Demokrasi İndeksi Ve Sarhoş Gazeteci Wılkes - Adana UlusAdana Ulus

18 Ekim 2021 - 10:13
izmir escort

Demokrasi İndeksi Ve Sarhoş Gazeteci Wılkes

Demokrasi İndeksi Ve Sarhoş Gazeteci Wılkes
Son Güncelleme :

14 Ağustos 2012 - 11:41

Economist dergisinin yan kuruluşlarından olan Economist Intelligence Unit’in 2006 yılından bu yana açıkladığı demokrasi indeksinin 2012 sonuçlarına göre 167 ülke arasında Türkiye 88.sırada yer alıyor. Çalışmada ülkelere 10 puan üzerinden not veriliyor ve 60 kritere göre değerlendirme yapılıyor. 8-10 arası puan alan ülkeler tam demokrasiye sahip kabul ediliyor. Norveç, İzlanda, Danimarka, İsveç, Almanya, ABD, Kanada, İsviçre,  bu grupta yer alıyor.  6-8 arası puanlı Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkeler kusurlu demokrasiler olarak niteleniyor. Türkiye’nin de arasında bulunduğu 4-6 arası puanlı ülkeler ise demokrasi ve otoriter rejim karışımı “Hibrit” demokrasiler olarak isimlendiriliyor. Türkiye’nin yanında Nikaragua, Tanzanya, Filistin, Uganda, Sierra Leone, Pakistan ve Haiti gibi ülkeler bu grupta yer alıyor.  4 puanın altındaki ülkeler ise otoriter rejimler olarak tanımlanıyor Fiji, Madagaskar, Gambiya, Etiyopya bu grupta yer alan ülkelerden bazıları.  Bu araştırma üzerine uzun yorum yapmak yerine 1760’larda yaşanan bir olayı paylaşmak ve yorumu da okuyucuya bırakmak istiyorum.
 
Sarhoş Gazeteci Wilkes
Olayın kahramanı 1763’te “North Briton” gazetesinin parlamento muhabiri olan gazeteci Wilkes’dır. Sürekli sarhoş gezen, zamanının çoğunu meyhanede geçiren Wilkes’ı bu yaşama dayanamayan eşi de terk etmişti. Wilkes bir boş vermişlik içinde yaşarken meslektaşlarının iğneli sözleri, kendini sevmediklerini belli eden tavırları da onun için pek bir anlam taşımıyordu. Wilkes’ın yaşamını değiştiren Kral 3. Georges’un parlamentonun kapanışı dolayısıyla yaptığı konuşmaya 23 Nisan 1763 tarihli North Briton gazetesinde yazdığı eleştiri yazısı oldu. Kral bu eleştiriye tahammül edemeyerek Wilkes’in tutuklanmasını istedi. İçişleri Bakanı Lord Halifax Kralın emrini yerine getirerek  tutuklama emrini çıkarttı ve Wilkes ve beraberinde matbaacı Oryden Leach ile yazı işleri müdürü Balfede tutuklandı. İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Wood başkanlığında bir grup Wilkes’in evinde arama yaptı yazılı bütün kâğıtları toplanıp bakanlığa getirildi.  Wilkes hapsedilmesinin kanunsuz olduğunu, mahkeme kararı olmaksızın evine girilemeyeceğini söyleyerek tahliyesini istedi. Londra mahkemesi başkanı Pratt konuyu inceleyerek tutuklamanın kanunsuz olduğuna karar verdi ve “Kralın, tebaasındaki hiç bir İngiliz vatandaşının hakkına tecavüz edilemez.” dedi. Wilkes arkadaşları serbest bırakıldı.
Wilkes hukuk yolunu kullanarak İçişleri Bakanı aleyhine açtığı tazminat davasından da 100.000 sterlin tazminat almayı başardı. Tüm bu olaylar Wilkes’i bir anda İngiltere’nin en popüler kişilerinden biri haline getirdi. Halk Wilkes’e her gittiği yerde sevgi gösterisinde bulundu. Hatta işi daha ileri götürüp “Wilkes’e yapılan haksızlığı unutmayacağız” diye duvarları yazılarla donatan fanatik taraftarları da ortaya çıktı. Bu gelişmeleri gören saray ve kral huzursuzlandı.  Muhafazakâr İngilizleri etkileyeceğini düşünerek Wilkes hakkında yayınlar, broşürler elden dağıtıldı ve bunlarda deliller ile Wilkes’in kumarhanelerden çıkmadığı, gece gündüz içen alkolik, aile hayatı olmayan serseri olduğu anlatıldı. Halk bu suçlamaları kabul etti ancak ortada yanıtlanması gereken soru başkaydı. Haksız biçimde yapılan tutuklama fikir özgürlüğüne, vatandaşlık haklarına bir tecavüzdü.  Bu tecavüze uğrayan vatandaşın kumarbaz, alkolik olması yapılanları haklı kılamazdı. Bu olayların üzerinden 6 ay geçmişti ki Kral ile Wilkes’i karşı karşıya getirecek bir fırsat ortaya çıkmıştı. Middlesex’ de açık bulunan bir milletvekilliği için seçim yapılacaktı. Wilkes aday oldu ve seçimi kazanarak Avam Kamarasına girmeye hak kazandı. Kral 3.Georges yetkilerine dayanarak  “ ahlaksız adam” olarak nitelediği Wilkes’ın parlamentodan ihracını istedi. Avam kamarası Kralın emrine uyarak Wilkes için azil kararı aldı. Bu azil olayından dolayı Middlesex seçimleri yenilendi ve Wilkes daha büyük bir farkla seçilerek Avam kamarasına girmeye yeniden hak kazandı. Bu defa kral daha sert bir dille, Avam Kamarası da şiddetli bir bildiri ile sarhoş gazeteciyi azletme kararı aldı 3. kez yapılan seçimde de sonuç değişmedi.  Wilkes oylarını daha da artırarak seçildi fakat yine kralın emri ile Avam kamarasının Azlinden kurtulamadı.  4. bir seçim yapılmayarak ve normal seçim dönemi beklendi. Böylece olay unutulacak ve güncelliğini kaybedecek diye düşünüldü.  Londra halkı haksızlığa uğrayan Wilkes’i unutmayarak 1771’de Londra hâkimliği için yapılan seçimlerde onu Londra Hâkimi seçti. Üstelik kralın bu seçimi veto etme yetkisi de yoktu. Kralın bir anlık hiddeti başına neler açmıştı. Halk hala tatmin olmamıştı, kralın kendi oyları ile Avam kamarasına gönderdiği temsilcisini azlettirmesini unutmamıştı.  1774’de Londra belediye başkanlığı seçiminin kazananı yine Wilkes oldu. O artık Londra’nın belediye başkanıydı. Ancak kral ile halk arasındaki hesaplaşma bitmemişti. Bir yıl sonra seçimler vardı ve 1775’de Wilkes yine Middlesex’den milletvekili adayı olmuştu. Seçimi kazanarak Avam kamarasına girdi. Kral artık yenilgiyi kabul etmiş ve halkın iradesi karşısında duramayacağını anlayarak sonucu onaylamıştı.
Bu demokrasiye dair önemli çıkarımlarla dolu yaşanmış bir olaydır. Bu tarihi olayın ve demokrasi indeksindeki sıramızın yorumunu ise siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum.(POsta GAzetesi-Güney Eki)

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al