Tarih: 29.11.2012 08:52

Gürsel Tekin: Adana’dan umutluyum

Facebook Twitter Linked-in

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, önümüzdeki yerel seçimlerde CHP olarak iddialı olduklarını belirterek, “Yapılan kamuoyu araştırmalarında ilk 5 büyük şehirde öndeyiz” dedi. 

Adana’ya bir dizi temaslarda bulunmak üzere gelen Gürsel Tekin, Adana’nın güçlü gazetesi Ekspres’in de konuğu oldu. Ekspres Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bülent Yardımcı, Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Atılgan, Haber Müdürü İnci Gül, Spor Müdürü Hamza Güngör, Köşe Yazarları Leyla Akbaş, Yasemin Güç, Süleyman Yalçın’ın yanı sıra partililer tarafından karşılanan Tekin, bir süre sohbet etti.

 

“ADANA’DAN UMUTLUYUM”

Gürsel Tekin, önümüzdeki yerel seçimlerde Adana’dan umutlu olduğunun altını çizerek, “Adana’da çok sayıda belediye başkan aday adayı var. Arkadaşlarımız yarışlarını son derece başarılı götürüyorlar. Birbirleriyle meşgul olmayacaklar. Önümüzdeki süreçte seçime en az 6 ay kala adaylarımızı özellikle iktidar olmadığımız yerlerde adaylarımızı açıklayacağız. Adana’da çok iddialı olduğumuzu söyleyebilirim. Yapılan kamuoyu yoklamalarında ilk 5 büyük şehirde öndeyiz” dedi.

 

. Gürsel Tekin, Milletvekili Ali Demirçalı, İl Başkanı Orhan Sümer ile gerçekleştirdiği ziyarette, Yönetim Kurulu Başkanımız Hakan Bülent Yardımcı, Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Atılgan, Haber Müdürü İnci Gül, Spor Müdürü Hamza Güngör, Köşe Yazarları Leyla Akbaş, Yasemin Güç, Süleyman Yalçın ile bir süre sohbet etti.

CHP Seyhan Belediye Meclisi eski Grup Başkanvekili, Adana'nın sevilen siyasetçilerinden Av. Adil Paşa, Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Soner Çetin, Seyhan Belediye Başkan Aday Adayı Tuncay Karaytuğ, Çukurova Belediye Başkan Aday Adayı Erkan Karakaya ve birçok partilinin de hazır bulunduğu ziyarette Gürsel Tekin, önemli açıklamalarda bulundu.

İşte CHP’li Gürsel Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar:

 

GÜRSEL TEKİN’DEN BAŞBAKANA VERYANSIN

“Orta Anadolu’ya, Doğu’ya gidin öyle okullar var ki affedersiniz hayvanı bağlamazsınız. Şimdi siz orada eğitim yapacaksınız, o kadar sorun varken, bütün sorunları bitirmişler. Biz olmuşuz sanki İsviçre, sonrada kardeşim bizim kılı kıyafetleri konuşalım. Tamam, o da olsun. Bütün yasaklara karşıyım. Daha özgür bir toplum olsun. Bu ülkede büyük kentler dahil olmak üzere benim çocuğum, iş adamının çocuğu, AKP’den nemalanan müteahhitlerin çocuğuyla gariban yurttaşın, emeğiyle geçinen hiçbir sosyal yaşamı olmayan yurttaşın çocuğu aynı masaya oturacak. Birisi markalı gömlekle, diğeri önü yamalı gömlekle yan yana oturacak. Bunu kabul etmek mümkün mü? Aynı İran’da olduğu gibi, parça parça; sindire, sindire geliyor. Cumhuriyetin değerleri ile hesaplaşalım, onunla hesaplaşalım, bununla hesaplaşalım. Bir Başbakan bana gösterebilir misiniz? Sana ne ya, heykelin ‘h’sini bilmezsin. Ama heykel yıktıran başbakansın. Bu kadar işinin, gücünün içinde nereden bulmuşlarsa, dizi izlemişler, diziden rahatsız oldular. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına bu kadar hakaret etmek istemiyorum. Bir dizi ya adı belli, film, dizi. Belgesel eleştirebilirsiniz, gerçeğe dayanır. Film dediğin, dizi dediğin kurgudur. Alırsın kurgularsın kafanda. Sana ne sorar, sen kimsin kardeşim. RTÜK üyesi misin? Bütün bunlara baktığınızda adamın gazeteci, yazar, çizer, patron esir almışsın, kimse kalmamış.

 

“BAŞIN DÜŞÜNCE DARA, CHP’Yİ ARA”

Sayın Başbakanın, Sayın Kılıçdaroğlu’ndan niçin nefret ettiğini bilir misiniz? Ben bilirim de, ona sorun. Sayın Kılıçdaroğlu, ne diyor? Türkiye’nin geleceği ile ilgili, iç barışı ile ilgili, hepsine katkı sunmak istiyor. Kürt sorunu, hay hay başımızın üstüne, dış sorun hay hay başımızın üstüne, Türkiye’nin geleceği ile ilgili ne varsa, sayın Genel Başkan kesinlikle katkı sunacağım dedi. Yetmedi, bütün nezaketsizliğine rağmen Başbakanın 4+4+4 geçerken, sayın Kılıçdaroğlu, “sayın Başbakan bunu bir bilimsel tartışalım. Yani siz YÖK’e talimat verin, YÖK size bağlı. Eğitim Fakülteleri bunları bir tartışsın. Bunları öyle geçirelim” dedi. Ooo kıyamet koptu. “Ben ne konuşacağım. CHP ile konuşmak zaman kaybıdır” dedi. Bütün bu nezaketsizliğine rağmen sayın Kılıçdaroğlu, bu ülkenin yurtseveri olarak, ülkedeki bu iç barışımızdaki sıkıntıdan dolayı Başbakanın ayağına kadar gittik. “Çöz, sana katkı sunacağım” dedi. Bütün buna rağmen niçin nefret eder? Aklınıza bir şey gelmez mi? Kardeşini by-pass etti. Kardeşim diyor ya bunlar. Kardeşlerinin hepsini by-pass etti. En son Abdullah Gül kardeşi kaldı. Tam yiyecekti, idama götürüyordu. Cumhuriyet Halk Partisi karşı çıktı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı, çaresiz kaldı. Dedi ki, “CHP, bunun gereğini yapsın” dedi. Elbette sayın Cumhurbaşkanı, korkma. Nerede sorun varsa, CHP ilaç olacak. Başın düşün dara, CHP’yi ara. Cumhurbaşkanı da olsa. Sultan Hamit’in cumhurbaşkanlığı yolu kapanınca, kız kardeşim feryat etmeye başladı. Artık kapandı. Çankaya yokuşu diktir, biliyorsunuz.

 

“CHP, BAŞBAKANIN KİŞİSEL TALEPLERİ İLE HAREKET ETMEZ”

Cumhuriyet Halk Partisi, 2002 seçiminden önce sayın Baykal ile sayın Başbakan karşılıklı televizyon programında 74 milyonun karşısına çıktılar. Kim iktidar olursa, birinci önceliğimiz; dokunulmazlığı kaldıracağız. Sonra sayın Başbakan iktidar oldu. Ve hemen 2002 yılında Cumhuriyet Halk Partisi, kanun teklifi hazırladık, parlamentoya verdik. Dedik ki kürsü dokunulmazlığı hariç, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi dokunulmazlık kaldırılsın. Eğer BDP’nin dokunulmazlık fezlekesini CHP’ye getireceklerse, CHP’nin tavrı belli. Hayır. “Ben ne yapacağım kalpazanları koruyacağım, ihale fesadına karışmış olanı koruyacağım, kamuda hırsızlık yapmış olanı da koruyacağım.” Bunu da hiç kimse yemez kardeşim. Niye korkuyorsunuz ya… Ya bu yurttaşlar savcıdan korkmaz da, milletvekili niye korkar. Bakalım, kaç kişi yargılanıyor? Sayın Başbakanın kişisel arzularının, kişisel taleplerinin üzerine CHP hareket etmez. Ne yazık ki AKP’ye rey verenler bir gün pişman olacak, onu söyleyebilirim. Son 50 yıla baktığınızda Ortadoğu coğrafyası ve Türkiye dahil olmak üzere, kontrollü bir gerilimle yönetilmiştir. Dün ‘12 Eylül’cüleri kim yönettiyse, ‘28 Şubat’ı kim yönettiyse, yönlendirdiyse bugün ki iktidarı da aynı adamlar yönetiyor, yönlendiriyor.

 

“CHP SİZİ NEREYE KADAR KURTARACAK KARDEŞİM”

Şu anda biz soğuk savaş içindeyiz. Savaş dediğimiz; bütün silahların patlaması ile savaş olmaz. Eğer bir ülkenin başbakanı, başka ülkeyi tehdit ediyorsa, bu savaş sebebidir. Bu ülkenin başbakanı da ‘sabrım taştı diyorsa’ bu da bir savaş sebebidir.  Bankalar ticari kuruluşlara baktığımızda neye göre kredi verir. Eğer o siyasal yapı bir ilde il merkezini kapatmışsa, banka olarak onlara kredi verir misiniz? Bana meydan okuyordun, ‘Sivas’ın ötesine geçemiyorsun’ diye. Şimdi utanmıyor musun? İl merkezlerini kapattı iktidar partisi. İktidar partisinin il merkezlerini kapattığı yerde bankalar niçin kredi versin. Var mı AKP’nin il merkezi, il başkanı orada? Nasıl olacak? 74 milyonun güvencesi kime aitti. Balkonda konuşuyordun. Sayın Başbakan, 15 gün önce patriot füzelerle ilgili sorulara, “Yalan, nereden çıkardınız” dedi. Bakın üzerinden 15 ay geçmedi, 15 gün. Sayın Başbakanın da haberi yok. Sayın Başbakan, “kardeşim” dedi, Kaddafi’nin başını ezdiler. “Kardeşim” dedi, Esad ile şu anda ne durumda. “Abdullah kardeşim” dedi. CHP kurtardı. CHP sizi nereye kadar kurtaracak kardeşim. Dış politikada CHP’de sizi kurtaramaz.

 

“KORKUYORLAR, KORKUTAN KORKAR”

Bildik bir haber sitesi beni arıyor, “Şu anda yanımda vergi memuru var.” Dedim ki, “O memuru telefona ver.” Verdi, “Arkadaş, orası fabrika mı, mal mı alıyor, mal mı satıyor? Her işi bitirdiniz. Ölüyü dirilttiniz, gözü buraya mı diktiniz?” dedim. Geldiğimiz noktayı düşünün arkadaşlar. Artık kendileri de sıkıştı. Hadi, Van’a 2 bin 400 polis memuru ile gittin, baba ocağı Rize’ye 600 polis memuru ile niye gidersin ya. Baba ocağı ya. Korkuyorlar. Korkutan korkar. Korkutmayacaksınız. Özgürlüğü deneyeceksiniz, demokrasiyi deneyeceksiniz. 81 kente elimizi kolumuzu sallayarak gidiyoruz. Bir, korkmayacağız; ikincisi, haram yemeyeceksiniz. Haram yerseniz zaten korkarsınız. Dünyanın her yerinde böyledir. Seçimler biter, o ülkenin mal ve can güvenliğinden sorumludur. Demirel’in ifade ettiği gibi, “Fırat’ın ötesinde koyun kaybolursa, sorumlusu benim.” Eğer bir siyasi parti, bir yere gidemiyorsa, kendinde eksik arayacaksın. Bana ders veriyor. “CHP, Hakkari’de niye bayrak açmadı.” Ya kardeşim, benim senin kadar polisim, jandarmam, devletim yok. Senin elinde devletin var. Niye İl Başkanlığını kapattın. Hesap ver. İktidar partisi il merkezini kapatır, oradan çekilirse, devlet yok demektir.

 

“ALLAH’IN EVİNİ SATTILAR”

Etme-bulma dünyasıdır. Öyle bir hale getirirler ki, Sivas’ın ötesine gerçekten geçemezsiniz. Sivas’ın ötesinden vazgeçtim. Ben teklif ettim kendilerine, Kırıkkale Belediyesi sizde, milletvekilleri sizde, yüzde 70 oy almışsınız. Gelin Kırıkkale’ye gidelim. Gelemiyorlar, sokağa inemiyorlar. 81 kenti CHP dolaşıyor. Hakkari’sinden Artvin’ine kadar belki çok medyaya yansımıyor. Bu iktidar organize işleri çok iyi beceriyor. Hatta öyle bir şeye geldi ki; bırakın rey çalmayı, bir gün belediye meclisindeydim, bir plan tadilatı geldi. Çocuklara dedim ki, “bu ne tadilatı?” “Cami tadilatı” dediler. “Oğlum bir bakın, araştırın, bir yanlışlık olabilir.” 5-10 dakikalık bir ara istedik. Gittik, baktık. Evet, cami planı, camiyi plandan çıkarmışlar, rezidansa çevirmişler. Çağırttım AKP Grup Başkanvekilini, “Ya arkadaş bu ne” dedim. Camiyi küm ediyorsunuz. O günde Perşembe günü ön tarafta oturuyorum. AKP’nin 200 küsur belediye meclis üyesi var, bizim de 90 mı, 100 mü neydi. Her iş aklımıza gelirdi. Hırsızlık, ihale yolsuzluğu falan, ama organize bir işte Allah’ın evini satacağınız hiç aklıma gelmezdi. Sattılar. Bütün bunlardan sonra rey konusunda da hassas davranmaları mümkün değil. Reyin güvencesi de devlettir. Benim rahmetlik annemin bir reyi var, kutsal bir şey. 90 yaşında gitmiş, reyini vermiş. Onun reyine tenezzül eden insan her şeye tenezzül eder. İster adı CHP olsun, ister AKP olsun. Bu vicdansızlık var. Bu soysuzluk var. İnşallah devlet, devlet olur. Bu soysuzluğa da son verir.

 

“ZAMANLA EKSİKLİKLERİMİZİ GİDERECEĞİZ”

1983 yılından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapıyorum. Partinin içerisinde çeşitli kademelerde siyaset yaptım. Ne yazık ki, son 20 yıla baktığımızda, sürekli iç işlerimizle uğraştık. Toplumun sorunlarını göz ardı ettik. Toplumla ilgilenemedik. Hepsinin farkındayız. Bu aynı zamanda toplumdan kopuşu da getiriyor. Horasan’a gittiğimde 20 yıldan sonra ilk kez bir CHP’li gördüm demesi içimi acıtıyor. Bu eksiklerimizin hepsinin farkındayız. Siz de takdir edersiniz ki Türkiye coğrafyası o kadar geniş ki han dediğinde hamam olmuyor. Çok ciddi çalışmalarımız var. Milletvekillerimizin olmadığı 32 ilin içinde de en çok CHP’lileri de orada görürsünüz. O bölgenin mutlak parti meclis üyeleri vardır, milletvekilleri vardır. İstisnasız ayda iki kez arkadaşlarımız o bölgede esnaf ile yurttaşlarımızla olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Eksik yok mu? Tabi ki eksiklikler var. Zamanla eksiklikleri gidereceğiz.

 

“BELEDİYE BAŞKANINDA OLAN YETKİ OBAMA’DA YOK”

“Belediye meclislerinde bir gündem maddesi oylanırken, elini ne için kaldırdığını bilmeyen meclis üyeleri var. Bu dönemde bunlara dikkat edilecek mi” sorusuna ise Tekin, “İstanbul’da da bu işten çok mustarip bir insan olarak biliyorum. Tek başıma mücadele ettim. 170 tane dava açtım. Eskiden az da olsa biraz işliyordu. En azından bilirkişi müessesesi var, üniversiteler atadığı için daha namuslu insanlar vardı. Bir tombala yasa çıkardılar, o bilirkişiler müessesesini değiştirdiler. Ne kadar işgüzar, üçkağıtçı, sahtekar varsa bilirkişi oldu. Hakim, savcı da bu mevzuatları da çok bilmez. Bir tanesinden de ben yargılandım. Öyle yargılandım ki kardeşim, bir yolsuzluk ihalesiymiş gibi tanıtıldı. Bir tane haysiyetsiz bir rapor yazdı. Bizdeki belediye sistemi, başkanlık sistemidir. Bu belediye meclis üyeliği çok abartılan bir şeydir. Ankara’da bir sorun oluyor. Kimse Melih’e hesap sormuyor. Bizdeki belediye başkanlarında olan yetki, ABD Başkanı Barack Obama’da yok. Bir belediye başkanı olarak, sizi 6 ay içerisinde trilyoner edebilirim. Hiçbir yasal engel yok, hepsini de kılıfına uydururum. Sizi de 6 ay içerisinde de perişan ederim. Böyle bir sistemde bizim değiştirmemiz gereken ivedilikle dünyada uygulanan sistem. Bin 97 belediyede soruşturma var, tutuklu belediye başkanları var, görevden alınan belediye başkanları var, binlerce bürokrat yargılanıyor. Demek ki bir arıza var, bu arızayı değiştirmemiz gerekiyor. İngiliz’in, Alman’ın, İtalyan’ın benden ne fazlası var. O hangi kriterle yönetiliyorsa, bizde o kriterle yönetilmeliyiz. Siyasetçilerin etik davranması lazım. Siyasetçilerin etik davranmadığı bir yerde, hukukta, sistemde etik davranmayı beklemek biraz zor olur” yanıtını verdi.

CHP’li Tekin, açıklamalarının ardından Yönetim Kurulu Başkanımız Hakan Bülent Yardımcı ve partililer tarafından uğurlandı.

 


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —