İsmail GÜNEŞ

Tarih: 22.11.2018 14:39

NASIL BİR BELEDİYE, NASIL BELEDİYE BAŞKANLARI İSTİYORUZ

Facebook Twitter Linked-in

Ülke olarak yeni bir yerel seçim heyecanı yaşıyoruz. Seçimlere aylar kala bütün kentlerimizde aday adayları birbiri ardına ortaya çıkarak kentleri yönetmeye talip oluyorlar. Henüz aday adaylığı aşamasında yeterli düzeyde kentin sorunları projeleri, gereksinimleri konuşulmuyor. Gözler Adayları açıklayacak genel merkezlerde. Seçim yerel olsa halen Türk siyasetinde yerel seçimin ana belirleyici genel merkezler. Adaylar açıklandıktan sonra umut ediyorum kentlerin sorunlarını, nasıl bir belediye başkanı ve belediye profili olması gerektiğini tartışacağız. Adana olarak ekonomik ve sosyal yönden süreklilik kazanan geriye gidişi önce durdurmak sonrada olumlu yöne çevirebilmek için yerel yönetimlere büyük görevler düşmektedir. Geçen seçin öncesinde kaleme aldığım ve Adana Kent Yazıları kitabımda yer verdiğim konuyu küçük güncellemelerle yeniden kaleme alma ihtiyacı duydum. Kendi bakış açımla “Nasıl Bir Belediye, Nasıl Belediye Başkanları” olmalı konusundaki görüşlerimi siz değerli okuyuculara aktarmaya çalışacağım.


1. KENTE KARŞI SUÇ İŞLEMEYEN BELEDİYE ve BAŞKANI

Bugüne kadar pek çok seçim kampanyasında adaylar vatandaşın karşısına binlerce vaatle çıkmışlardır. Fakat hiçbir aday “Kente karşı suç işlememe” sözü vermemiştir. Burada söz ettiğimiz suç kavramı sadece yasalar karşısında suç olarak tanımlanan eylemlerle sınırlı değildir. Yasalara uymak her vatandaşın görevidir. Dolayısıyla yasalara uymak bir ayrıcalık değil tam tersine olması gereken sıradan bir durumdur. Kente karşı suç kavramıyla ifade edilen “belediye başkanlarının bireysel, belediye idaresinin tüm birimleriyle ve yöneticileriyle o kentin doğal, tarihsel ve güzel duyusal değerlerine sahip çıkmaması, değerlerini azaltıcı veya tümden yitirici şekilde kente zararlar vermesi ve bunun sonucunda, kamu vicdanında rahatsızlık yaratması durumudur. Belediye başkanlarımızın fiziksel kent çevresini iyileştirmesi, mevcut konut stoklarını ve çevresel koşullarını yaşanabilir hale getirmesi, her türlü yaşam alanında sosyal ve kültürel olanakları yaratması, kent kalkınmasına katkı yapacak şekilde özendirici ekonomik faaliyetlerde bulunması ve halk katılımını özendirmesi beklenir. Kentlerin sağlıklı gelişimini önleyen kaçak yapılaşma, bireysel çıkarlara ve ranta dayalı imar politikaları, gecekondulaşma, aşırı yoğunluk, gürültü, görüntü ve çevre kirliliğine neden olacak her türlü eylem, ortak yaşam mekânları olan parklar, yeşil alanlar, oyun alanları, dinlence ve spor alanları gibi kamusal alanların kötüye kullanımı kente yönelik suçlar kapsamı içerisinde yer alır.

