NE YAPMALI/ SOKAK HAYVANLARI

Sokak hayvanları denildiğinde akla yalnızca başıboş dolaşan kediler, köpekler gelmemeli; kentin arka sokaklarında, parklarında, pazar yerlerinde, sanayi bölgelerinde yaşam uğraşı veren tüm canlılar düşünülmelidir.

Sokak hayvanları denildiğinde akla yalnızca başıboş dolaşan kediler, köpekler gelmemeli; kentin arka sokaklarında, parklarında, pazar yerlerinde, sanayi bölgelerinde yaşam uğraşı veren tüm canlılar düşünülmelidir. Onlar, insanla aynı toprağı paylaşan, aynı gökyüzüne bakan/ soluyan, aynı suya gereksinim duyan canlılardır. Yaşam hakları, barınma, beslenme, korunma, tedavi görme, özgürce var olma hakları vardır. Bu haklar, yalnızca insana özgü bir ayrıcalık değil, doğanın bütününü içine alan bir gerekliliktir. Çünkü yaşamın değeri, türler arasında ayrım yapmadan tanındığında anlam kazanır.

Sokak hayvanlarına yaşam hakkı tanımak, yalnızca onların varlığını sürdürmesi için değil, aynı zamanda toplumun kendi vicdanını diri tutması için de gereklidir. Çünkü bir kent, en savunması olanına nasıl davrandığıyla ölçülür. Açlıkla, hastalıkla, yalnızlıkla yaşamada kalma uğraşı veren hayvanlara sırt çevirmek, aslında kendi değerlerimizi yok saymaktır bir anlamda. Onlara hak tanımak, çocuklara duygudaşlığı öğretir, yetişkinlere sorumluluğu anımsatır, topluma ise ortak yaşamın güzelliğini gösterir. Bu nedenle sokak hayvanlarının korunması, bireysel özendirmenin ötesinde, ortak bir kültürün, insan olma bilincin parçasıdır. 

***

Ülkemizde sokak hayvanlarına bakış her zaman sevecenlikle sınırlı kalmıyor. Yer yer tanık olduğumuz sert davranışlar, aç bırakma, kızdırmak için yapılan taşkınlıklar onların yaşam hakkını yok sayan örnekler... 2024’te çıkarılan yasa, kamuoyunda “köpek yasası” diye anılan düzenleme sahipsiz hayvanların barınaklara toplanmasını, kimi durumlarda uyutulmasını öngörerek tartışmalara neden olmuştu. Biliyorsunuz, ardından 2025’te Bursa, Kocaeli, Hakkari, Kayseri gibi illerde zehirleme, silahla vurma, besleme yasakları gündeme gelmişti. Ayrıca İstanbul’da okul çevresinde besleme noktalarının kaldırılması halkta tepki uyandırdı. 

Bu bilinenler/ yaşananlar sokak hayvanlarına yönelik sert tutumların yalnızca bireysel hoyratlıkla sınırlı olmadığını, kimi yönetim eksiklikleriyle de beslendiğini gösteriyor. Açlıkla, hastalıkla, yalnızlıkla yaşamada kalmaya çalışan bu canlılara sırt çevirmek toplumun kendi insancıllığını eksiltmek anlamına geldiği de unutulmamalı…

***

Sokak hayvanlarına yönelen sertlik, insanın insana uyguladığı sertliğin bir yansımasıdır. Hayvana sevgisi olmayanın doğaya da insana da sevgisi olmuyor. Bir kediyi taşlayan kişi, bir köpeği açlığa terk eden kişi, bir kuşu zehirleyen kişi aynı hoyratlığı insan ilişkilerinde de sergiliyor. Kadına, çocuğa, savunmasıza karşı gerçekleşen şiddetin hangi birini sayalım ki… Çünkü sertlik sınır tanımayan bir alışkanlık; önce hayvana yöneliyor, ardından doğaya bulaşıyor, sonunda insana da ulaşıyor. Bu zincir toplumun özünü aşındırıyor. 

2024’te gündeme gelen tartışmalı düzenlemeler, 2025’te farklı illerde yaşanan zehirleme olayları, besleme yasakları, barınak savsaklamaları yalnızca hayvanların değil insanlığın da incindiğini gösterdi. Sokak hayvanlarına sevgisiz yaklaşan bir toplum kendi çocuklarına da içtenlik gösteremiyor. Onların varlığı kentlerin insancıl yüzünü tamamlayan bir ölçü niteliğinde. Bu ölçü yitirildiğinde düşünsenize yaşadığınız kenti; beton yığını değil mi? Hayvana sevgiyi korumak aslında insanı insana karşı korumak anlamını içinde taşıyor…

***

Sorumuz şu; peki, sokak hayvanları için ne yapmalı, hangi kararları almaları için nerelere başvurmalı? Öncelikle sokak hayvanlarının yaşam hakkının sözde kalmaması gerektiğini bilelim, uygulamada da güvence altına alınması gerektiklerine inanalım... Şunları sıralayabiliriz: Belediyeler barınakları güçlendirmeli, kısırlaştırma, tedavi çalışmaları düzenli yürütülmeli, beslenme noktaları çoğaltılmalı. Okullarda çocuklara hayvan sevgisi aktarılmalı, ortak yaşam bilinci kazandırılmalı. Mahallelerde gönüllü ağlar kurulmalı, halkın katılımı sağlanmalı. Basın, sanat, yazın bu bilinci canlı tutmalı, sokak hayvanlarının görünmez yaşamı görünür kılınmalı. Yasal düzenlemeler bireysel özendirme ile sınırlı kalmamalı; yönetimler sorumluluk bilinciyle hareket etmeli. 

En önemlisi; sokak hayvanlarına yönelen her sert davranışın aslında insanın insana yönelen sertliğin yansıması olduğu unutulmamalı. Hayvana sevgiyi korumak/ doğayı korumak, insanı insana karşı korumak anlamını içinde taşıyor. Kentlerin insancıl yüzü ancak bu ortak çabayla ayakta kalabilir. Böylece sokaklar yaşamın ortak soluğunu taşıyan hakça bir alana dönüşebilir, çocukların geleceğini de güvence altına alabilir… 


Oktay EROL

3.02.2026 16:38:00

YAZARLAR


CANAN AKSU GÜVEN TAZELEDİ

“KADINLAR, ERKEKLERİN HAKLARIN YALNIZCA YÜZDE 64’ÜNE SAHİP”

“ÇUKOBİRLİK BİNASI YIKILMAMALI, ADANA’NIN KENT BELLEĞİ YAŞATILMALIDIR”

“YÖK’ÜN GEREKÇELERİ GERÇEKLİKLE ÖRTÜŞMÜYOR”

“SEL VE SU BASKINLARINI “DOĞAL “ OLARAK NİTELENDİREMEYİZ”

ASKİ’DEN ADANA’DA “SU TAŞKINLARI” AÇIKLAMASI

MMO’DA DEMOKRAT MÜHENDİSLER ADAYLARINI AÇIKLADI

Düzgün COŞKUN Yazdı / ÇUKOBİRLİK'İ HASAN AMCA MI YOKSA FATMA TEYZE Mİ BATIRDI

ÇUKUROVA ÖDÜLÜ 2026 NESİN VAKFI’NIN

SEYHAN BARAJ GÖLÜ 5 YILLIĞINA KİRAYA VERİLİYOR

"DİŞİ HAYVANLAR BİLE KESİME GİDİYOR"

TEKİRDAĞ’DA GÖREVİNE BAŞLADI

BEL FITIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GİDEREK ARTIYOR!

ABDİ İPEKÇİ ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 47. YILINDA ANILDI

ÖĞRENCİLER KÖMÜRLE ISINIYOR

“GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ ZORUNLULUK”

SEYHAN'DA YAĞIŞ MAĞDURLARINA DESTEK ELİ