Doktorlardan “Gezi” Tepkisi - Adana UlusAdana Ulus

1 Mart 2021 - 06:17

Doktorlardan “Gezi” Tepkisi

Son Güncelleme :

19 Şubat 2014 - 22:23

tabip_odasi_gezi_Adana Tabip Odası Yöneticileri ile hekimler Sağlık Bakanlığının, Gezi Parkı olayları sürecinde “hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir adı altında sağlık hizmeti verdikleri ve amaçları dışında faaliyet gösterdikleri” iddiasıyla  açılan davalara tepki gösterdi.

Gezi Parkı ile ilgili  ülkemizin birçok yerinde çeşitli protesto eylemlerinin gerçekleştirildiğini ve tamamının barışçıl olduğunu ifade eden Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten, eylem ve etkinlikler nedeniyle  15 ayrı davada toplam 1086 kişinin yargılandığını ifade etti. Ökten, “Kırklareli Tabip Odası Başkanı Dr. Halil Muhacir hakkında neredeyse eylem ve etkinliklerinin her günü için ayrı ayrı olmak üzere toplam 15 dava, Tabip Odası Genel Sekreteri Taner Pehlivan hakkında 8 dava, Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Bahadır Tunçol hakkında 6, Oda personeli  Süleyman Edesan hakkında 12 dava açılmıştır. Demokratik haklarını kullanmaya çalışan Kırklareli Tabip Odası Başkan ve Yöneticilerimize, demokratik kitle örgütleri yöneticilerine ve yurttaşlarımıza yönelik bu baskıcı tutumu kabul etmemiz mümkün değildir. Üzülerek ifade etmek isteriz ki “dava açılması” demokratik hakların kullanımına karşı bir baskı aracına dönüştürülmüştür.”dedi.
Ökten, Gezi Parkı olayları süresince Tabip odaları ve doktorların mesleklerinin evrensel ilkeleri ve ettikleri Hipokrat andına bağlı kalarak binlerce vatandaşa ilk yardımda bulunarak tedavi ettiklerini ifade ederek şöyle konuştu:

“ Sağlık Bakanlığının,   merkezi idarenin, yerel yönetimlerin veya hastane yöneticilerinin aslında kendilerinin yapması gereken görevi yapan başta Ankara ve İstanbul Tabip Odaları olmak üzere birçok tabip odası ve hekimler hakkında davalar açılmış ve antidemokratik bir biçimde cezalar verilmiştir. Aynı yasakçı zihniyet bugün torba yasada ki gerekçelere dayanarak Ankara Tabip Odasının demokratik yollarla seçilmiş kurulları hakkında sağlık hizmet birimi açmak ve işletmek suçuyla dava açmıştır. Oysaki sağlık hizmet birimi açmak ve işletmek bizim değil Sağlık Bakanlığının bugüne kadar sağlık alanında yaptığı yıkım değişimlerinin bir sonucu olarak vardıkları son noktadır. Bizler sağlığı hiçbir zaman kar amacı güden bir işletme olarak görmedik ve çalıştırmadık.  Bu davayla torba yasanın çıkarılma gerekçesi de tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Bu dava tarihe bir tabip odasının veya hekimlerin suçlandığı bir dava olarak değil hekimlik andını eden Hipokrat’ın çocuklarına yani insana ve insanlığa açılmış bir dava olarak geçecektir. Gezi olaylarında eğer ki bizler yaralı vatandaşlarımıza müdahale etmeseydik, hayatını kaybeden 6,  gözlerini kaybeden 12, kafa travması,  genel vücut travması, biber gazı, tazyikli su ve gaz bombaları ile yaralanan yüzlerce vatandaşımıza daha birçok kişi eklenecekti.
Sağlık Bakanlığının iddiasına göre bu bir suçsa biz bu suçu hep yapacağız. Hiçbir güç bizleri hangi ortamda olursak olalım yaralılara, hastalara bakmaktan alıkoyamayacaktır. Bu davada Ankara Tabip Odasının seçilmiş organlarını veya Kırklareli Tabip Odası Başkanı ve yöneticilerini yargılamak demek aynı zamanda Hipokrat’ı, aynı zamanda Hulusi Behçet’i,  aynı zamanda İbn-i Sina’yı, aynı zamanda Nusret Fişek’i yargılamak demektir. Kırklareli Tabip Odası Başkanı ve yöneticilerinin yargılandığı ve Ankara Tabip Odası aleyhine bu davayı açan Sağlık Bakanlığını kınıyoruz ve meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz”