CUMHURİYETİN ÖNDERLERİ NEDEN ASKERLERDİ?

CUMHURİYETİN ÖNDERLERİ NEDEN ASKERLERDİ?

Avrupa´da 1438 de bulunan matbaayı, Osmanlı Yahudileri 1488, Ermenileri 1567, Rumları 1627 de almışlar ve kitaplarını basmaya başlamışlardır.
Türkler, Müslümanlar içinse matbaa, 1515 te Şeyhülislamın fetvası üzerine Sultan Yavuz Selim´in ölüm cezası tehdidini içeren buyrultusuyla yasaklanmıştır. Osmanlı Türkleri, Müslümanları, matbaaya ancak ilk bulunuşundan tam 289, Rumlardan 100 yıl sonra, yani 1727 de resmi izinle kavuşabilmişlerdir.
AK Şemseddin ve onun çömezi Sultan Fatih, matematik, gökbilim gibi akla dayalı dallara önem verirken, Amerika´nın keşfedildiği tarihte doğan Şeyhülislam Ebussuud Efendi´nin Amerika diye bir anakaradan haberi yoktur.
Ebussuud Efendi, dünyanın fethedildiği, fethedilecek yer kalmadığı, artık sadece dini bilimlerle uğraşmak gerektiği, fen bilimlerine, matematiğe, geometriye gerek kalmadığı yolunda fetva verir. Bunun üzerine bu bilimlere son verilir, rasathane yıkılır.
IV. Murat döneminde Ayasofya imamı Kadızadeli Mehmet efendi, gözleme, akla dayalı bilimlere önem verenlerin, dahası Mevlana´nın, Yunus´un kafir olduklarını duyurur. Artık fen bilimleri yasaktır.
Bu arada Ruslar, Osmanlı donanmasını yakar. Padişah III. Mustafa çareler aramaktadır. 1776 da Mühendishane-i Bahr-i Hümayunu (İmparatorluk deniz Mühendishanesi) kuran François Baron de Tott´un tavsiyesisiyle o dönemdeki adıyla “riyaziye mektebi” kurulmasını buyurur.
Baron okulun başına geçecektir. Kimi müderrisler, matematiği çok iyi bildikleri gerekçesiyle buna karşı çıkarlar. Bir araya gelen Osmanlı mühendis müderrislerine Baron üçgenin açılar toplamını sorar. Müderrisler, yeni bahriye subayları tartışmak için izin isterler ve sonunda şu yanıtı verirler: “Üçgenine göre değişir.”
Olay, Aydınlanma yüzyılında, Euclides´ten iki bin yıl sonra, 1789 Fransız devriminin hemen öncesinde yaşanmıştır. Osmanlıda yıllarca matematiğin dört işlemini bilmek, toplumda belli bir konuma yükselmek için algılanmıştır.
Abdülmecit, Fossati´ye kurdurduğu üniversiteyi çalıştıramamış, 1870 te kurulan ikinci üniversite, bir kimya deneyi üzerine fetva ile kapatılmıştı.
Tanzimat´ta Ali Paşa, yeni açılan idadiler (lise) için dünya tarihi yazacak bir Osmanlı tarihçisi bulamamış, Fransızcadan bir çeviri yaptırmıştır. Ancak Osmanlı eğitimciler bu tarihin okutulmasını, içeriğini “Kitab-ı Enbiya”ya uymadığı gerekçesiyle reddetmişler, bu saçma gerekçeyle söz konusu tarih kitabı sadece Harbiye´de okutulmuştur.
Sonuç olarak, Osmanlının son döneminde sivillerin durumu içler acısıydı. Medreselerde dünya gerçeklerinden uzak, sadece dini eğitim almış insanların ufku olamazdı. Dünyaya bakış açıları ya da paradigmaları oldukça dardı.
Çağın gerçeklerini bilemedikleri için de Çanakkale savaşlarında yeşil sarıklı evliyaların görev yaptığına inanıyorlardı. Bugün de hala bu kara propaganda yapılır.
Ak Şemseddin, İstanbul´un fethinde gökten ak cübbeli meleklerin/ermişlerin emekleri olduğunu söyleyince Fatih hocasına döner ve “Bu kent benim kılıcımla fethedilmiştir. Senden herhangi bir yardım olmamıştır” der.
Sivil ulema İngiliz sevenler derneğini kurup ülkeyi İngiliz mandası yapmak isterken askerler tam bağımsızlık diyorlardı. Üstüne üstlük Damat Feridin ve çevresindeki Şeyhülislam Mustafa Sabri, Ali Kemal, vb. zır cahil ve satılık insanlarla uğraşıyorlardı.
Bu tayfa Kuvayi Milliyecilerin itbarlarını zedelemek için Hristiyan katliamlarını (1919 Adapazarı, 1920 Konya) teşvik ettiler, yangın çıkardılar, bekçileri öldürdüler. Ardından basın aracılığıyla yabancı kuvvet müdahalesinin ve Türkiye üzerinde bir vesayetin gerektiğinden bahsettiler.
Bunların nesli tükendi mi? Hayır. Son örnek, Harran Üniversitesi eski Rektörü Ramazan Taşaltın. “Erdoğan´a itaat etmek farz, karşı çıkmak haramdır” dedi. Ve üstelik bu zat elektrik-elektronik mühendisi.
Aynı eğitimden geçmiş, aynı kafa yapısına sahip bir askerin ise mesleğini yürütmesi mümkün değildir. Geometriyi bilmeyen bir topçu subayının kullandığı top belki de kendi askerlerini vuruyordu.
Avrupa, bilim ve teknolojide almış başını giderken medrese eğitimiyle cehaletin kör kuyusunda cebelleşen asker takımı savaş yönetemezdi. Bunun en açık örneği Balkan savaşlarında görülmüştü.
O halde askerlerin matematiği, fen bilimlerini, coğrafyayı bilmesi gerekiyordu ve zorunlu olarak öyle yetiştirildiler.
Askeri literatüre hakim olabilmesi için Fransızca, Almanca ya da İngilizce bilmesi gerekiyordu.
Bu dilleri öğrenen askerler, dünyadaki siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeleri de yakından takip etme olanağı buluyorlardı.
1789 Fransız devrimiyle birlikte ulusçuluk hareketlerini öğreniyorlardı.
Ülke dara düşünce de bu eğitimli, dinamik, deneyimli kadro kolları sıvayıp kurtuluş mücadelesini başarıyla yürüttüler ve sonra da genç Türkiye Cumhuriyet´ini kurdular. Bu yolda kendi akıllarının yolunda gittiler.
Çünkü aklını kullanmayan, olayları akıl süzgecinden geçirmeyen insanların kendisine güveni olmaz. Onlar dünya işlerini hep birilerine havale ederler. Genellikle Allah´a, olmadı İngilizlere, bugünse Amerikalılara.
Ha bir de “askeri vesayet” vb. diyerek dışarıdaki kankalarıyla kumpas kurarlar.
Yenilikçilerin ve yurdu kurtaranların neden askerler içinden çıktıkları yeterince açık değil mi?
12 Kasım 2018.
Mahmut TEBERİK
Kaynak: Sami SELÇUK, Kendini Tüketen Hukukun Dramı.


Mahmut TEBERİK

12.11.2018 18:10:38

YAZARLAR


DEMİRSPOR BAŞKANVEKİLİ KORKMAZ İSTİFA ETTİ

CHP’Lİ OYA TEKİN: BİZİM MAKAMIMIZ SOKAKLAR

75. YIL SANAT GALERİSİ NE OLACAK?

ADANALI ÇİFTÇİLER, SULAMA MAĞDURU

ADANA VALİLİĞİNDEN AÇIKLAMA VAR!

KAHRAMANMARAŞ’TA YAPAY GÖLET

DEMİRSPOR'UN TRANSFER HARCAMA LİMİTİ AÇIKLANDI

ABB U16 KIZ BASKETBOL TAKIMI’NIN 5 OYUNCUSU MİLLİ TAKIMA DAVET EDİLDİ

GENÇLER KAYKAY YARIŞMASINDA BULUŞTU

MAL BEYANI BAYRAMDA DA ASILI KALDI

ADANA’DA KAÇAK SU KALLANANLARA 143 BİN LİRA CEZA!

"BU UYGULAMA ENFLASYONU KÖRÜKLER"

İSTİRAHAT HALİNDE GÖRÜLEN EL TİTREMESİ PARKİNSON HABERCİSİ OLABİLİR!

SKOLYOZ HAKKINDA DOĞRU SANILAN 10 YANLIŞ!

SEYHAN BELEDİYESİ, 4 BİN 734 ADET KURBAN KESİMİ GERÇEKLEŞTİRDİ

ŞÜPHE VE KUŞKU TOPLUMSAL BAĞLARI ZAYIFLATIYOR!

TARİHTEN BİR YAPRAK