Atatürk’ün eğitim anlayışı üç ana ilkeye dayanıyordu:
Eğitim Enstitüleri bu vizyonun ortaöğretimdeki karşılığıydı.
Atatürk’ün, “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır,” sözleri “eser”in bilinçli biçimde üretilmesi için üstlenilmiş bir görevdi.
Eğitim Enstitülerinin öğretmen yetişmekteki varmak istediği nihai amaçlar şunlardı. Mezunlarımız;
Bu ilkeler, “bilen ama anlatamayan” öğretmen tipine bilinçli bir tepkiydi.
Eğitim Enstitülerinde, ciddi bir kurumsal disiplin vardı. Öğretmen adayları, kılık-kıyafetinden,dil kullanımına, toplumsal duruşuna kadar bir “örnek insan” olarak yetiştiriliyordu.
Eğitim Enstitülerine bağlı uygulama okulları vardı. Öğrenciler, gerçek sınıflarda, denetimli biçimde ders anlatırdı. Yani öğretmenlik: “Diploma alınca öğrenilecek bir iş” değil, okuldayken öğrenilen bir meslekti.
1950–1980 arasında Türkiye’deki ortaokul öğretmenlerinin büyük bölümü, Eğitim Enstitüsü kökenlidir ve bu kuşak, eğitim niteliğiyle hâlâ saygıyla anılır. Eğitim Enstitüsü öğretmeni, okulun merkezindedir. Sınıf onun kürsüsüdür. Bilgisi, teorik temelli, disiplinli, akademik süreklilik taşır. Otoritesi, kurumsaldır, devleti temsil eder. Bu da, Eğitim Enstitüsü öğretmenini kamusal aydın yapar.