CHP, Büyükşehir’i Soner Çetin ile kazanır - Adana UlusAdana Ulus

23 Ekim 2021 - 17:39
izmir escort

CHP, Büyükşehir’i Soner Çetin ile kazanır

CHP, Büyükşehir’i Soner Çetin ile kazanır
Son Güncelleme :

16 Ağustos 2012 - 5:06

Adana’nın önemli isimlerinden biridir Kazım Çetin. Bir eğitimci ve bir doktor o. 1994 seçimlerinde CHP Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştu. “Sevgi ve güvenin gücünün holdinglerin gücünü yeneceğine inanıyorum” diyordu.

YETERLİ Mİ?

Kentin saygın ve sevilen simalarından biri olan Kazım Çetin ile CHP’yi konuştuk. Neden CHP bu kentte  hep kayba uğruyordu? Kayba götüren büyük hatalar nasıl yapılıyordu? Kayıpta aday profilinin etkisi neydi?  Elbette Adana’da,  birikimli, vizyonu olan, dürüst adı şaibeye bulaşmamış çok sayıda insan vardı ama bu siyaset yapmak için yeterli miydi?

ÖNCE SOKAĞIN ADAMI OLACAKSINIZ

Adana’da, siyaset sahnesine girecek olan kişinin önce sokağın adamı olması gerektiğinin altını çizen Çetin,” Bu kentte siyaset yapacaksanız hem köylü hem de kentli olmalısınız. Bir gecekondu mahallesinde sofraya bağdaş kuran, tarlalarda işçiyle kucaklaşırken akademik bir toplantıda da söyleyecek sözü olan biri olmalısınız” dedi.

DAHA İYİ VARSA BUYURSUN

Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Soner Çetin ile kazanılacağına inandığını söyleyen  Dr. Çetin, “

Tavanda değil tabanda politika yapan, seçimden seçime değil, her zaman halkın içinde olan, yoksul dostu, kapısı, yüreği herkese açık olan, kitlelerin sevgisini kazanan, meslektaşları içinde sevilen, desteklenen, kentin güneyinden, doğusuna, kuzeyinden batısına kadar her kesimle iç içe olan biri varsa buyursun ve ben kendi ellerimle Soner Çetin’in adaylığı önünde durayım” diye konuştu.

Dr. Kazım Çetin Adana’da sosyal demokrat tabanda çok iyi tanınan bir isim.

Kazım Çetin Ekspres’in sorularını yanıtladı.

Adana’da 1989 sonrasında sosyal demokratlar bir daha iktidara gelemedi. Bunun nedeni size göre neydi?

1994 yılında Adana büyükşehir Belediye Başkan adayıydım. Biz, o seçimi kaybettik.

Fakat o dönemleri de bugünü yaşanan koşulları da iyi analiz ettiğimiz düşünüyoruz.

1989 sonrasında acaba kalelerimiz neden düşmüştü?

Bazen koşullar, bazen ayrışma, bazen hatalardı kaybettiren.

Peki kazanmanın ya da başarının yolu neydi?

Kazanmakla başarı aslında birbirinden ayrıdır.

Elbette kazanmak başarıdır ama bazen en kötü şartlarda alınan belli ölçüdeki oy bile başarıdır. Hatta muhalefeti diri tutmak da başarıdır.

Bir şeyler yanlışsa, birileri geleceğiniz çalıyorsa, bir şehrin rantı üzerine geleceğini şekillendiriyorsa bunların gerçek yüzünü niyetlerini ortaya koyabilmek, açığa çıkarmak, onların topluma kendilerine faydalı topluma zararlı olduklarına kitleleri inandırabilmek de başarıdır.

Fakat kandırılmış çoğunluğun oylarıyla da yanlış kişi ya da kişilerin, seçim kazandığı kentler ülkemizde çoğunluktadır.

Başarının yolu ise örgütlülüğün yanı sıra adayları da kapsamaktadır.

Özellikle yerel seçimde aday profili fazlasıyla önemlidir.

Bunu biraz daha açabilir misiniz?

Örneğin kıran kırana geçen bir seçim düşünün.  Bir tek oy bile feda edilmemesi gereken bir seçim düşünün. Sağ partilerde aday profili çok da önemli değildir ama sol partilerde bu aday konusu büyük hassasiyet gerektirir.

Elbette ki milletvekilliği ya da belediye başkan adaylığı belirleme süreci tamamlandığında belli kırgınlıklar yaşanır.

Fakat aday toparlayıcı olmalıdır. Sosyal demokrat ilkelere ters bir aday sol bir partide hele CHP’de hiç tutmaz.

Öyle bir aday, bir değil, bir değil, binlerce, on binlerce oy kaybettirir.

Belki de bunun için sandığa gitmeyen sol seçmenin sayısı tek başına iktidar ya da yerel iktidar oylarına neredeyse eşit konumdadır.

İşte bu noktada kitleleri kucaklayan, yürüdüğü zaman ardından binlerce kişiyi sürükleyebilen, parti terbiyesi almış, donanımlı, birikimli insanlarla yola çıkılmalıdır.

Kitle derken bu bir aşiret mensubu mantığı dışındadır.

Yani her kesimden, her renkten, her dilden, ırktan, mezhepten, her meslek grubundan, aydınından, orta direk vatandaşa, namuslu işadamlarından, sendikal mücadele veren işçiye, emekliye, öğrenciye kadar her kesimin destek vereceği bir aday profili seçimleri özellikle Adana’da açık ara kazandırır.

Bu hem başarı demek, hem zafer demek, hem de bu kenti CHP ruhuyla taçlandırmak demektir.

Nasıl bir aday profili olmalı?

Elbette bu kentte çok değerli, birikimli, vizyonu olan, dürüst adı şaibeye bulaşmamış çok sayıda insan vardır.

Peki siyaset yapmak için bunlar yeterli midir?

Asla yeterli değildir. Yıllarca bir sivil toplu kuruluşu, bir makam, bir mevki de oturup seçim geldiği anda sahaya inmek, genel merkezlerde ilişki geliştirmeye çalışmakla, hatta para harcamakla da bu iş olmaz.

Olsa da yanlış başlayanın aydınlık bir sonu olmaz.

Adana’da, siyaset sahnesine girecek olan adam önce sokağın adamı olmalı.

Bu kentte siyaset yapacaksanız hem köylü hem de kentli olmalısınız.

Bir gecekondu mahallesinde sofraya bağdaş kuran, tarlalarda işçiyle kucaklaşan biriyken, akademik bir toplantıda da söyleyecek sözü olan biri olmalısınız.

İşinizde, mesleğinizde tartışmasız biri olmalısınız.

Bu kentte siyaset yapacaksanız nerede bir acı varsa ona ortak olacaksınız.

Acının dili, dini, rengi ve ırkı olmaz.

Bunun yanında onları sevinçli günlerinde de yalnız bırakmayacaksınız.

İnsanları mutlu günlerinde de yalnız bırakmayacaksınız.

Peki böyle bir aday var mı?

Özellikle ülke ve kentimiz adına kaygılar taşıyan biri olarak gönlümden geçen bir isim var.

Maddi-manevi hiç kimseden, hiçbir beklentisi olmayan ve maddi anlamda hiçbir ihtiyacı bulunmayan biriyim.

Politika yapmak ise aklımın ucundan bile geçmiyor.

Geçmişte aday oldum ve politika yapmak gibi bir derdim asla yok.

Siyasette gözüm yok, hiçbir beklentim yok ama her kayıp da kendi adaylığımda kaybettiğimden daha çok üzülüyorum. Artık bizim kaybetme gibi bir lüksümüz olmamalı.

Bu noktada Soner Çetin ismi ile Adana’yı kazanacağımıza inanıyorum.

Kardeşim olduğu için asla böyle düşünmüyorum.

Tavanda değil tabanda politika yapan, seçimden seçime değil, her zaman halkın içinde olan, yoksul dostu, kapısı, yüreği herkese açık olan, kitlelerin sevgisini kazanan, meslektaşları içinde sevilen, desteklenen, takdir gören, kentin güneyinden, doğusuna, kuzeyinden batısına her kesimiyle iç içe olan biri varsa buyursun ve ben kendi ellerimle Soner Çetin’in olası adaylığı önünde durayım. Adaylık konusunda önseçim yapsınlar. O zaman kimsenin kimseye itirazı da olamaz.

Konuşmanızın içinde kaygılardan söz ettiniz. Nedir bu kaygılarınız?

Ülkenin gidişatı malum. Dış politika, ekonomik dar boğaz, milli gelirin dağılımı, kamplaşma, kutuplaşma, işsizlik yoksulluk…

Peki Adana bu noktada nerede?

Bir dönemin beyaz altın diyarı Adana şimdi işsizliğin ve yoksulluğun kenti oldu. Gelişmiş sanayisi ve tarımıyla ülkenin göz bebeğiyken, bugün işsizlikte Türkiye ortalaması üzerine çıkan bir şehirdir Adana.

Tarımı, ticareti can çekişir hale geldi. Kamu yatırımlarından en az payı olan bir kentiz.

Bir zamanlar Yeşilçam’ın kalbi burada atardı. Şimdi sanatta yokuz, sporda yokuz.

İşsizlik deyince Adana var, şiddet deyince Adana, yoksulluk deyince Adana.

Adana birilerinin babasının çiftliği gibi kullandığı, rant kenti olmamalı.

Bu kentte zengin ve yoksul arasındaki uçurum büyümemeli. Adana her geçen gün biraz daha geriye gitmektedir.

Bu gidişe dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Artık daha fazla geç kalmamalıyız ve sahaya inmeliyiz. (Kaynak: Ekspres Gazetesi)

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al