2. SOSYAL BÜTÜNLEŞMEYİ SAĞLAYAN BELEDİYE ve BAŞKANI

Özellikle Adana ilinde yaşanan yüksek oranlı işsizlik, sosyal yapının değişmesi, gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk ve toplumsal dışlanma veya dışlama ekonomik ve sosyal sorunları tetiklemektedir. Belediye başkanlarımıza kentteki sosyal bütünleşmeyi sağlayacak adımlar atmak görevi düşmektedir. Bu kentin kuzeyinden güneyine ya da güneyinden kuzeyine geçmemiş insanlar bulunmaktadır. Birbirlerine bakışları ve algıları gelecekte tehlike yaratabilecek boyutlara erişmiştir. Bu güne kadar uygulanan tüm kentsel politikalar sorgulanmalıdır. Sosyal bütünleşmeyi sağlamayan bir kentte ne BŞB ne de herhangi bir ilçe belediyesinin huzurla hizmet sunma olanağı yoktur. Seyhan’ın sorunu Çukurova’ya yansır. Yüreğir’in huzursuzluğunu Seyhan en derinden hisseder. Bugüne kadar izlenilen neoliberal ekonomik ve sosyal politikalarının kentlerdeki eşitsizlik ve yoksulluğu arttırdığı konusundaki çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Sosyal bütünleşme, mahallelerden başlamak zorundadır. Halkın karar süreçlerine katılımı önemsenmelidir. Başarılması gereken en önemli şey, Adana’da yaşayan tüm grupların birbirleri ile bütünleşmeleri, giderek zayıflamakta olan bağlarının yeniden tesis edilmesidir. Bunu sağlayabilecek belediye başkanlarının toplumun büyük desteğini alacak ortak hedefler ortaya koyması, birlikte paylaşma gibi bir vizyona sahip olması gerekir. Sosyal bütünleşme kapsamında Adana kent kültürü ve ortak değerlerini yaratmak, sosyal bütünlüğü sağlamak, kesimler arasındaki gelir adaletsizliğini azaltıcı politikalar uygulamak, kente bağlılık ve kent aidiyet duygusunu artırmak gerekmektedir. Yoksulluk ve fakirleşme sürecine giren kesimlerin kente yabancılaşmasının boyutları artmaktadır. Bu yabancılaşma kente dair yaratılan güzelliklere, mekânlara karşı tepkisellik, düşmanlık hislerine ulaşan yabancılaşmaya kadar gitmektedir.

3. KAYNAKLARIN ADİL DAĞILIMI SAĞLAYACAK BELEDİYE ve BAŞKANI

Bugüne kadar Adana’da her tartışmada her sorunda göç, eğitimsizlik, yoksulluk günah keçisi olarak ortaya konmuştur. Bunlar sorun olarak tespit edilebilir ancak kimse yıllardır var olan bu sorunlara çözüm üretememişse bu gerekçelerin ardına sığınarak mevcut durumu sürdürmemelidir. Bunlar kader değildir. Belediyelerimiz önemli kamusal kaynakları dağıtmaktadır. Bu dağıtımda maalesef oransal olarak bakıldığında asıl kamu hizmetlerinde ön planda olması gereken mekânlar, mahalleler, kesimler hizmeti en alt düzeyde alan gruplar olmuştur. Yani yoksulluğa birde yoksunluk eklenmiştir. Belediyelerimiz bu kesimlere sosyal yardım adı altında gıda, yakacak, giyecek yardımıyla sosyal politika uygulama gibi balık tutmak yerine balık vermekle duruma kalıcı çözümler üretmek yerine sorunları ötelemişlerdir. Oysa odaklanmaları gereken kamu kaynaklarının yeniden dağılımında adil dağıtımın sağlanması gerekir.

4. DOLAŞIM VE ERİŞİLEBİLİRLİĞİ SAĞLAYAN BELEDİYE ve BAŞKANI

Toplu taşıma, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanmasını içerir. Her ne kadar ulaşım denilince akla ilk olarak karayolu gelse de kentsel ulaşım sistemlerinin asıl ana teması insandır. Ulaşım araçlar için değil insanlar için gereklidir. Ulaşımı düzenleyecek bir “ulaşım master planı” olmalıdır ve yayaların güvenliği öncelikli ele alınmalıdır. Kentlerde özel otomobil sahipliğinin ve kullanımının hızla gelişimi kaçınılmaz bir olgudur. Ancak ulaşım sorunun çözümü toplu taşımaya öncelik veren bir yaklaşımla mümkündür. Adana ili metro ikinci etabını yaşama hızla geçirmelidir. Bunu takip eden etapların planlamaları yapılmalıdır.Çevremizdeki her beş insandan biri yaşlı, çocuk yada engellilerden oluyor. Özel ihtiyaç gerektiren insan gruplarının tam ve eşit katılımlarını sağlanmalıdır. Gündelik hayatın içinde bir azınlık olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan engelli, yaşlı insanlar veya bebekler ile çocuklar, doğuştan veya sonradan engelli kalmış, bir kronik hastalığın fiziksel izlerini taşıyan, çok uzun, çok kısa, çok şişman veya yaşlılığın getirdiği hareket kısıtlılığını yaşayan bireylerin dolaşım ve erişilebirlik özgürlüğüne saygı duyulmalıdır.

5. KALİTELİ MİMARİ VE FİZİKSEL ÇEVRE YARATAN BELEDİYE ve BAŞKANI

Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekânların yaratılması belediyelerin görevlerindendir. Tarihi dokulara yönelimin giderek arttığını söyleyebiliriz. Kentlerimizde kültürel ve doğal miras üzerinde yoğun bir tahribat gerçekleşmiştir. Kapsamlı, tutarlı sürekli ve etkin bir koruma politikası oluşturulamamıştır. Kentler doğal kimliklerinden uzaklaştırılmıştır. “Politika” ve “sermaye” bu gelişmede olumsuz etkiler yapan iki kesim olmuştur. Bitmek bilmeyen rant talepleri kenti zorlamış ve kültürel ya da doğal mirasın yok oluşunu hızlandırmıştır. Kentlerdeki tarihi dokular öncelikle o kentte, o kültürde yaşayanlar için korunmalıdırlar.

6. SAĞLIKLI KENTLER YARATMAYA ÇALIŞAN BELEDİYE ve BAŞKANI

1998 yılında Atina’da Avrupa kentleri belediye başkanları ve üst düzey politikacıların katıldığı toplantı sonucu yayınlanan “Atina Sağlıklı Kentler Deklarasyonu” kentlerin sağlığının toplumun ruh ve beden sağlığına etkisini ortaya koymaktadır. Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlıklı kent; yaşayan, nefes alan, büyüyen, sürekli değişen bir iç dinamiğe sahip, karmaşık bir organizmadır. İnsanları için, en iyi imkânları sağlayan, yaşamlarını kolaylaştıran ve geliştiren bir ortamı sağlamak amacı ile çevresini geliştirebilen ve kaynaklarını genişletebilen bir kenttir.
Sağlıklı kentin nitelikleri ise; temiz, güvenli, yüksek kalitede fiziksel çevre, dengeli ve sürdürülebilir bir ekosistem, güçlü yaratmaktır. Dayanışma içinde başarılı bir toplum ise, kendi hayatı, sağlığı ve refahını etkileyen kararlara katılım ve bu kararlar üzerindeki etkisi olan vatandaşlardan oluşur. Kentte yaşayanların gıda, su, barınma, güvenlik, iş gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması, farklı, yaşam için gerekli olan ve yenilikçi kent ekonomisi, kültürel, tarihi ve biyolojik geçmişine ve mirasına sahip çıkan vatandaşlar, herkes tarafından ulaşılabilen ve yeterli düzeyde halk sağlığı ve bakım hizmetine sahip olmalıdır. Ancak sağlıklı kentler yaratılarak kentlerde yaşayanlara, yöneticilere, karar vericilere ortaklık, katılım, işbirliği, katkı, paylaşım ve kararlılık yeteneği kazandırır. Yaşam kalitesi artırılabilir

7. İSTİHDAMA DOĞRUDAN VE DOLAYLI KATKI YAPAN BELEDİYE ve BAŞKANI.

Dünya’da ve Türkiye’de şu an için en önemli ekonomik sorun nedir derseniz tartışmasız bir şekilde yanıtı işsizlik olur. Dünya genelinde 200 milyondan fazla kişi işsiz, AB’de işsizlik oranı ortalama yüzde 11’ler düzeyindedir. Buna karşın genç işsiz oranı yüzde 24’ler düzeyindedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), il bazındaki açıkladığı işsizlik verilerine baktığımızda Türkiye genelinde işsizliğin en yüksek olduğu illerin başında Adana gelmektedir. Doğu Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi işsizliğin yarattığı sosyal ve ekonomik sorunları her geçen gün daha derinden hissetmektedir. Tarım dışı işsizlik de göz önüne alındığında yaklaşık olarak Adana’da her 4 kişiden 1′ i işsiz durumdadır. Tablo bu iken hiçbir belediye tabloya duyarsız kalamaz, kalmamalıdır. İşsizlikle mücadelede görev sadece merkezi devlete düşmemektedir. Özel sektör, belediyeler, üniversiteler, sivil toplum da bu mücadele de üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Ekonomik ve sosyal alanda kalıcı başarılar elde edebilmek için yatırımlar ve yatırımları gerçekleştirecek girişimciler önemli rollere sahiptirler. Türkiye’de iş kurmanın maliyeti OECD ülkelerinin 3 katından fazladır. Maliyetlerin düşürülmesi yönündeki bir çalışma girişimciler açısından avantaj sağlayacaktır. Bu maliyetlerden işletme izni, yapı kullanım ruhsatları, inşaat izinlerinin alınması konuları bürokratik engellerin en yoğun yaşandığı alanlardır. Belediye başkanları bu konuda yasalar çerçevesinde kolaylaştırıcı, teşvik edici, kentte iş yapma konusunda yol açıcı olmak zorundadır. Eğer engelleyici bir tutum mevcut ise bu durum büyüme ve istihdamı etkileyerek toplumun bundan zarar görmesine neden olacaktır. Yerel yönetimler istihdamı doğrudan yaratmak yanında iş yapma kolaylıkları sağlayarak da kent istihdamına katkı yapabilirler. Belediyelerimiz ve başkanları bu konuda bugüne kadar üzerlerine düşeni yapma konusunda yeterli adımlar atmamışlardır.

8. KİRLETİLMEMİŞ, SAĞLIKLI BİR ÇEVRE İÇİN ÇALIŞAN BELEDİYE ve BAŞKANI

Çevre hakkı üçüncü kuşak insan hakları arasında yer almakta ve Çevre hakkının bireye çevreyi bozanlara karşı harekete geçme hakkı vermektedir. Vizyon sahibi olması beklenen belediye başkanlarımız çevre hakkının sadece bugünün yaşayanlarını değil gelecek ve henüz doğmamış çocuklarında hakkının korunmasını içerdiği gerçeğini unutmaması ve bu sorumlulukla hareket etmesi beklenir. Kent merkezinde yeterli aktif yeşil alan bulunmamaktadır. Türkiye’de kentte yaşayanlar adeta bir avuç yeşil alan içinde yeşile olan özlemini gidermeye çalışmaktadır. Belediyelerimiz ve başkanları kentsel nüfusa yetecek, nefes alınabilecek ölçüde aktif yeşil alan oluşturmayı olmazsa olmaz bir görev olarak algılamalıdır. Bilindiği gibi, ülkemizde toprak kullanımı ve beraberinde getirdiği sorunlar giderek önem kazanmaktadır. Bu sorunların en önemli sonuçlarından birisi de büyük ölçüdeki toprak kayıplarıdır. Bu hususta tarım arazilerinin yanlış kullanılmasından kaynaklanan erozyon, çoraklaşma gibi sorunların yanında, verimli tarım alanlarının kentsel ve endüstriyel tesislerle örtülmektedir. Tarım arazileri amaç dışı kullanılmakta, yapılaşmaya ve rant hesaplarına feda edilmektedir.


