Yüzbaşı Kenan, merkezden yardım istedi. Takviye olarak 250 Mehmetçik gönderildi. Oysa düşman askeri sayısı 2.500, yani Mehmetcik’in on katı idi. Silah ve donanım farkı ayrı.
Saldırdı düşman. Direndi Yusuf Kenan ve arkadaşları. Aralıksız, tam 33 saat. Kim öldü, kim ölecek, kim kalacak umurlarında değildi. Tek şey vardı akıllarında: Düşman buradan geçmemeliydi… Ve geçemedi. 33 saat sonra püskürtüldü düşman. Karşılarında büyük bir ordu var zannettiler ve ricat ettiler.
Gelibolu’yu vermeyen Yusuf Kenan, Kitre’de canı vermişti ama görev de yapılmıştı Artık onun adı sadece Yusuf Kenan değil. ÇANAKKALE’NİN MUHAFIZIYDI.
Ölüm haberini on beş gün sonra almıştı sevgili eşi Zehra. Yetim ve öksüz büyüyen Yusuf geriye sadece 27 yaşında dul bir eş değil, iki de yetim bırakmıştı. 3 yaşındaki Rüçhan ve 6 aylık Müjgân.
Çanakkale’nin binlerce adı bilinmeyen kahramanı gibi mezar yeri de bilinmeyen meçhul bir vatan evladıydı Yüzbaşı Yusuf Kenan.
Biz bu bilgilere nasıl mı ulaştık? Bahçeşehir Üniversitesinin kitaplaştırdığı iki sevgilinin sıladan cepheye, cepheden sılaya, yazılan aşk mektuplarından. Kitabın adı: “Gelibolu Mektupları, 1912 – 1915, Ruhum, Sevgili Beyim!”
AFFET BİZİ YÜZBAŞIM…
SİZ ÇOCUKLARINIZ YAŞASIN DİYE CANLARINIZI VERDİNİZ. AMA;
BİZ SİZİN NEDEN CAN VERDİĞİNİZİ BİLE ÇOCUKLARIMIZA ANLATAMIYORUZ.
ANLAMIYORLAR…HATTA CAN VERDİĞİNİZ YERLERİ HARİTADA BULAMIYORLAR BİLE.
ÖZÜR DİLEMEYE BİLE UTANIYORUM.

Burada kesiyor ve size iki sevgilinin mektuplarından örnekleri kısaltarak sunuyorum. Uzun demezseniz okuyun. Ve hitaplardaki inceliğe bakın.

Ruhum, sevgili beyim,

Sıhhat ve afiyetinizin devamını şükrederek mütaala eyledim. Mevcut şartlar bir kere yoluna girse de, bizler de yuvalarımıza çekilsek Ya Rab!!! Sevgilim gine size sitem edeceğim. Mektuplarınız pek kayıtsızlıkla yazılıyor. Öyle bir tarzda yazıyorsunuz ki, ne diyeyim ancak tabur komutanına böyle yazılır. Bilmem ki size karşı nasıl yapayım da biraz kendime hissiyatınızı cezbedeyim. Gönderdiğim değersiz kağıtcağızım bilmem ki hangi setreniz veya köşecikte kalıyor ki doğruca cevap verilmiyor. Ve ne ise sevgilim, tabiatımı bilirsin ya! Arada böyle titizlik yapmasam, beni daha çok seveceksin ama… Huy can altındadır. Arada şu kadarcık bir sitem yazmaktan yaramaz kalemim sarf-ı nazar etmiyor.

Oh beyim haneciğimize ne zaman kavuşacağız? Halimiz neye varacak? Bazı günler oluyor ki dünya gözüme zindan oluyor. Aman Ya Rab, ne zaman bizde herkes gibi doya doya evimizde oturacağız? Her bir şeyden anlamaya başlamış olan Rüçhanımızı ne zaman ortamıza alıp gülüşeceğiz?

Hakikatli Beyim, Efendim,

Hayli günlerdir afiyetinize dair mektubunuzu alamadığım için merak ve endişe etmekteyim. Rica ederim varakpareciğimin varmasıyla hemen afiyetinizi bildiriniz. Zira son derece üzülüyorum. (…) Bizler hamdolsun cümleten afiyetteyiz. Rüçhan gine sizi pek sayıklamaktadır. “Biz ne zaman Maydos’a gideceğiz” diyor. Müjgan ise tombul tombul bir çocuktur, arka üstü bırakılmıyor. Hemen dönüp, emekler gibi tavırlar gösteriyor. Hemen Cenab-ı Hak kısa zamanda kavuşmak nasip eylesin, amin!

Ruhum, Zehram,

Vatanımızın milletimizin geçirdiği şu felaket zamanı hangimizi kederlendirmemiştir ki, ben de bu milletin ferdi olduğum için bu büyük felakete iştirak etmeyeyim. Zehracığım ne yapayım? Vatanın bölündüğünü görürken, kalbim çırpınıyor, yüreğim tıpırdıyor. Zira saadet hali ile yaşamaklığımız ancak vatanın selametiyle kaim olacaktır.

Zehram, beni katiyen merak etmeyiniz. Allaha hamdolsun sıhhat ve afiyetteyim. Cenab-ı Haktan bir arzum varsa, o da senin mini mini yavrularımla beraber sıhhatte daim olmanızdır.

Bugüne kadar düşman çeşitli defalar boğaza denizden hücum ediyorsa da Allah’ın yardımıyla hiçbir başarı elde edememiştir. Bugün düşman filosu boğaza taarruz edememektedir. Çünkü gerek Anadolu ve gerek Rumeli sahili kamilen yeni toplarla tahkim edilmiş olduğundan yakınlara yanaşamıyor, uzaktan boş bulduğu köylere beş on mermi atıp bakmaktan başka bir kârı olmadığına katiyyen inanınız. Birçok aydan beri devam eden savaşlarda da emin olunuz ki askerce olan telefat yirmiden fazla değildir. Bu size yalan gibi gelir ama bilirsiniz ki gerçeğin dışında hiçbir şey yazmam. İnşallah bu hainler yakında büsbütün mahvolacaklardır.
……………
Bana lütfen çocuklar hakkında bir şey yazmayınız. O hasrete dayanamıyorum.

DÜŞMAN SALDIRILARINA ALDIRMAYAN YÜREK, ÇOCUKLARININ HASRETİNE DAYANAMIYOR.
BU NASIL BİR RUH?

 

maraş escort

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al