<strong>İNSANLAR ve DODOLAR</strong>

<strong>İNSANLAR ve DODOLAR</strong>






Dodo kuşu. İri cüsseli, büyük kıvrık gagalı ve yaklaşık 20-23 kilo ağırlığında, oldukça değişik bir kuştu Kanatları çok küçüktü. İri gövdesini taşıyamıyordu. Bu yüzden de uçamayan ender kuşlardan biriydi. Mauritus Adası’nda yaşıyorlardı.





1598 yılında adaya Portekizli denizciler geldi. Bu sevimli kuşla karşılaştıklarında oldukça şaşırdılar. Dodolar da şaşkındı. İlk defa insan görüyorlardı. Ama insanın ne olduğunu bilmiyorlardı. Dodo zannettiler.





Dodolar çocuksu, saf ve oldukça hayvancıl kuşlardı. İnsancıl diyemedim. Hayvancıldılar, çünkü onlarda insanlardaki egolar, çalma-çırpma duygusu, öldürme içgüdüsü; hele hele birbirlerine yalan söyleme, tuzak kurma, birbirlerinin malını gasp etme hırsı yoktu.





Gemicilere dostça yaklaştılar, Gemiciler ise bu saflık ve dostluğu onların aptallığına saydı. Saf saf yanlarına gelen dodoları başlarına sopalarla vurarak öldürüp yediler. Dodolar uçamadıkları için yumurtalarını toprak üzerine yaptıkları yuvalara bırakıyorlardı. Denizciler onları da toplayıp yediler. Vizyonları sıfırdı; geleceği hiç düşünmüyorlardı.





Asırlardır barış ve huzur içinde, tehlikeden uzak yaşayan dodoların sayısı hızla azalmaya başladı. Üstüne üstlük gemicilerin köpekleri de onları avlıyordu  Memnunlardı köpekler. Sahipleri onları beslenmeleri için yormuyordu.





Dodolar çaresizdi. Ölüyorlar, yumurtaları toplanıyor, üreyemiyorlar, nesilleri hızla tükeniyordu. Gemicilerinse (insan) umurunda değildi. Çok rahat, zahmetsiz besleniyorlardı, ya. Felaket bu kadarla da kalmıyordu. Sadece dodonun sindirim sisteminden geçtikten sonra tohumları çimlenebilen “calvaria” ağacı da yavaş yavaş yok oluyordu. Doğanın dengesi de, ekolojisi de bozuluyordu.





Bugün artık Dodo yok, onların çimlendireceği calvaria da yok. Yok eden de insanın kendisi. İnsan, doğayı yeniyor gibiydi.





Aradan tam 300 yıl geçmiş. Geriye ne kalmış biliyor musunuz? İnsanoğlunun “en tehlikeli yaratık” oluşunun simgeselliği.





Düşünüyorum da, ülkemizin dodoları da yok olmak üzere.. Vurdular başına aldılar ağzındaki ekmeği. Fabrikalar, barajlar, limanlar, santraller, yer altı, yer üstü kaynakları. ormanlar, limanlar, iletişim kurumları, bankalar, kamu binaları, demir-çelik, porselen sanayimiz, madenlerimiz, nehirlerimiz, hava yollarımız, köprüler, otoyollarımız, vs, vs. 





Artık dodolar yok.





Hiç üretmeden, sadece kendilerine kalan mirası tüketerek karnını doyurunca yaşadığını zanneden denizciler doğanın dengesini bozduklarını farkına varamadılar.





BİRAZ SİMGESEL OLDU AMA ANLAYIN ARTIK.






  • DOĞAYI GERİ ALAMAZSAK, BİR GÜN HEPİMİZ AÇ KALACAĞIZ.






  • AYMAZ GEMİCİLER, BELKİ YİYECEK ARAMAMIZA BİLE İZİN VERMEYECEKLER.



İfral TURGUT

27.03.2023 22:04:42

YAZARLAR


ALADAĞ’DA KARAN ADAM ŞENLİĞİ

Mahmut TEBERİK yazdı / BEŞ ÇOCUK TALEBİ VE ASGARİ ÜCRET

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ BİZ BEŞ OCAKLARI DOYA DOYA YAŞAMIŞ KUŞAĞIZ

Suat UMUTLU Yazdı / ​MİZAN / ABD: "AMA!" BİLE DİYEMEMEK...

Aydın SİHAY Yazdı / KOLAY MI BU ŞEHRİ BIRAKIP GİTMEK

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN 500 OKULA SPOR MALZEMESİ

ADANA 2025’TE İHRACATTA İSTİKRARINI KORUDU

Düzgün COŞKUN Yazdı/ BASIN MESLEK İLKELERİNİN YILMAZ SAVUNUCUSUYDU

ADANA’DAN YÜKSELEN BAĞIMSIZLIK ÇIĞLIĞI

"ADANA MİLLİ MÜCADELEYE BÜYÜK KATKI SAĞLAMIŞTIR"

5 OCAK’I ONUR VE GURURLA KUTLUYORUZ

SATRANÇ ŞAMPİYONASINA 320 SPORCU KATILIYOR

KIRSALI KALKINDIRAN PROJEDE 32 ÜRETİCİYE MAKİNE DESTEĞİ

LAHANA TURŞUSU TOK TUTUYOR!

“HİND RAJAB’IN SESİ” FİLMİNİN ADANA GÖSTERİMİ

ZAYIFLIK TAKINTISI HAYATI TEHDİT EDİYOR!

ERDOĞAN VAROL SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI