EMEKLİNİN “YOĞUN” İLGİSİ…

Şunu soralım önce; emekli kimdir? Yapacağını yapmış, atıl bir toplumsal varlık mıdır? Ekonomiye katkısı olmayan, üretimde bulunmayan, çalışanların üzerindeki yük müdür? Öyle denilmedi mi?

Şunu soralım önce; emekli kimdir? Yapacağını yapmış, atıl bir toplumsal varlık mıdır? Ekonomiye katkısı olmayan, üretimde bulunmayan, çalışanların üzerindeki yük müdür? Öyle denilmedi mi? Enflasyonun nedeni gösterilmek bir yana, bir emeklinin de bir “insan” olduğunu unutmadılar mı, açlık sınırı dedikleri bedelin altında aylıkla geçinmeye tutsak etmediler mi? Onlarca yıl çalışacak, kimi fabrikalarda/ atölyelerde/ toprağa verim katarak yaşamlarını sürdürecek, kimi kendi işyerinde çalışıp bir yandan da primini zorluklar içinde ödeyecek, yasaların vermiş olduğu hakla emekliliği hak kazanacak… 

Bunda çalma/ çırpma/ haksız kazanç gibi bir durum var mı? Öyle bir olgu bulunsa kılı kırk kanata ayırarak yapılan denetimlerde ortaya çıkar kolaylıkla… İşte buradan yola çıkarak “emekli” konusunu açalım; toplumun üretim gücünü yıllarca sırtlayan, alın terini ortak geleceğe katan; toplumsal emeğin birikmiş öyküsüdür. Bugün aldığı aylık, geçmişteki emeğinin bugüne taşınmış karşılığıdır, denemez! Kim yerel yönetimlerden duyuyoruz, “emekliye destek” olmanın yollarını aradıklarını, kimilerine ellerinden gelen “desteği” yaptıklarını, “desteği” artırmak için çabaladıklarını görüyoruz…

***

Geçenler anımsarsınız, “iktidarın” alışıldık olmayan çıkışlarını yapan, daha önce “liyakatsizlik” için “utanmıyoruz” diyecek denli dünya ergilerinin egemeni olduğunu diyebilecek denli “güç sarhoşu” olmuş ismi, emekliler için de "biz emeklileri en fazla düşünen partiyiz, en çok oy aldığımız kitle bu ülkede garibanlar, haklarını bize helal etsinler" söylemişti anımsayın. Öyle ya, eğer emekliler “gariban” duruma sürüklenmişse bunun nedeni bilinmesi gerekir değil mi, ayrıca bunu “kim” yaptıysa “hesabı” da ondan sorulur! 

“Gariban” kimdir bilir misiniz? “Kimsesiz, sahipsiz olan, kimseye herhangi bir zararı olmayanlar” için kullanılan bir isim… Şu an çoğu emekli “yardım alarak” yaşamını sürdürüyor. Bunu kimi zaman her şeyi eline/ yüzüne bulaştıran “iktidardan” bekliyor, kimi zaman da yerel yönetimlerden… Baksanıza bazı bankalar bile “emekliye” özel promosyonlar sunuyor, medyada sürekli insanların karşısına çıkarıyorlar, bu bir duyarlılık olarak ortaya konuyor… “Gariban” olarak adlandırılmıştı ya emekli… 

***

Çeyrek yüzyıldır yaşamımızda olan “iktidarın” başarılı ya da başarısız olup/ olmadığını sokağa indiğinizde görürsünüz… İnsanlar mutlu mu, gençler gelecek konusunda hayaller kurabiliyor mu, emekli yaşamının son yıllarını gönenç içinde geçiriyor mu? Yollar yapılarak, betondan yapılar dikerek, içinin nasıl donatılacağını bilmeden kamusal alan açılışlar gerçekleştirerek “başarı” tanımlanmaz! Bu olsa olsa geri bıraktırılmış ülkelerin özelliklerinden biridir; halk açlık sınırı altında binbir zorluklar yaşarken, yönetenlerin sarayda şatafat sürmesi gibidir…

Ülkenin üretimi artıyorsa, katma değerli ürünler oluşturulabiliyorsa, yurttaşın ulusal gelirden aldığı pay büyüyorsa diyecek bir söz olmaz! Ancak bir yandan ulusal gelirin arttığı dile getirilirken, bir yandan da insanlar “destek” almak zorunda bırakılıyorsa, kurumlar “destek, geçen yılın iki katına çıktı” diyorsa, yine kurumlardan “emekli destek başvurularına yoğun ilgi” olduğu belirtiliyorsa, belirtilen ulusal gelirde de, her yıl günlerce üzerinde çalışılan, zaman zaman tartışmalara neden olan “bütçenin” çalışmalarında haksızlık yapıldığı anlaşılıyor! Bunun başka açıklaması var mı?

***

Emeklinin yaşamak, üstelik gereksinimlerini karşılayacak denli aylık almak hakkı, tartışmaya kapalı olmalı; haksız mıyım? Bu hak, yıllarca üretime katılmış olmanın doğal sonucudur. Ancak “iktidar”, bu gerçeği görmezden gelerek emekliyi “destek” söylemine tutsak etmekle kalmadı, “gariban” olarak adlandırdı, yaşanan zorlukların gerekçesi gösterildi... 

Emekli “bize destek olun, bize toplumsal ayrıcalık tanıyın” demiyor; bunun altını çizelim! “Yaşamak, doymak istiyoruz” diyor; hepsi bu! Bu da emeklinin yıllarca vermiş olduğu emeğin karşılığı… Ne doymazlar gibi bütçeden karşılanan kazanç istemiyor, “huzur haklı” aylık da istemiyor! Ödemiş oldu primlerin karşılığını, insanca yaşamak için yeterli bedeli istiyor! Ne kurumların ne de yerel yönetimlerin önünde “destek” başvurularında görünmek istemiyor!  Bugün “yoğun ilgi” denilen başvurular, aslında bir başkaldırıdır: “Biz yardım değil, haklarımızı istiyoruz” tepkisidir! Çözüm, emeklinin hak ettiği yaşam güvencesini sağlamaktan, emeğe saygıyı toplumsal düzenin yapıtaşı saymaktan geçer; başka bir yolu da yok bunun… 


Oktay EROL

16.02.2026 21:28:00

YAZARLAR


“KENTE DEĞER KATACAK BİR MERKEZ YAPILMALI”

İNSANA YENİ YOL ARKADAŞI KEDİLER!

“DİŞ HEKİMLERİ TEMEL SAĞLIĞIN BEL KEMİĞİDİR”

“BAYRAM İKRAMİYESİ YOKSULLAŞMANIN BELGESİDİR”

İMO ADANA ŞUBESİNDE HIDIR ÇAK GÜVEN TAZELEDİ

YEŞİLAY’DAN “BIRAK ŞİMDİ” KAMPANYASI

Şahin ESENDEMİR Yazdı/ KRALLAR NEDEN KAYBEDER?

VALİ YAVUZ’U ZİYARET ETTİ, PARTİSİNİN KONGRESİNE KATILDI

YOLLAR ULAŞIMA AÇILDI

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ SOKAK HAMBALLARI

SEYHAN’DA PARKLAR YENİLENİYOR

“ADANA’DA 4 YENİ YATIRIM TEŞVİK KAPSAMINA ALINDI”

184 BİN KİŞİYE SOSYAL EKONOMİK DESTEK

ADANA’DA “RADYOTERAPİ VE BESLENME” HASTA OKULU

HAYAL PARK’TA AĞAÇ KATLİAMI!

ÇGC BAŞKANLIĞINA KURTUL ÇAKIN SEÇİLDİ

ŞEHİR HASTANELERİNDEN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KAÇIŞI