İYİ İNSANLAR UNUTULMAZ...

Onunla ilk kez 2008’de tanışmıştım. O zaman yetmişli yaşların başında olan İbrahim Balcı ağabey yedi yaşından beri yaşadığı Sarıyer’de herkes tarafından tanınıp, sevilen değerli biriydi.

 

Onunla ilk kez 2008’de tanışmıştım. O zaman yetmişli yaşların başında olan İbrahim Balcı ağabey yedi yaşından beri yaşadığı Sarıyer’de herkes tarafından tanınıp, sevilen değerli biriydi.

Gençliğinde bıçkın bir Karadeniz delikanlısı olduğu her halinden belli oluyordu. Bilgili, tecrübeli, insani yönü ağır basan, hayatın çemberinden geçmiş, üstün meziyetleri olan bir baba, ağabey ve arkadaştı.

Yıllar içinde aramızda köklü bir dostluk gelişti. O, bana baba, ben ona evlat olduk. O derece yakındık. Ama artık aramızda değil.

Geçen yıl “Dünya yalan, insanlar fani” dedi ve gitti. Fakat bizlerden yalnızca bedenen ayrı. Kalbimizde yaşamaya devam ediyor.

Uzun yıllar yaşadığımız Sarıyer’den ayrılıp, hatta İstanbul’u tamamen bırakıp gittiğimizi duyunca, bizim için aşağıdaki duygu dolu satırları yazmıştı. Unutamayacağım bir ağabey-dost olarak kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum.

***

“Bir dost ayrıldı Sarıyer'den;

Dostluklar kolay kurulmaz, kurulduğunda da kolay bozulmaz.

Bizimki de öyle oldu. Yerel gazetelerin yeni yeni boy gösterdiği

Sarıyer’de, görünümü çok genç bir gazeteci ile karşılaştım. Bir, iki görüşme sonrasında sevdim kendisini. Tanıdığımda, öyle göründüğü gibi çok genç değil, aksine çok olgundu. Evli ve iki çocuklu olduğu, çocuklarının üniversitede okuduğunu öğrendim.

Takip ettim kendisini, iyi gidiyordu çalışmaları. Tevazu nedeniyle söylememiş; gerçek ve Sarı Basın Kartı sahibi bir gazeteci olduğunu.

Zira Adana’da yıllarca Hürriyet Gazetesi’nde çalışıp, keza İzmir’de de gazetecilik yapmış. Polis muhabirliğinden başlamış işe, daha sonra birçok görevler üstlenmiş. Edebiyata meraklı, öykü ve şiirleri ile haşir neşir, hayli dernekte üye ve etkinliklerin ön isimlerinden biri olduğunu öğrendim.

Günler ilerledikçe yakınlaştık. Sarıyer Edebiyat Günleri etkinliklerindeki çalışmalarımız daha da pekiştirdi dostluğumuzu.

Komisyon çalışmaları, jüri üyelikleri, değişik platformlarda imza günleri, sergiler, fuarlar, paneller, konferanslarda hep birlikte olduk.

Sevdim bu çocuğu, kanım da ısındı, canım da, ‘tam bizden biri’ dedim. Merakta kalmayın Tuncay Dağlı’dan bahsediyorum. Bir dost edebiyatçıyı, yazarı, gazeteciyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum.

Kaybettik dedimse ölüme değil, Muğla’ya yolcu oldu. Oysa sözü vardı gitmeden görüşecektik, olmadı. Demek ki bir borcum var. Ödenecek!

Tuncay Dağlı yerel gazetelerin usta ismiydi. Ne yapacağını, nelerle karşılaşacağını anlar, ona göre önlemlerini alır, hiç bozuntuya vermez, düşüncelerini ise sadece kalemi eline aldığında satırlara dökerdi. İçten pazarlıklı değildi, güler yüzlü sevecendi. Hepsinden önemlisi, saygı denen kuralın ne olduğunu çok iyi bilir ve uygulardı. Alınganlığı yoktu, ancak mesleğine çok bağlıydı, mesleği ile ilgili aşağılanmayı asla kabul etmez, bütün gücü ile karşı koyardı.

Yazın işinin usta kalemlerinden biriydi. On sekiz kitaba imza atmış usta bir kalemdi. Çocuk ve büyükler için yazdığı öykü kitapları, kendine özgü şiirleri, hayatın içinden süzülüp gelen ve satırlara dökülen romanları ile yazın hayatında iyi izler bırakan bir dosttu.

Kitaplarını ilk önce bana okutarak, bilgimi almak istemesi, bence ‘yaptığımda yanlış var’ demek değildi, biliyordum, onun yaptığı, beni onore etmek için bir yoldu. Bunu bildiğim halde yazdığı romanları okumaktan zevk aldım.

Kâğıt fiyatlarının anormal pahalılaşması, yayınevlerinin anormal istekleri yazarlara fren yaptırdı. Sordu bana, “abi ne var ne yok. Var mı yeni bir eser?” diye. “Var, ama şu baskı işi, fiyatlar, yayınevleri!” dedim. “Gidiyoruz” dedi, gittik. Bu bir matbaa idi. Tanıştırdı, yaptık pazarlığı, çok ehven bir fiyata ‘Kimi Boğduruldu Kimi Katledildi Kimi de..’ adlı yeni kitabım baskıya verildi. O gün matbaadan dönerken, İzmir’e gitmek, oraya yerleşmek istediğini söyledi. “Gitmeden beraber bir yemek yiyelim, Elif’i de getir “ dedim. “Olur abi” dedi ama olmadı. Bugün telefon etti, görüştük, İzmir’e değil, Muğla’ya gidip, yerleşmişler. Sevgili eşi Elif’i de kopardı İstanbul’dan. Elbette ki birlikte gideceklerdi, iki insan ancak onlar kadar birbirine yakışırlardı.

Helal olsun size be! Sizi unutmayacağım!”

***

İyi insanlar, değerli dostlar hiçbir zaman unutulmaz. Biz de onu unutmadık. Mekanı cennet olsun.


Tuncay DAĞLI

1.05.2024 00:40:00

YAZARLAR


DEDEMAN OTEL OLARAK AÇILIYOR

DEMİRÇALI’DAN BAKAN KURUM’A SORULAR!

AİLELERİN TERCİHİ YUMURTALIK SAHİLLERİ OLACAK

150 ANAOKULUNDA SATRANÇ TURNUVASI

YAZ AYLARINDA SPOR SAKATLANMALARI ARTIYOR!

CHP VE AK PARTİLİ VEKİLLER İLE BAŞKANLAR BİRARADA

ADANA DEMİRSPOR BOLU’DA SEZONA HAZIRLANIYOR

BAKAN KURUM DEPREM KONUTLARI İÇİN TARİH VERDİ

İTALYA ADANA DEMİRSPOR’A VİZE VERMEDİ

ADANA YAZ ORTASINDA FELAKETİ YAŞADI

SEYHAN’DA HAYVAN BAKIM EVİ HAZIRLIĞI

CHP İL BAŞKANI TANBUROĞLU: HEDEF İKTİDAR

CHP ADANA’DA BAŞKANINI SEÇTİ

GÜNÜN FOTOĞRAFI

AYRILMA KAYGISI BOZUKLUĞUNA DİKKAT !

GIDA ZEHİRLENMESİ NEDEN OLUR? NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

“ÇİFTÇİLERİMİZİN BİR YILLIK EMEĞİ BİR KIVILCIMLA KÜL OLMASIN”