EKSİK/COVİD 19 - Adana UlusAdana Ulus

21 Eylül 2020 - 03:59

EKSİK/COVİD 19

EKSİK/COVİD 19
Son Güncelleme :

16 Eylül 2020 - 9:12

Hiç yaşanmıyormuş, hiç etkilenmiyormuş, hiç karabasanlarına baş kaldırılmıyormuş gibi davranmak/ göstermek “en” tehlikeli “pandemi” olmalı!

Düşünmeyen yok kanımca; yolda karşılaştığı maskesiz/ birbiriyle kaynaşmış/ tükürüp dolu ağzını ulu-orta boşaltan her kim olursa/ olsun!

Toplu ulaşımda yan-yana oturmak zorunda olduğunun eline/ yüzüne/ davranışına bakmayan var mı bilmiyorum…

Günün her hangi bir saatinde; boğazda oluşan bir düğümlenmeden, baş ağrısından, ağız kuruluğundan, kulak uğuldamasından, iştahsızlıktan, kuru öksürükten, sindirim sistemi sorundan, göz önünün kararmasından dolayı strese girenleri bilmeyen yok!

Artık sokağa çıkarken “çantası” gibi, kimi için daha da öncelikli “maske/ sosyal aralık/ temizlik”…

Yaşamı covid 19 olmadan düşünmek, geleceği oluşturmaya çalışmak, yaşamın “ikincil” üstü sorunu saymak  “daha” onarılmaz süreci de ardından getireceği bilinmeli…

Peki, biz neler yapıyoruz?

***

“iktidarın” anlattığı gibi değil yaşananlar…

Dünya ülkeleri örnek gösterilerek; ülkemizde neler yapıldığını, bırakın ülkeyi/ yurttaşımızı, bir çok ülkeye corona virüs nedeniyle yardımcı olunduğunu sıkça dile getiriyor “iktidar”…

Anlayan/ inanan var mı bilmiyorum!

Kaç kez yazdım/ unutuldu mu bilmiyorum, yeniden anımsatayım; bir adet maskeyi bile bu ülkenin yurttaşlarına dağıtamayan bir “iktidar” var!

Her gün açıklanan “güncel olgu sayısı” çizelgesinin gerçekle bağdaşmadığını, salt bir-iki kentin “olgu sayısının” sonucu olabileceği dillerden düşmüyor, “iktidarın” verdiği yanıt/ açıklama yurttaşı “kuşkulanmaktan” kurtarmıyor!

Evde, işyerlerinde covid 19 belirtileri yaşayanların “yine” bir başına dolmuşa binerek/ toplulukları yararak/ hastaneye ulaşması “iktidarın” ne yaptığını da gösteriyor!

***

Geçtiğimiz günlerdeydi…

Yirmi çalışanı olan bir işyerinde, genç birinin yüzünün bezginliği, baş ağrısı, koku almayışı dikkati çekiyor. Genç işi bırakıyor, yakındaki dolmuşa atlayıp bir kavşakta iniyor, oradan bir başka dolmuşa atlayıp hastaneye ulaşıyor…

Saat onbeş dolayı olduğu için test için gerekli olanları yapıyor, sonucun bir gün sonra kendine bildirileceği belirtilip eve gönderiliyor…

Aynı biçimde dolmuşa biniyor, evine ulaşıyor…

Sonuç belli olmasa da, evdekilere durumu anlatıp bir oda hazırlıyor kendine…

Bir gün sonra, “aile hekiminden” gelen telefonla sonucun “pozitif” olduğunu öğrenince; başta evdekileri, ardından çalıştığı yerde bulunanları bir “kuşku” sarıyor!

Yüzler asılıyor, çocuğu olanlar eve gitmemenin yolunu arıyor, aile içince olanlar anne-babasından nasıl uzak kalabileceğini düşünüyor, işyeri sahibi eldeki işin nasıl tamamlanacağını soruyor…

“Pozitif olgulu” gençle bir arada olanlar test için hastaneye gidiyorlar, “hastane” belirtileri olup/ olmadığını soruyor, dokunmadan evlerine gönderiliyor; bir gün sonra da “hepsi” işlerinin başında!

***

Sıkça yineliyorum…

Ülkemiz, “iktidarın” anlattığı gibi bir ülkede olmasını isterdim de…

Başlarda covid 19 konusunda verdiği bilgiler, sorulara üşenmeden verdiği yanıtlar, doğru olanı içtenlikle dile getirmesi, yurttaşın doğru bilgilenmesi için uğraş vermesi herkes gibi beni de etkilemişti Bakanı Koca’nın…

Kanımca “yalnız” kaldı; ne yapmak istediği, ne de olmasını istediği “sonuç” bu değildi!

Bir yandan “önlemler” konusunda yurttaşı bilgilendirirken, bir yandan da “iktidarın” sözde ekonomiyi canlandırmak için alışveriş merkezlerini açması, dinlence yerlerini canlandırmak için bankalara “ucuz kredi” verdirmesi, gece kulüplerine ödün vermesi, ulusal günler dışında “toplaşmaya/ birikmeye” izin verilmesi, “iktidar” yandaşlarının etkinliklerine göz yumulması Bakan Koca’nın istediği değildi kanımca!

Onun için de, adına” başarı” denmiş olsa da; koca “eksikliklerle” dopdolu covid 19 süreci…

Toplumun üç-beş “doymayanının” tıka basa doyduğu, ülkenin büyük çoğunluğunun açlığı gördüğü, işsizliği/ doyumsuzluğu yaşadığı, daracık yaşam alanlarına hapsedildiği bir süreç…

Bunlardan “hoşnuş” olan, yapılanı “yeterli” nasıl bir anlayıştır, öğrenmek gerek doğrusu…

***

Bunca yaşananlardan etkilenmemek/ karabasanlara kapılmamak bir başka “tanım” gerektiren “olgu” olsa gerek!

Nasıl bir yaşam için çaba harcanıyor, bunca “eksik/ doğru olmayan” bilgilendirme yapılarak ne amaçlanıyor, yurttaşı “acılandıran” bir söylemin/ uygulamanın nasıl bir gelecekle örtüşeceği bekleniyor?

Şu an ki sonucuna bakarak, “gidiş yolunun” biçimi/ şekli konusunda eleştiri yapmak ya da övgüye değer görmek olasıysa eğer; covid 19 için yapılanların “sonucu”, “eksiğin” bilinmesini/ sorunun çözüme giden yolunun göz önünde tutulmasını gerektiriyor!

“Kandırıkçı” söze gerek yok!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.