NE YAPMALI / YEREL BASIN

Yerel basın, bir toplumun canevi, yaşam alanlarındaki gözü, sokaktaki kulağıdır. Merkezin uzağında kalan, ana akım medyanın çok sesli gürültüsü içinde duyulmayan seslerin sığınağıdır.

Yerel basın, bir toplumun canevi, yaşam alanlarındaki gözü, sokaktaki kulağıdır. Merkezin uzağında kalan, ana akım medyanın çok sesli gürültüsü içinde duyulmayan seslerin sığınağıdır. Kentin gerçek sorunlarını; bozuk bir yolu, kirlenen bir akarsuyu, haksızlığa uğrayan bir kasabalıyı ancak yerel basın gündeme taşır. Yerel gazetecilik, yalnızca haber aktarmakla kalmaz; yaşadığı toprağa sahip çıkmayı, komşusunun hakkını savunmayı, bölgenin belleğini diri tutmayı da görev bilir. Bir kentin tarihini, kültürel dokusunu, günlük yaşam ritmini sayfalarına taşır, yurttaşlık bilincinin gelişmesinde rol oynar.

Halkın yönetime katılımını sağlayan, seçilmişlerin çalışmalarını yerinden denetleyen en etkili güçtür. Yerel gazeteci, sorunun içinde yaşayan, okurun her sabah fırında ya da durakta karşılaştığı zorluğun gözüdür/ kulağıdır. Bu yakınlık, yerel basına güven duygusunu oluştururken, bir yandan da ağır bir sorumluluk yükler. Güç odaklarına karşı kentin çıkarlarını korumak, kalemini halk için kullanmak bu mesleğin özüdür. Kentin yerel basını bağımsız değilse, orada saydamlıktan da söz edilemez...

***

Ne yazık ki ülkemizde yerel gazetecilik, çok yönlü bir kuşatmanın kıskacında yaşamda kalma kavgası veriyor. Bağımsız kalma çabası; kimi zaman doğrudan baskılarla, kimi zaman sistemin sert gücüyle, çoğu zaman da ekonomik dar boğazla engellenir. Yerel yönetimlerin ya da güçlü çıkar gruplarının kanatları altına girmeye zorlanan kalemlere, özgürce yazmanın bedeli ağır ödetilir. “İlan” gelirleri birer “ayar” aracına dönüştür, aykırı seslerin kesilmesi için sopa gibi kullanılır...

Basın ilan kurallarının katılığı, artan kağıt giderleri, dijital dönüşümün getirdiği ağır girdiler; yerel basının can suyunu her geçen gün kuruttuğu biliniyor. Bu kırılganlığı rakamlar da doğruluyor: 2023’te resmi ilan yayımlayan gazete sayısı 855 olarak belirlendi, bu yayınların %96,3’ü yerel nitelikte… Yıllık toplam tiraj 638.610.580, bu tirajın %82’si ulusal gazetelerin. Bu dağılım, yerel yayınların tiraj bakımından zayıf, ilan gelirlerine bağımlı olduğunu açıkça gösterir. Ekonomik bağımsızlığını yitiren bir gazete, zamanla kentin çığlığı olmaktan çıkıp gücün sesi durumuna gelme tehlikesiyle karşılaşır. Siyasal erk sahiplerinin hoşuna gitmeyen haberler; dava dosyalarıyla, para cezalarıyla ya da kapalı kapılar ardındaki gözdağı sistemiyle susturulmaya çalışılıyor. Bu karanlık tablo, halkın gerçek bilgiye erişimini engellerken, yerel demokrasinin köklerini de derinden sarsıyor.

***

Bu karanlık tablonun ardında, yalnızca yerel basının büyüyen girdileri yok; geçim derdi var, çocukları var, dinlenmesi var, sevdikleriyle söyleşmesi var, dahası da var! Yerel gazeteci de her yurttaş gibi evine ekmek götürmek, okula giden çocuğunun geleceğini kurmak, mesleğini yarınlara taşımak ister... Geçim sıkıntısı ile halkın gözü/ kulağı olmak arasına sıkıştırılmak, bu mesleğin en ağır sınavıdır. Ekonomik baskıların bir kırbaç gibi kullanıldığı ortamda, gazeteci nasıl bağımsız kalabilecek, nasıl halkın aydınlanmasına katkı sağlayacak; bilen var mı?

Halkın gözü kulağı olmak; sofradaki ekmeği yitirme kuşkusuyla eş değer duruma geliyorsa, burada büyük bir canevi yarası açılıyor demektir. Yerel habercilik yapan kişi, yarınını göremez duruma geldiğinde/ önüne kalın duvarlar konulduğunda yazdığı her satırda, attığı her başlıkta bu kaygının ağırlığını taşır. Mesleğini bir gelecek güvencesi olarak göremeyen, emeğinin karşılığını alamayan bir kalem, zamanla yorulur, sessizliğe gömülür. Gazetecinin yaşadığı bu derin çıkmaz, aslında kentin bütününe yansıyan bir tıkanıklığın resmi olarak yaşama yansır…

***

Peki, bu tıkanıklığı aşmak için ne yapmalı? Öncelikle iktidarın "tasarruf genelgesi" adı altında uygulamaya koyduğu kısıtlamaların, aslında yerel basını susturma girişimi olduğu açıkça görülmelidir. Kamunun haber alma hakkı kıskaca alınamaz; bu tür yasalar yerel demokrasinin soluk borusunu kesmek demektir. Kentin yerel yönetimleri, dernekleri, sivil toplum kuruluşları yerel basını birer reklam panosu değil, denetleyici bir güç olarak benimseme ödevini üstlenmelidir. Belediyeler, saydamlık adına meclis kararlarını, ihalelerini, kenti ilgilendiren her adımı yerel gazeteler aracılığıyla halka duyurmayı bir zorunluluk saymalıdır.

Gazeteci, yaşamını onuruyla sürdürebilecek düzenli gelire kavuşmalı, yerel yönetimlerin sadakasına değil, yasalarla güvence altına alınmış halkın desteğine yaslanmalıdır. Güvenceli bir iş, hakça ücret, sansürsüz çalışma ortamı sağlanmadan kentin belleğini diri tutmak olanak dışı kalabileceği gibi bağımsız olma istenci de yıkılır. Ekonomik destek mekanizmaları, düşük faizli kredi, kooperatif modelleri, yerel abonelik özendirmeleriyle gelir çeşitliliği sağlanmalı; planlı dijital geçiş için eğitim, teknik altyapı, ortak reklam ağları yaşama geçirilmelidir. Demokrasi, ancak yerel basının özgür sesiyle soluk alabilir. 


Oktay EROL

29.01.2026 22:26:00

YAZARLAR


İfral TURGUT Yazdı / NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ

ADANA’DA YÜRÜYÜŞ GÜZERGÂHI TOPLANTI ALANLARI AÇIKLANDI

“KAÇAK YAPILAŞMAYA GÖZ YUMMAYACAĞIZ”

Düzgün COŞKUN Yazdı/ "BİZLER ELOĞLU DEĞİL, ÜLKENİN ÖZ EVLADIYIZ"

Nurettin ÇELMEOĞLU Yazdı/ ADANA’YA BÖYLESİ BİR ZARAR REVA OLUR MU?

OYA TEKİN 9 AY SONRA SAVUNMASINI YAPTI

SİLİVRİ'DE TUTUKLU ZEYDAN KARALAR SAVUNMASINDA NELER DEDİ?

BEL FITIĞI 20’Lİ YAŞLARDA GİDEREK ARTIYOR!

KARALAR’A DESTEK İÇİN SİLİVRİ’DE BULUŞTULAR

“ŞAP HASTALIĞI HAYVANCILIĞI VURUYOR!”

“SİBERKONDRİ SAĞLIK KAYGILARINI KÖRÜKLÜYOR”

“ÜRETİCİLERİMİZİN YÜZÜ GÜLMELİ”

TUTUKLANDIKTAN SONRA İLK KEZ

ÇEKÜL’DEN BİR YILDA 116 BİN FİDAN

İBB EMEKLİ PAZAR DESTEĞİ BAŞVURULARI BAŞLADI

ERİŞKİNLERDE BU 6 AŞIYA DİKKAT!

ASKİ’NİN FİLOSUNA 13 YENİ ARAÇ