Hotivi

Dünya'nın En Büyük Gazeteci Cezaevi: Türkiye - Adana UlusAdana Ulus

17 Haziran 2021 - 20:51

Dünya’nın En Büyük Gazeteci Cezaevi: Türkiye

Dünya’nın En Büyük Gazeteci Cezaevi: Türkiye
Son Güncelleme :

24 Temmuz 2013 - 9:53

kemal_kilicdarogluchpCumhuriyet Halk Partisi Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu üyesi milletvekilleri Özgür Özel, Veli Ağbaba ve Nurettin Demir cezaevi ziyaretlerini bir rapor haline getirdiler. Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü gazetecilerle yüz yüze görüşülerek oluşturulan 131 sayfalık “Dünyanın En Büyük Gazeteci Cezaevi: Türkiye” raporu bugün açıklandı.
5 bölümden oluşan raporda ”12 Eylül 1980 Darbesi döneminde 31 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye’de şuan darbe döneminden bile daha vahim bir durum yaşanmaktadır. Bugün uluslararası ortamda Türkiye, dünyanın en büyük gazeteci cezaevi olarak görülmektedir.” denildi.

Aralık 2012-Ocak 2013 tarihlerini kapsayan rapor, İngilizce olarak da yayınlandı.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’den oluşan cezaevi komisyonu İstanbul, Muş, Mardin, Diyarbakır, Tekirdağ, Kocaeli, İzmir, Ankara’nın da aralarında bulunduğu bazı illerdeki cezaevlerini ziyaret etti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Dünyanın en büyük gazeteci cezaevi; Türkiye” raporunu açıklamak için CHP Milletvekilleri Veli Ağbaba, Özgür Özel ve Nurettin Demir ile birlikte düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi;

Bir ihale alıyorsunuz, yanına  bonus olarak da bir gazete ve televizyon veriliyor artık…”

“24 temmuz 1908’de ilk kez bu ülkede sansür memuru görmeden gazeteler özgürce yayınlandı, 24 temmuz 2013 oto sansür ya da sansür uygulanıyor Türkiye’de gazetecilik mesleğinde. İleriye doğru giden değil geriye doğru giden bir süreci yaşıyoruz.”

“Yeni bir medya süreciyle karşı karşıyayız. İktidarın ve polisin beraber denetlediği, ağırlıkta olarak medya patronlarının siyasi otoritenin emrine girdiği, siyasi otoritenin kabul ettiği haberleri yayınlayan, kabul etmediği haberlere sansür ve oto sansür uygulayan bir süreci yaşıyoruz”

“Tutuklu, hapiste gazeteci olmaz. Yazı yazdı diye gazeteci işinden olmaz. Eğer siz Türkiye’yi dünyada saygınlığı olan bir ülke konumuna getirmek istiyorsanız ilk yapacağınız medyayı özgür bırakmaktır”

“Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kamudan ihale alayım diye önce gazeteye sahip oluyorsunuz. televizyonunuz oluyor. iktidar yandaşlığı yapıyorsunuz ve sonra öyle bir noktaya geliyor ki, bir ihale alıyorsunuz, yanına bonus olarak da bir gazete ve televizyon veriliyor size. bana uygun yayınlar yapın diye. benim istediğim yayınları yapın diye. halk gerçekleri görmesin diye”

-“Dünya Türkiye’de basın özgürlüğü gerçeğini CHP’nin kaleminden öğrenecek. Bu ülkeye demokrasi ve özgürlükler gelinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Polis devletinden  Türkiye’yi çekip çıkarmak zorundayız”

“Sayın Erdoğan devlet üniversitelerine de polisi sokacağım diyor. Hepinizin önünde kendisini uyarıyorum; Sakın ola ki üniversite öğrencisiyle polisi karşı karşıya getirme. Zaten bıçak kemiğe dayanmış durumda.”

-“Hükümet yanaşmacılığı yapan medya patronlarına da açıkça söylüyorum; gazetecileri, gazetenin mutfağını özgür bırakın. onlara sansür uygulandığınızda, onlara müdahale ettiğinizde, onların işine son verdiğinizde gün gelir bunun hesabını sorarız”

-“Medya patronluğunu üstlenmek farklı bir şeydir. Ateşi tutmak gibidir medya patronu olmak. Ya halktan yana olacaksın ya iktidardan yana olacaksın. halktan yana oluyorsan zaten sorunumuz yok. iktidardan yana oluyorsan, gazeteciliği bırak.”

-“Hapiste bu kadar gazeteci varken, bu gazeteci patronlarından bir ses çıkıyor mu? Beğenmediği gazeteciyi gönderiyor vezneye, al parayı çık kapıdan diye.”

-“Sayın Başbakan komşusunu komşusuna ihbar ettirir noktaya da getirdi. Hitlerin Almanya’sında bile olmayan bir süreci nasıl başlatabiliyor? Elinde silah, belinde el bombası miting yapacaksın, sesini çıkarmayacak,  ama komşun tencere tava çaldı diye polis devleti mantığı içinde şikayetçi olacaksın, ihbara yönlendireceksin. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir”

-“Üzülerek söylüyorum, Sayın başbakan iftar sofralarını siyasal showa döndürüyor. İnsanın biraz inanca, ibadete, oruca, ramazan ayına saygısı olur. Bırakın bari bu ayda insanlar huzur içinde bir ramazan ayı geçirsinler”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al