9. KONUT HAKKINA SAYGILI BELEDİYE ve BAŞKANI

Konut hakkı, insan hak ve özgürlüklerini düzenleyen birinci kuşak haklardan olan yerleşme ve insanlığın onur içinde yaşama hakkını sağlamak amacıyla ortaya çıkan sosyal haklar arasında yer almaktadır. Konut dokunulmazlığı ve sağlık hakkının somutlaşabilmesi için öncelikli olarak konut hakkının varlığı gerekir. Yine planlı yaşanabilir bir çevre hakkının somutlaşması da konut hakkı ile sıkı bir şekilde birbirine bağlıdır. Belediyelerimiz bu hakkın doğru kullanılması için planlayıcı olmak gibi bir misyona sahiptir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde “Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.” BM elverişli konut hakkını şöyle tanımlamıştır: “Her kadının, erkeğin, gencin ve çocuğun, barış içinde ve onurlu bir şekilde yaşayabileceği güvenli ve korunmalı bir ev ve toplumu edinme ve sürdürebilme hakkıdır.” Konut gereksiniminin karşılanamaması gecekondulaşma çarpık ve sağlıksız bir kentleşme ile sonuçlanmaktadır. Özellikle konut sorunu beraberinde su, enerji, kanalizasyon, atık toplama gibi belediye hizmetlerini de olumsuz etkileyebilmektedir.

10. SOSYAL HİZMETLERİ İNSAN ONURUNA YAKIŞIR ŞEKİLDE SUNAN BELEDİYE ve BAŞKANI

Belediyeler tanımı gereğince sosyal hizmet sunarlar. Sosyal hizmetler varlık nedenlerinin en başında gelir. Bu hizmetin sunulabilmesi için doğrudan harcama yapmanın yanında dolaylı hizmetlerde sosyal belediyecilik kapsamına girer. Konut, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarında yapılan harcamalarda sosyal bir hizmet iken işsiz ve kimsesizlere yardım yapılması, sosyal dayanışmanın sağlanması, sosyo-kültürel faaliyetlerin gerçekleşmesi için yapılacak altyapı yatırımları da sosyal nitelikli harcamalardır.

Nüfus artışı ve göçler, belediye önceliklerinin sosyal politikalardan ziyade temel kentsel altyapı ve hizmetlerinin karşılanmasına doğru yönelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle de sosyal hizmetler yeterince yerine getirilememiştir. Fakir, kimsesiz, engelli ve yaşlı kimselere aşevlerinde sıcak yemek, yiyecek, giyecek verilmesi biçiminde uzun süre sürdürülen sosyal yardımlar, son yıllarda hem tür, nitelik ve kapsam olarak artmıştır. Engelliler merkezleri, huzurevleri, kadın ve çocuk sığınma evleri ve merkezleri, hastane, poliklinik ve sağlık merkezlerinin kurulması ve kapsamlı meslek ve beceri kazandırma kurslarının düzenlenmesi birçok belediyenin temel hizmetleri arasına girmiştir.

Sosyal hizmetler ise, ülkenin imkânları ölçüsünde, toplumdaki yoksul ve engelli gibi dezavantajlı kesimlerin üyelerine, insan onuruna yaraşır, çevreleri ile uyumlu bir hayat sürdürebilmeleri için sağlanan, ayni veya nakdi yardımlardır. Bu yardımlar geçici veya sürekli olabilir, hibe veya ucuz kredi şeklinde de uygulanabilir. Sosyal yardımların temel amacı, yoksul kişilerin korunması yoluyla toplumsal huzurun sağlanması ve muhtemel sosyal sorunların önlenmesidir.

Belediyeler çocukların eğitimlerine katkı, yeterli beslenmeye yönelik hizmetler, sokak çocuklarının rehabilitasyonu için çalışmalar, kreş hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve sosyal-kültürel faaliyetler gerçekleştirmelidir. Gençlere dönük olarak madde bağımlılığının önlenmesi, meslek edindirme yardımı, eğitim yardımı, iş edindirme çalışmaları, gençlik merkezleri kurulması, eğlence ve spor alanları yapılması, çeşitli sosyal-kültürel faaliyetler yapmalı ayrıca gençlerin gönüllü hizmetlere katılma gücünü projelerde sıklıkla kullanmalıdır. Yaşlılara yönelik olarak ise kurum bakımı, sağlık yardımı, teknik malzeme sağlanması ve ihtiyaca yönelik mekânsal düzenlemeler, yaşlıların bir arada zaman geçirebileceği ve sosyal faaliyetler yürütebileceği mekân oluşumları, gıda, giyim, yakacak ve ulaşım hizmetlerinden yararlanmaya yönelik ayni ve nakdi yardımlar, sosyal-kültürel faaliyetleri gerçekleştirmelidir. Engelli konusunda belediyelerin yapacağı en olumlu adım kentin tüm mekânlarını, kamusal alanlarını fiziksel engellerden arındırılmasıdır. Başlangıç noktası bu olmalıdır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde tedavi ve bakım hizmetleri, teknik malzeme yardımı, gıda, giyim, yakacak ve ulaşım hizmetlerinden yararlanmaya yönelik ayni ve nakdi yardımlar, meslek ve iş edindirme kursları, çeşitli sosyal-kültürel faaliyetler diğer yerine getirmesi gereken hizmetlerdir.

11. VATANDAŞLARINA EŞİT MESAFEDE DURAN BELEDİYE VE BAŞKANI.

Adam kayırmacılık ve partizanlık anlamı taşıyabilecek her türlü davranış göreceli olarak küçük coğrafi alanlarda hizmet sunan belediyeleri ve vatandaşları adeta taraf olmaya ve kamplaşmaya doğru itmektedir. Seçim yönetim yetkisini almak için bir yöntemdir. Ancak seçim bittiği andan itibaren belediyeler ve başkanları tüm vatandaşların beklentilerini karşılamak ve hizmetleri adaletli şekilde toplumun her kesimine sunmakla yükümlüdür. Bu vatandaş açısından kamusal bir haktır. Yerel yönetimler, tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, zihinsel veya fiziksel özürlerine bakmadan eşit olarak sağlamakla yükümlüdürler. Belediye başkanlarının da samimi olarak bu geniş vizyona sahip bireyler olması beklenir.

12. AÇIK, ŞEFFAF ve KATILIMCI YÖNETİM ANLAYIŞINA SAHİP BELEDİYE ve BELEDİYE BAŞKANI

Açıklık, şeffaflık ve katılımcılık siyasi literatürde en çok kullanılan terimler arasında yerini almasına karşın uygulamada hak ettiği değere ulaşamamıştır. Belediyelerin stratejik planlama aşamasından başlayarak, faaliyetlerinin belirlenmesi ve uygulanması ve sonuçlarının kamuoyuna açıklanması sürecinde bu ülkelere uymayı olmazsa olmaz koşul kabul etmesi gerekir. Bu amaçla bütçe uygulama sonuçlarının periyodik olarak halka açıklanması, karar alma süreçlerine vatandaşları ve sivil toplum örgütlerini dâhil etmesi gerekir. Bu amaçla kent konseylerini, mahalle yönetimlerini ortak akılın işlediği yerler olarak içselleştirmesi ve fikirsel üretimlerinden faydalanması beklenir. Nitelikli insan gücünün yoğun şekilde gönüllü olarak barındığı STK ile proje bazlı işbirlikleri ile kentin niteliklerinin arttırılması ve sorunlara ortak çözümler üretilmesi konusunda samimi yaklaşım sergileyen belediye bürokrasisi ve belediye başkanlarına gereksinim vardır.

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —