Tarih: 04.03.2021 17:35

ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİ 3 KAT ARTTI

Facebook Twitter Linked-in


Değişen beslenme alışkanlıkları, giderek hareketsizleşen yaşam tarzı, teknolojik cihazların karşısında uzun süre kalma gibi etmenlerin üzerine eklenen pandemi koşulları, obezite oranlarını artırıyor. Araştırmalar, vücutta aşırı yağ birikimi olarak tanımlanan obezitenin çocuklarda görülme oranı son 20 yılda 3 katına çıktığını gösteriyor. Kanser, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok ciddi hastalığa davetiye çıkaran obezitenin artık toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, “Obezite, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur ve etkin kilo kaybı için yeme ve yaşam şekli değişikliklerinin de kalıcı ve sürdürülebilir olması gerekir” diyor.
Her dört kadından biri obez
Ortalama vücut ağırlığına sahip erkeklerdeki yağ oranı yüzde 15-20 ve kadınlardada yüzde25-30 aralığında oluyor. İdeal yağ oranı ise Beden Kütle İndeksi ile hesaplanıyor. Buna göre boy uzunluğu, vücut ağırlığının karesine bölünüyor ve ortaya çıkan sonuç 25-29.9 ise kişi fazla kilolu, 30’un üzerinde obez olarak kabul ediliyor. Obezitenin tüm dünya için giderek artan bir toplum sağlığı sorunu haline geldiğini kaydeden Uzman Diyetisyen Pazike Gizem Akgül, şöyle devam ediyor:
“Çocuklarda artan internet bağımlılığı, bilgisayar ve tablet karşısında geçirilen sürenin uzaması ve pandemi nedeniyle hareketli yaşamın iyice kısıtlanması, obezitesorununu hiç olmadığı kadar büyük bir boyuta taşıdı.Çocukluk çağı obezitesi 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri haline geldi. Aslında oranlar yetişkinler için de çok parlak değil. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kadınlarda obezite sıklığı yüzde 23.9 ve erkeklerde de yüzde 15.2 düzeyinde. Yani ülkemizde her dört kadından biri ve yedi erkekten biri obez.”
Obeziteye yol açan beslenme hataları
Hareketsiz yaşam tarzının yanı sıra yeme alışkanlıklarındaki değişimin temel bir etmen olduğuna dikkat çeken Pakize Gizem Akgül, obeziteye neden olan beslenme hatalarını şöyle sıralıyor:
Aşırı besin tüketmek,
Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak ve sonrasında aşırı yemek,
Yemek yerken başka aktiviteler yapmak, televizyon izlemek, telefonla oynamak,
Sofrada uzun süre oturmak,
Sohbet ederken yemek yemek,
Gece uyanıp atıştırmak,
Yeterli su içmemek,
Su yerine yüksek enerjili asitli içecekler tüketmek,
Stresli ve sıkıntılı anlarda yemeğe yönelmek,
Öğün aralarında çok sık atıştırmak,
Basit karbonhidrat, rafine şeker ve yüksek yağ içeren, hızlı tüketime hazır besinleri tercih etmek,
Akşam geç saatte yemek.
Onlarca hastalığın nedeni
Vücutta artan yağ oranı bütün organları, hormonları, damarları olumsuz etkiliyor. Bu da obezitenin başta kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri olmak üzere “hipertansiyon, diyabet, insülin direnci, solunum sistemi hastalıkları, dislipidemi, metaboliksendrom, inme, safra kesesi hastalıkları” gibi sorunlara yol açması anlamıyan geliyor. Ayrıca vücuttaki aşırı yağın kadınlarda polikistikoversendromuna neden olabildiğini anlatan Uzman Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, şunları söylüyor:
“Yine kadınlarda adet dönemi bozukluğu hem kadınlarda hem erkeklerde seks hormonunu olumsuz etkilemesi gibi durumlar görülüyor. Obez çocuklarda büyüme hormonu azalıyor. Konya’da yapılan bir araştırmaya göre de obezlerdekikronik hastalık oranı obez olmayanlara göre 1.8 kat daha fazla. Ayrıca geçen yıl yapılan bir çalışma da BKİ arttıkça diyabet sıklığının da yükseldiğine işaret ediyor. Bir de işin duygusal kısmı var. Obez hastalarda anksiyete, depresyon, sosyal damgalanma gibi psikolsosyal sorunlar yaşanıyor. Obezlerde depresyon oranının yüzde 81,3 olduğunu gösteren çalışmalar bulunuyor. Kısacası obezite yaşam kalitesini bozan, ömrü kısaltan hastalıklara neden olabiliyor.”
Kalıcı tedavi için alışkanlıklar değişmeli
Tüm vücudu etkileyen yapısıyla obezite, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak ele alınıyor. Tedavide temel amacın kişinin kalıcı yaşam değişikliği sağlaması olduğunu vurgulayan Uzman Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, “Diyetlerin,kişinin hastalıklarına, yaşına, yaşam şekline ve fiziksel aktivite durumuna göre planlanması gerekir. Yeterli ve dengeli bir beslenme ile birlikte günlük sıvı ihtiyacı da planlamalıdır.Çok düşük diyetlerden kesinlikle kaçınılmalıdır” diyor. Çok düşük kalorili diyetlerin vitamin ve mineral eksikliklerine, kas kayıplarına neden olabileceğine dikkat çeken Pakize Gizem Akgül, yaşam tarzı değişikliğine neden olmayan diyetlerin uzun vadede motivasyon düşüklüğüne de neden olduğunu belirtiyor.
İlk hedef altı ayda yüzde 10 kilo kaybı
“Obezite tedavisinde 6 aylık takip sürecinde yüzde 10’luk kilo kaybı sağlık sorunlarının önlenmesinde yarar sağlıyor” diyen Pakize Gizem Akgül, şu noktalara dikkat çekiyor:
“Önemli olan nokta kişinin yaşam şeklini koruması. Araştırmalar obezite tedavisi sonrasında ancak yüzde 5’inin ulaştığı kiloyu koruduğunu gösteriyor. Düzenli fiziksel aktivite alınan enerjinin harcanmasında en etkin yöntemlerdendir. Ayrıca egzersiz yapmak kas gücünü artırır, insülin direncinin azalmasına yardımcı olur ve bel bölgesi yağlanmasını önler. İyi kolesterolün artmasını, kötü kolesterolün ve trigliserit seviyesinin düşmesini destekler. Düzenli egzersiz aynı zamanda depresyonu ve anksiyeteyi azaltarak bireylerin sosyalleşmesini sağlar, diyete uyumu kolaylaştırır.Obezite tedavisinde haftada 150 dakika orta şiddetli aerobik, fiziksel aktivite önerilmektedir.”
Popüler diyetlerden uzak durun
Obezite konusunda “Bilimsel olmayan, popüler diyetlerden uzak durun” çağrısında bulunan Uzman Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, sözlerini “Artan obezite ile birlikte hızlı çözüm arayışı ile başvurulan internetteki diyetler, sağlığınız açısından tehdit oluşturabilir. Bireye özel olmayan, tek tip besinlere dayalı, pek çok bitki çayı ve ilaç içeren, karbonhidrat ve protein ayrımına dayalı, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarını benimsetmeyen diyet yöntemlerinden kaçının” diye tamamlıyor.








Orjinal Habere Git
— HABER SONU —