Ağlamak

Ağlamak

Ağlamak, bir tür rahatlama biçimidir. Can sıkan konu her neyse, ona bağlı kötü enerjinin dışa vurumudur. Bazılarının ağlamak için çok gerekçesi vardır, ağlamak doğaldır; bazılarının yoktur, zayıflık göstergesidir. Ancak, sanırım ağırlıklıca doğru olan; ağlamak, deşarj olmaktır. Yani o kadar ki... Ağlayın ağlayamayanların haline!

Ancak bu, alışkanlık halini aldı mı kötü. Toplumumuz buna örnek oluşturduğu üzre; bir kültüre dönüştüğünde... Tehlikeli boyutlar alıp, ajitasyonla sömürge imparatorluğuna dek sürüp gider! Mesela izlenme rekorları kıran bazı tv dizilerimiz gibi... 

Şaşırtıcı, bir bilgi aktarmak isterim. Bilimsel olarak gülmek, ağlamaktan defalarca daha kolaydır. Biz, Türk milleti olarak bunun tam zıttını nasıl olmuş da başarmışız(?) İşte, aydınların kastettiği; 'içgüdüsel olanın güzelliğiyle, öğrenilmiş olanın doğuracağı zarar' bu olsa gerek!

Ağlamak, ihtiyaçtır... Düşünülenin aksine; kötü enerjiyi arttırmaz, eksiltir vücuttan. Ama ilkin tabii ki! Fakat tekrar etmek gerekirse; alışkanlık hali almış bir ağlama durumundan bahsetmiyorum. Mevcut acının, duygularla gözler arasındaki paslaşmasından yansıyan şeklini baz alıyorum.

Ağlamaktan utanmayın... Eğer içinizden gelen buysa, tutmayın kendinizi! Vücudunuzun verdiği mesaj: 'Senden çıkmak istiyorum'dur! Hafızanızı biraz zorlayın... Aptallar gibi ağladığınız o kasvetli gecenin sabahını bir düşünün. Ne kadar da huzurlu ve hafiftiniz... Çünkü acınızı kabullenip, egolarınızı tatmini reddetmiştiniz. Ve onu, hakkını vererek, son damlasına kadar yaşamıştınız.

İslamiyetteki 'yas' kavramına dikkat çekerim... Orda bize, ölenin ardından; çok abartmamak kaydıya sükunete çekilmemiz ve acımızı yaşamamız tavsiye edilir.  Bu, aslında meditasyon niteliğinde bir süreçtir. Ne kadar da doğru, baktığınızda... Çünkü acıyı zamanında yaşamak gerekir, hem de doya doya... Bunun nedeniyse gayet açık... Şayet zamanlı yaşamaz ve yapıştırma bir güçlü kişi tavrı takınırsak; akışı bozar ve ruhun sindirim mekanizmasını sekteğe uğratırız.  Bu da kabızlığa sebebiyet verir. Evet... Acıların kabızlığı! Ve bir başka zamanda muhakkak sizden çıkması gerekir, bu kez de; çok daha acıtarak, gitmesi gerektiği yere gider! Çünkü o; insanlığa ait olsa da, insana ait değildir...

Biliniz ki... Acılar, insanın fahişesi gibidir... Gelir ve gider... Ama asla bizde kalmaz!

adanaulus

8.10.2012 13:13:11

YAZARLAR


ADANA’NIN PAMUK TARİHİNİ YAZDI

ZİRAAT BANKASI’NDAN VALİ ZİYARETİ

ADANA’DA TOPLU TAŞIMA ESNAFINA PROMOSYON DESTEĞİ

TGC TÜRKİYE GAZETECİLİK BAŞARI ÖDÜLLERİ BAŞVURULAR

ADANA’DA KARDAN YOLLAR KAPANDI

BİLGİÇ: 2025 DAYANIKLILIĞIN TEST EDİLDİĞİ BİR YIL OLDU”

"ADANA, TÜRKİYE’NİN İKİNCİ BÜYÜK SANAYİ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA"

HAVUÇ 4,2, MANDALİNA 3,5, KABAK VE YEŞİL SOĞAN 3,4 KAT ARTTI

SOĞUK HAVA SİNÜZİTİ TETİKLİYOR!

ADANA’DA KARGODA CİNAYET

BAŞKAN VEKİLİ GÜNGÖR GEÇER'İN YENİ YIL MESAJI

Aydın SİHAY YAzdı / BABAMIN FOTOĞRAF MAKİNESİ

YÜREĞİR BELEDİYESİ’NDEN ÇORBA İKRAMI

ADANA’DA YENİ YIL SERGİSİ

KARALAR AİLESİNİN “BİRLİKTE YÜRÜNMÜŞ YOL HİKÂYESİ”

ORTADOĞU HASTANESİNDE KONKORDATO KALKTI

VALİ KÖŞGER’İN YENİ YIL MESAJI