Hotivi

Deprem unutulduğu an gelir - Adana UlusAdana Ulus

16 Haziran 2021 - 17:39

Deprem unutulduğu an gelir

Son Güncelleme :

27 Haziran 2013 - 11:33

Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 93’ünün aktif deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu ve yüzde 98‘inin ise deprem riski altında olduğunu belirten Jeoloji Mühendisleri Odası(JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, bilinen bu ciddi risklere rağmen yapılan uyarılar dikkate alınmadığı için doğa olaylarının afete dönüştüğünü söyledi.

ÖNLEM ALINMASI ÖNEMLİ

Ceyhan depreminin üzerinden geçen 15 yılda da afet yönetim sistemimiz hala çözümün değil, sorunun bir parçası olmaya devam ettiğini ifade eden Dr. Tatar, ”Depremlerde binlerce insanımızı yitiriyor, önemli maddi kayıplara uğruyoruz. Doğal afetlerin (deprem, heyelan, sel, çığ v.s) türü ne olursa olsun her yıl ortalama Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)‘nın % 3‘ü oranında zarara neden olmaktadır. Bölgemiz deprem bölgesi olduğuna göre, günümüzde ve gelecekte de şu ya da bu şiddette depremler olacaktır. Bu bilimsel ve tarihi gerçekleri göz önüne alarak, bir doğa olayının doğal afete dönüşmemesi için, depremden sonra yaraları sarmaktan daha önemli olan deprem öncesi önlemlerin alınmasıdır” dedi.

mehmet_tatarNÜFUSUN YÜZDE 80’İ KENTSEL ALANLARDA

Deprem zararlarının azaltılmasının bu konudaki temel politikaların saptanmasına bağlı olduğunu da belirten Dr. Tatar,”Depremden sonra çare arama politikası yerine, deprem öncesi önlemleri içeren halkın yararına bir deprem politikası oluşturulmalıdır. Başta deprem olmak üzere, heyelan, çığ/kaya düşmesi, subaskını gibi doğa olayları, bilinçsizce verilmiş yer seçimi kararları, mühendislik verilerinden yoksun imar planları, mühendislik hizmeti görmemiş düşük standartlardaki yapı üretimi ve denetimi süreci ile uygulanan rant politikaları sonucu insani, sosyal ve ekonomik yıkımlara dönüşmektedir. Son elli yıldaki sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak, 1945 de ülke nüfusunun yüzde 18.3’ü kentlerde yaşarken, Ülkemiz nüfusunun % 80’inin kentsel alanlarda toplanmasına neden olan bir süreç yaşanmıştır. Bu kentleşme süreci, genel olarak, kırsalın yarattığı hızlı, sağlıksız ve çarpık bir yapıdadır. Bugün, kentlerde aşırı nüfus yığılmaları, plansız kentleşme, alt yapısız gecekondu bölgeleri, kent yoksulları, sosyo-ekonomik ve kültürel ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalan kentsel hizmetlerin yetersizliği vb. etkenlere bağlı değişik kentsel sorunlar yaşanmaktadır. Yerleşim alanlarının karşı karşıya olduğu afet riskleri de eklenince bu sorunlar daha da karmaşık hale gelmiştir. Genel olarak kentsel dönüşüm, farklı nedenlerden ötürü zaman süreci içinde tahrip edilmiş, güvenli olmayan, yanlış kullanılan veya terkedilmiş kentsel dokunun, bilim ve tekniğin, kamu yararının ve yerel koşulların (jeolojik-jeoteknik yerel zemin koşulları; sosyal anlayışlar vb) göz önünde tutulmasıyla oluşturulacak, katılımcı mekanizmalarla desteklenmiş çözüm araçları ile dönüştürülmesi, rehabilite edilmesi ve sonuçta yeni bir kimlikle yeniden kente kazandırılması gerekmektedir. Bu gün, kentsel dokuyu, doğal ve kültürel yapıyı yok ederek kent merkezlerini sermayeye ve ranta açan projeler üretilmektedir” diye konuşan Dr. Tatar, afetlerin unutulduğu an gelebileceğine dikkat çekti.

takipçi satın al