Bu mahalleye ilk kez gelmenin mahcubiyeti ve biraz da tedirginliğiyle, pencerelerinden çıkan soba borularından dumanların havaya savrulduğu ve oldukça yıpranmış, sağlı sollu evlerin sıralandığı bir sokağa giriyorum.
Önünde plastik toplar asılı ve ahşap bir ekmek dolabının olduğu /içinde pide ekmeği vardı/ bir bakkalın önünden geçiyorum. Üç çocuk kapının önünde neşeyle gazoz içiyorlar.
Bir kasabın, bir manavın önünden geçiyorum.
Tek koltuklu berber Recai'nin ve kuaför Yeliz'in küçücük dükkanlarının önünden geçiyorum.
Daha önceleri beyaz olduğunu düşündüğüm bir kedi önümden fırlayıp karşı evin bahçesinde kayboluyor.
Evlerin arasındaki küçük bahçelerden kentte duymayı özlediğim kuş sesleri geliyor.
Yürüyorum.
Önünde tavla oynayanların olduğu bir kahvehanenin önünden geçiyorum. /durup bir çay içse miydim/ Yan sokaktan üstünde kadın giysileri yığılı bir tablacı çıkıyor. Belli ki yorgun düşmüş.
Duruyor.
Soluklanıyor.
İki evin arasında küçük bir limon ağacı görüyorum./üstünde üç limon/
Ve bir ev.
Önünde çamaşırların asılı olduğu. Öylesine atılıvermiş.
Dejavu
Sanki ben buralardan geçmiş gibiyim. Çocukluğumun geçtiği mahallem gibi. Biraz sonra komşumuzun oğulları Mustafa, Selahattin, Necati bir köşeden karşıma çıkıverecek gibi
"Hadi gel gulle oynayalım'' diyecekler gbi...
Aydın Sihay
Özlemin eski tadı yok artık
-----------------------------------------------------
Adana/Yamaçlı Mh.