Gazetecilerin bayrama değil, dayanışmaya ihtiyacı var - Adana UlusAdana Ulus

10 Mayıs 2021 - 21:54

Gazetecilerin bayrama değil, dayanışmaya ihtiyacı var

Son Güncelleme :

10 Ocak 2013 - 13:00

Adana(Ulus)–10ocak_cgc1961 yılından sonra Basın Bayramı olarak kutlanan 10 Ocak, son yıllarda basın sektöründe yaşanan taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma girişimleri, gazetecilerin yıpranma haklarının ellerinden alınmasıyla birlikte, “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir dizi etkinlik düzenledi. İlk olarak Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törende, ÇGC Başkanı Cafer Esendemir ve yönetim kurulu üyeleri anıta çelenk koydu. Törene katılanlar daha sonra Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere şehit ve gazilerle basın şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundular.

Atatürk Anıtı’ndan sonra Basın Anıtı’na geçen gazeteciler, burada da saygı duruşunda bulunduktan sonra, ÇGC üyeleri Aliye Gültekin, Murat Kibritoğlu, Murat Berhun ve DHA muhabiri Çilem Anıtkan anıta çelenk koyduktan sonra, özgürlük meşalesini yaktı. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı.

Esendemir yaptığı açıklamada, yerel medyada gazetecilik yapmanın zorluğuna işaret etti. Basının özgür olmadığı yerde demokrasiden söz edilemeyeceğini, bir çok gazetecinin yazdığı yazılar, yorumlar ve çizdiği karikatürler nedeniyle hapishanelerde bulunduğunu söyleyen Esendemir, bu durumun ülkemize yakışmadığını söyledi.

Basın sektöründe sendikalaşmanın yüzde 5’ler düzeyine indiğini ifade eden Esendemir, dış mihrakların tahriki ile yerel ve yaygın medyanın karşı karşıya getirilmek istendiğini belirterek, bu oyunlara karşı dikkatli olunmasını istedi.

Esendemir konuşmasında şu görüşleri dile getirdi:

“ Acısı ve tatlısı ile 2012 yılını geride bırakarak 2013’e merhaba dedik.

2013’ün tüm meslektaşlarımız için sağlıklı, mutlu ve başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Gazeteciler, tarihin en önemli tanıklarıdır. Basının özgür olmadığı ülkede demokrasiden de söz edilemez.

Ancak bugün ne yazık ki gazeteciler zor şartlarda yaşamlarını sürdürmekte, kaderleri patronların iki dudağı arasında bulunmaktadır.

Bundan yıllar önce gazeteciler önemli bir haber yakaladıklarında mutlaka ödüllendirilirdi. Bugün ise bu haber, patronlarının çıkarları ile çeliştiğinde ödül yerine ellerine çıkış evrakları veriliyor.

Çünkü Türkiye’de oluşturulan medya kartelleri, patronların çıkarları doğrultusunda ilerlerken,

Gazeteciler ise sosyal haklardan mahrum olarak ayakta durmağa çalışmaktadırlar. Günümüzde Basın işkolunda sendikalaşma yok denecek kadar azalmış durumdadır.  Bu oran yüzde 5’in altına kadar düşmüştür.

Yerel medyada gazetecilik yapmak ise daha zordur. Belediyelerin, siyasi partilerin ve bazı güçlü kurumların etkisi altına almaya çalıştıkları yerel medya, zorla ayakta kalma savaşı verirken, açık destek verdiği kamu kuruşları sivil toplum kuruluşlarından beklenen desteği bulamamaktadır.

Kurumlar, yerel medyadan seslerini duyurmalarını beklerken, faydalandıkları oranın yüzde 10’u kadar bile destek vermemektedirler.

Gazetecinin en yakın dostu gazetecidir. Ancak son yıllarda dış mihrakların da tahriki ile yerel ve yaygın medyada gazeteciler karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Bu oyunlara karşı dikkatli olmalıyız. Yargı kararı kesinleşmediği sürece birbirimizi suçlamamalıyız.

Kamuoyunda itibarımızı zedeleyen yılbaşı, bayram ve seçim arefelerinde ortaya çıkan korsan gazetelere karşı daha dikkatli olmalıyız.

Bu nedenle sendikalaşmanın yok edildiği, yasal haklarının ortadan kaldırıldığı gazetecilerin 10 Ocakları Çalışan Gazeteciler günü olarak kutlamaları ortadan kalkmıştır. Bu gün olsa olsa mücadelenin, direnişin başlangıç günü olarak kutlanabilir.

Bu nedenle de her fırsatta çeşitli işkollarındaki kişilerin haklarını savunan ve ileri boyutlara taşıyan gazeteciler de kendi haklarını daha mücadeleci bir şekilde savunmaları kaçınılmazdır.

Bu vesilelerle buruk 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde sizlerle bir aradayız.

Sevinçlerimizi, mutluluklarımızı değil, sorunlarımızı ve dertlerimizi paylaşıyoruz.

Türkiye’de gazeteciler zor şartlarda görev yapmaktadır. Gazetecilerin yazdıkları yazılar, yorumları, çizdikleri karikatürlerden dolayı cezaevlerinde bulundurulması ülkemize yakışmamaktadır.  Cezaevlerindeki arkadaşlarımızın bir an önce ailelerine kavuşmalarını bekliyoruz.

Gazetecilerin daha özgür ve onurlu çalışmaları için sendikal haklarının tekrar sağlanması, basında sendikalaşmanın zorunlu hale getirilmesi sağlanmalı, gazetecilerin lütuf değil hakları olan yıpranma haklarının bir an önce verilmesini istiyoruz.

Basından destek bekleyenler aynı desteği basına da vermelidir. Yerel basınının girdilerine sübvansiyon uygulanmalıdır. Özetle, yerel medya desteklenmelidir.

Gazetecilerin yıpranma haklarının ve çeşitli kanunlarla ellerinden alınan çalışma özgürlüklerinin tekrar verilmesi temennisi ile buruk da olsa gazeteciler gününü kutluyorum.  2013 yılının gazeteciler için umutlu, mutlu ve sağlıklı olmasını diliyorum.”

Basın Anıtı’nda yapılan etkinliğin ardından törene katılanlar Çukurova Gazeteciler Cemiyeti lokaline geçti. Burada çeşitli ikramlarda bulunuldu.

takipçi satın al