Bir arkadaşımla dostluk üzerine sohbet ediyorduk. Geçmiş zaman dostluklarının kalmadığını, çoğu kişinin birbiriyle menfaat arkadaşlığı kurduğunu söyledi. Hatta daha ileri gidip bu birliktelikleri belli bir plan çerçevesinde oluşturup, alacağını aldıktan sonra bir bahane uydurup hiç tanışmamış gibi arkasına bakmadan çekip gidenler olduğunu anlattı.
Hayat tecrübesi geniş, birikimli bir arkadaştı konuştuğum.
"Bunu yapmak için farklı bir kişilik yapısına sahip olmak gerekir. Ben hayatımda böyle bir şeyi hiç yapmadım, yapamam da. Bugüne kadar kimseye menfaat için yaklaşmadım. Hele de dostane ilişkiler kurduktan sonra.." diyerek kendi düşüncemi açıkladım.
Onayladı. "Olması gereken de bu zaten"dedi. "Ancak insan bazen istemeden bir hata yapabilir. Dostunu, arkadaşını farkında olmadan kırabilir.
Hatta ondan hiç umulmayan bir davranışı gösterebilir. Bunlar münferit şeylerdir ve kişinin karakter bütünlüğünün öyle olduğu anlamına gelmez. İyi görüp, nedenini tam olarak öğrenmeden yargılamamak gerekir" diyerek de olaya farklı bir bakış açısı getirdi.
Bu arada konunun derinine inerek, herkesin belli bir karakteri olduğunu, insan kişiliğinin sahip olduğu özelliklerin büyük bölümünün de genetik özellikler taşıdığını söyledi. Ardından "Bunu ben söylemiyorum. Bilim insanları söylüyor. Hani derler ya bir çocuk yedi göbek sülalesinin özelliklerini taşırmış, aynen öyle. İnsanın anası babası atası neyse kendisi de odur. Çevrendeki insanları şöyle bir düşün haklı olduğumu göreceksin.." dedi.
Anlatımlarında haklılık payı oldukça fazlaydı. Bunu belki yeni tanıdığımız, fazla içli dışlı olmadığımız kişilerde anlayamayız ama uzun süreli birlikteliklerde görüp anlamamak için kör olmak gerekir.
Çünkü insan önünde sonunda kendini ele veriyor. Bir kişinin sonsuza kadar kendini gizlenmesi ya da yüzünde maskeyle dolaşması mümkün değil.
Kısacası arkadaşım doğru söylüyordu. Günümüzün dostlukları da zamanın getirdiği davranışlara uyum sağlamış olmalıydı.
O zaman ne yapmak gerekir?
Bana göre her yüze güleni dost sanıp, herkese el uzatmamak en iyisi.
Bu arada bir başka arkadaşımın bir süre önce insanları tanıma konusunda anlattıklarını da hiç unutmam. Şöyle demişti bana; "Bir meslektaşım vardı, bir zamanlar aynı yerde çalıştığımız. Yıllarca göremediğim gerçek yüzünü karşı karşıya geldiğimiz bir olay nedeniyle görünce çok şaşırmıştım. O an kendi kendime 'ben bunun böyle bir kişi olduğunu nasıl da anlayamadım?' demiştim.
Ancak bu insan kendini gizlemede öyle ustaca davranıyordu ki bu anlamda tam bir profesyoneldi. Gerçek yüzünü görmek için menfaatine dokunmak gerekiyormuş demek ki.."
Dostluklar konusunda mutlaka herkesin söyleyeceği bir söz vardır. Ve bu sözü söylemek için de yaşanmışlıklardan elde edilen tecrübeler..
Fakat fazla derine inmemek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü derinler genelde bulanık ve karanlık olur.
Ancak değerli okuyucularımın dostluk konusundaki düşüncelerini de merak etmiyor değilim.
T.D. / 8.1.2026