Tarih: 06.01.2020 20:34

“GİDECEK YERİM YOK, YAŞANMAYA DEĞER BİR HAYATIM DA' DİYE UMUDUNU YİTİREN SİBEL ÜNLİ’NİN UMUDUNU YAŞATAMAYAN ÜNİVERSİTELERİM VE ÜLKEM

Facebook Twitter Linked-in

İstanbul Üniversitesi öğrencisi 20 yaşlarındaki Sibel Ünli Sosyal medya hesabından, “Gidecek yerim yok, yaşanmaya değer bir hayatım da” diye intihar etti. Arkadaşları Hasta ve yoksul bir ailenin üniversitede okuyan kız çocuğu yaşadığı sorunların üstesinden gelemediği için intiharı seçmiş. İntihar etmek için insanı bu dünyaya bağlayan hiçbir şeyin kalmamasıdır. Sibel anlaşılan bu dünyadan ve insanlarının kendisine karşı olan tutumlarından tümden umudunu kesmiş ve intihara teşebbüs etmiş. Üzücü ve vicdanları yaralayan bir olay.İnsanın Umudu Kırılmamalı
Basına bilgi veren Sibel’in arkadaşları “Sibel’in mental sorunları vardı fakat intihar sebebi bu değildi. Asıl sebep “yoksulluk ve dışlanmasıydı” diyorlar. Çok fazla kötülükle karşılaştığını söylüyormuş. Sibel Ünli’nin İstanbul Üniversitesinin öğrencilerin yemek ücretlerini arttırmasında da etkilendiği anlaşılıyor. Yemekhane zammı eylemlerine katıldığı ve “Yemek kartımda 1 lira kalmış, gidecek yerim yok, iş arıyorum” tweetini attığı belirtiliyor.
Sibel'in ağabeyi, “Maalesef kardeşim bazı şeylerin üstesinden gelemedi. Ona daha iyi şartlarda destek olabilecek imkânlarımız yoktu. Devletten ve sosyal kurumlardan yardım talep ettik. Ama yeterli olmadı ne yazık ki. Kardeşimizi kaybettik. Ailesi olarak keşke elimizden daha çok şey gelebilseydi” diyor. Çok yazık. Anlaşılan kimsenin öğrencimize el uzatmadığı görülüyor.
Öğrencinin dışlandığını hissetmesi başlı başına bir sorun. Üniversitelerin mediko sosyal ünitesi ve diğer birimlerinin bu konularda yarımcı olabilirdi. Dışlanma konusunda maalesef sosyal medya olumsuz etkilere ve yanlış yönlendirmelere neden olabiliyor. Dışlana ayrımcılık mobing gibi böyle yanlışlar sosyal medyada olabiliyor. Çoğu zaman bu tür durumları göremezlikten gelmek gerekir. Ancak Sibel sanırım bunu aşamadı.

İnsanın Umudunu Devleti Yönetenler Yaratmalıdır
Ancak en acısı tabii “Gidecek yerim yok, yaşanmaya değer bir hayatım da'. Bir insan bu duruma getirilmemeli ve insanlar bu denli umutsuz olmamalı. Bu sorumluluk hepimizin. Umudu yaşatacak ve yeşertecek olan ortam ve yapı devletin sorumluluğundandır. Üniversitelerinde bu sorumluluğu yüklenmesi gerekir. İhtiyacı olan öğrenciye yemek imkânı ve burs sağlayabilmelidir. Vergilerimizin nasıl kullanıldığını bilmek isteyen ve vergilerimizin başta ülkenin nitelikli eğitimi ve insanı için harcanmasından yan bir yurttaşı olarak keşke Sibel’e devletimiz ve üniversitemiz sahip çıksaydı.

Üniversiteler İnsanı İnsan Yapan Ortam Olma Sorumluluğunu Unutmamalıdır
Üniversite ortamı ve iklimi de öğrenciye kendini tanımı ve yeteneklerini ortaya çıkarma olanağı sunmamaktadadır. Üniversitelerin yeniden asıl misyonu oldukları felsefi tartışma ve bilgi üretme ortamına dönmeleri ve bileşenlerinin he yönüyle kendini gerçekleştireceği ortam sunması sağlanmalı. Toplumun böylesi zor durumlarda daha çok dayanışma içinde olması ve kimseyi ötekileştirmeden ve küçümsemeden kucaklamasını bilmesi bu şekilde canların kayıplarının önüne geçilebilir. Duyarlı insanların bu tür durumlarda yarımcı olması ve yardım edecek kişi ve kuramları uyarmasında da yarar.

“Gidecek yerim yok, iş arıyorum” diyen Sibel’in Feryadı İşsiz Gençliğin Feryadı

Ancak hepsinden önce sosyal devlet olmanın gereği olarak insanına yaşanılabilir bir ortam yaratmaktır. Bir insan içinde yaşadığı ortamdan zevk almıyor ve yapacak bir şeyim kalmadı diyorsa ve cebinde 1 TL parası kaldıysa ciddi bir sorun var demektir. “Gidecek yerim yok, iş arıyorum diyen Sibel’in talebi ve feryadı aslında gençler arasında çok yağın ve tehlikeli bir durmada işaret ediyor. Türkiye’de resmi işsizlik rakamları içinde özelliklede eğitimli yükseköğretim mezunu gençler içinde çok sayıda işsiz ve umutsuz arayışta insan tanıyoruz. Sorunun bilinenden de çok yüksek olduğunu çok sayıda örnekle açıklayabiliriz. Devletimiz en ciddi sorunlarında biri olarak görüyorum genç işsizlerin var olma durumunu.
Fırat’ın kıyısında bir koyun kayıp olsa sorumlusu benim diyen anlayışıyla davranarak her şeyden kendisini sorumlu tuta(n)/mak zorunda olan yönetim anlayışına sahip olmak zorundayız. Bu ülkenin çocukları ve gençleri güzel günler görmesi, mutlu ve coşkulu olması için ne yapabilirliği konuşmalıyız.
Vicdani rahatsızlık duydum. Keşke kurtarabilseydik. Nurlar içinde mutlu ve huzurlu uyu sevgili Sibel.

6 Ocak 2020, Adana

 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —