DEVLET YÖNETMEK NEZAKET İSTER! - Adana UlusAdana Ulus

12 Nisan 2021 - 23:05

DEVLET YÖNETMEK NEZAKET İSTER!

DEVLET YÖNETMEK NEZAKET İSTER!
Son Güncelleme :

24 Ocak 2021 - 14:28

Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Halifeden“Sultanu’lRûm”ünvanını alarak sadece Hristiyanlara karşı değil, Timur ve Memlûklere de karşı çıktı. Anadolu’da beylikleri ortadan kaldırmaya başlamış, dolayısıyla Timur’un nüfuz bölgesinde de at oynatıyordu.
Oysa Timur, CengizHanın dünya imparatorluğu varisi olma iddiası ile ortaya çıkmış ve tüm islam dünyasının hamisi olduğunu savunuyordu. Uç beylerinden,Bayezidin Anadolu’da egemen olmasını kabul edemiyor, kendine biat etmesini istiyordu.
Bir kümeste iki horoz fazla olduğundan kapışma kaçınılmazdı.
Timur, Bayezidin elçisine: “Osmanlılar daima frenklere karşı gaza yaptıklarından, ona karşı yürümek frenklerin kuvvetlerinin artmasına neden olur, bu nedenle Rum diyarı üzerine yürümek yanlısı değilim” diyordu.
Yıldırım Bayezid cesur ve sabırsızdır. Timur’a mektuplarında Timur adını, kendisinin altınla yazılmış adının altına koyuyordu.
Timur’a ağıza alınmayacak hakaretler yağdırıyordu. “Kudurmuş köpek” demekten çekinmiyor, kendisinin kafirlere karşı gaza yaptığını, “bu tarafa gelmezse zevcelerin üç kez boş olsun, ben de sana karşı çıkmazsam zevcelerimüç kez boş olsun” diyordu.
Kadınlardan böyle söz etmek Timur nezdinde büyük suçtu. Ve kararını verdi, Anadolu’ya sefere çıkacaktı.
Uzun etmeyelim, iki ordu 1402 yılında, Ankara Çubuk’ta karşılaştı.
Osmanlı yenildi. Bayezid kaçmak isterken Timur’un askerleri etrafını çevirip esir ettiler ve Timur’un çadırına getirdiler.
Bayezid: “Cezamı buldum, kerem ve büyüklük sizindir, ben ve çocuklarım bendelikten ayrılmaz, canla başla hizmette kusur etmeyiz.” dedi.
Osmanlı dağılınca Bayezidin yüz bin kişilik ordusunun yemeklerinin piştiği kazanlar ortada kaldı. Ankara’nın Kazan ilçesinin adı ordan geliyormuş. AKP 15 Temmuzdan sonra o ilçenin adını “Kahraman Kazan” yaptı.
Sevgili okur!
Tam iki yıl önce de benzeri bir yazı yazmıştım ama bu sürede “batı cephesinde değişen bir şey yok”.
İçeride kendilerinden olmayanlara ağıza gelmedik hakaretler, küfürler ediyorlar. Cevap verilince de küplere biniyorlar.
Dışarıya karşı da durum değişmiyor. Dünya diplomasi tarihinde duyulmadık, görülmedik, yaşanmadık olaylar yaşanıyor. İçeriyi manipüle etmek için, sokaktaki cahillerin oylarını garanti altına almak için, cehaleti bir arada ve örgütlü halde tutabilmek için Avrupa’ya söylenmedik laf bırakılmıyor.
Eyy Amerika!,eyy Almanya!, eyy Hollanda! diye başlayan “siz kimsiniz laann!” diye devam eden haykırmalar görüyoruz. İşin garibi karşı taraftan neredeyse hiç ses çıkmıyor, diplomasi diline uygun, nezaket çerçevesinde sözler kullanıyorlar.
Sonra Avrupa’dan, “10-11 Aralıkta Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar konusunda liderler zirvesi yapılacağı” duyurulunca yüz seksen derece çark ediyorlar ve “biz kendimizi Avrupa Birliğinin bir parçası olarak görüyoruz”,“Birlikte hareket etmeye hazırız. AB ile ABD ile çözülemeyecek bir sorunumuz yoktur”demeye başlıyorlar.
Suriye’de 35 şehit ve sonrasında Putin’in kapısında aciz bir şekilde bekletilme. Trump’ın “aptallık etme”, vb. onur kırıcı sözleri içeren tweetleri. Ama tık yok.
Yabancı sermaye kaçınca, Merkez Bankası’nın kara gün akçesi bile harcanıp bitirilince, Doları sabit tutmak için bu yoksul ülkenin 130 milyar doları çarçur edilip sıfırı tüketince, sonuçta ekonomi dibe vurunca, gelsin bilmem kaçıncı yargı reformu teraneleri. Bağımsız yargı mı kalmış ki, yargı reformu yapacaksın?
Arkasından, uluslararası finans sermayesini sözde kandırabilmek için faturayı damada kesip o zavallıyı, o nepotizm ve liyakatsiz yönetim tarzının aciz kurbanını perme perişan, ağlayarak kaçırmalar.
Yetmeyince, gelsin ağızlarında çiklet gibi çiğnedikleri mağdur edebiyatı.
Yetmeyince, gelsin ısıtıp ısıtıp iyice sulandırıp cılkını çıkardıkları “milli” ve “yerli” safsataları.
Yahu aile bile böyle yönetilmez! Yönetilirse o ailede dirlik düzenlik kalmaz, dağılır.
Biliyorum, hiçbir faydası ve yararı olmayacak ama bir kez daha anımsatıyorum:
Devlet yönetmek; adalet, hak ve hukukun üstünlüğü demektir.
Devlet yönetmek; toplumun çimentosu olan laikliği özümseyip, içselleştirip uygulama ister.
Devlet yönetmek; ciddiyet ister, ağırbaşlılık ister.
Devlet yönetmek;bilgi, beceri, eğitim ister.
Devlet yönetmek; doğru tutum ve davranış bağlamında tam bir yetkinlik ister.
Devlet yönetmek;başkalarına karşı saygılı davranmayı gerektirir.
Devlet yönetmek; ulusal birlik ve dayanışma için toplumun tümünü kucaklamayı gerektirir.
Devlet yönetmek; incelik, naziklik, yani nezaket ister.
23 Ocak 2021.
Mahmut TEBERİK

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.