GAZETECİLER-GAZETE PATRONLARI-VEYİS, MEYİS - Adana UlusAdana Ulus

5 Ağustos 2021 - 10:46

GAZETECİLER-GAZETE PATRONLARI-VEYİS, MEYİS

GAZETECİLER-GAZETE PATRONLARI-VEYİS, MEYİS
Son Güncelleme :

16 Haziran 2021 - 0:12

Bedii Faik…1921 doğumlu. Düyun-u umumiye’ avukatlarından Faik Bey ile Faika Hanımın ilk çocukları. Ortaokul döneminde babasını kaybetti. Parasız yatılı olarak Kabataş Lisesinde okudu.
Ailesinin isteği ile tıp fakültesine girdi ama dördüncü sınıfta okuldan ayrıldı. Geçim sıkıntısı onu çalışma hayatına itti. Bir tütün deposunda çalışmaya başladı. Başarılıydı da. ,
Bir gün arkadaşlarını evine davet etti. Sohbet için. Sohbet döndü dolaştı, Tasvir Gazetesinde fıkra yazan Doğan Nadi’ye kadar uzandı. Herkesin Doğan Nadi’yi övmesi üzerine, “Ben ondan iyisini yazarım,”dedi. Gazeteci arkadaşı Kadri Kayabal,“Yaz da görelim,”diye karşılık verdi. Ve Bedii Faik’in hayatı orada değişti.
Arkadaşları gittikten sonra sarıldı kağıt kaleme ve on yedi fıkra yazdı. Bir zarfa koydu,Kayabal’ın patronu ve baş yazarZiyadEbuziya’ya postaladı.
Bir hafta sonra, Ebuziya baş makalesinin sonunda, “BF rumuzuyla yazı gönderen kişinin yazı işlerimizle irtibata geçmesini rica ederiz,” diye bir not yayınlandı. Yıl 1945 idi.Devamını tahmin edersiniz uzun uzun anlatmayacağım. Varmak istediğim yer başka. :
Gazeteciliği anlatırken şöyle diyor Faik. “…Türk gazeteciliğinin otururken ayağa kalktığı dönemdir o. Daha önce İmparatorlukta gazetecilik yok sayılır. Ondan sonra Milli Mücadele gazeteciliği var, çok büyüktür. Falih Rıfkı, Yakup Kadri, Necmettin Sadık, Yunus Nadi’nin ortaya koyduğu, vatanı kurtarmak için yapılan büyük gazetecilik. Onun alçakları vardır, yüksekleri vardır. Alçakları tarihe gömülmüştür, silinmişlerdir, acı da çekmişlerdir. Öbürleri cumhuriyetin parlak çocukları olarak Atatürk ile birlikte yürümüşlerdir.”
Faik o dönem gazete patronları içinde şöyle söylüyor; “Otomobil sahibi gazete patronu, bir elin parmakları kadar azdı, diğerleri basın kartı ile tramvaya biner, acele işi varsa taksiyle giderdi. Yunus Nadi beyin ve Doğan Nadi’nin arabası vardı.
Bir özellik de şudur; gazete sahiplerinin hepsi yazardı, idealleri vardı, fikirleri vardı, o fikirleri yaymak için gazete çıkartmış insanlardı bunlar ve başka işleri de yoktu. En büyük ayıp da basın dışında başka bir işi olmaktı. Bu arada para da kazandılar doğal olarak ama para kazanmak için gazete çıkartmadılar.”
Adını yad etmek için, sıkı yönetim döneminde yaşadığı bir anıyla sözü bitirelim. Bir yazı yazmıştı. Başlığı BU TAKIMI DAĞITMAYALIM. Gerisini kendinden okuyalım.
“Süvari birliğimiz Roma’da bir yarışmada birinci oldu, kendini beğenmiş Musolini’yi ayağa kaldırarak mili marşımızı çaldırttı. Yurda dönüşlerinde çok büyük bir karşılama oldu, rıhtıma ben de gittim. Daha sonra bu şampiyonların her biri bir yere, şark hizmetine gitti, takım dağıldı. Ben, bu insanların gittikleri yerde yapacağı hizmetin bu kupayı getirmekten daha yüce olamayacağını, bunların bir arada kalıp çalışmaları gerektiğini, yeni başarılara ihtiyacımız olduğunu yazdım. Kıyamet koptu, Askeri mahkemeye verildim. Yerdeki mermerlerin sıyrıklarını dahi bildiğim Sıkıyönetime yine götürdüler, iki subay ifademi almaya başladı, derken komutan istiyor dediler, odasına girdim. ‘Kusurunuz neymiş idrak ettiniz mi,’ dedi. “Hakimler anlattı Ordunun tasarruflarına müdahale imiş’ dedim. Daha sonra da düşüncemi tekrar ettim ve bir de yalan söyledim. Arşivimizde, bu takımı öven, İtalyan, İngiliz, Fransız gazetelerinin olduğunu söyledim, böyle bir şey yoktu…
Bakın Bedii Bey dedi, samimiyetinize inandım, maksadınızın düşmanlıktan, kışkırtmadan yana olmadığını anladım, ordu hakkında bir daha yazmayacağınıza söz verin,’ dedi, ben de ‘Bir gazetecinin istikbale ait yazıp yazmayacağına dair verdiği söze inanacak mısınız,’ deyince de,‘Peki aramızda kalsın’ dedi ve beni salıverdiler.
Bugün ordudan, herhangi bir şirketin idare meclisine gösterilen saygı dahi gösterilmeden bahsediliyor. Bugün ordudan bahsederken, alelade bir şey gibi bahsediliyor. Fuhuşla orduyu rahatlıkla yan yana getirebiliyorlar.
Bunu iyi ya da kötü olarak söylemiyorum, ifrat ve tefrit, ne o ne bu.”.

BEN O ZAMANKİLERİ YAZDIM;
• SİZ DE BUGÜNKÜLERLE KIYASLAYIN.

• ÜMİDİMİZİ KORUMAMIZI SAĞLAYAN SAYGIN İSİMLERİ TENZİH EDEREK.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al