O, BİLİNCİ TAŞIMADAN KENTTE YAŞAMAK

Adana'nın gözdesi Atatürk Parkı, Seyhan Merkez Park, Doğal Park, Hayal Park, Şehitler Parkı, adını sayamadığım daha onlarca park kentte nefes aldırıyor

Kentte yaşamak kent bilincini taşımak anlamına gelmiyor. Bunun böyle olmadığını her gün yaşayarak görüyoruz. Adana'da irili ufaklı park bahçe ve dinlenme alanlarına bakınız çevrenin ne kadar kirletildiğini göreceksiniz. Özellikle yaz aylarında kavurucu sıcaklardan korunmak için insanlar parklara akın ediyor. Ağaçların gölgesinde nefes almaya çalışıyor. 

***

Dar ve sabit gelirli insanlar ne denize ne de yaylalara gidebiliyor. Sığınabildikleri yerler ancak park ve mesire yerleridir. Hafta sonu nüfusun büyük çoğunluğu Menderes Bulvarı'nda soluğu alıyor. Toprak atsanız yere değmez. Ama nedendir bilinmez yenilen, içilen, tüketilen ne varsa birkaç metre uzaktaki Konteynırlere değil oturdukları kamelyalarda bırakıp gidiyorlar. Geride koca çöp yığınları kalıyor. Bu çöpler birkaç saat içinde çevreye pis kokular yaymaya başlıyor. 

***

Kimseye "Yahu arkadaş sen evinde yiyip içerken çöpü ortalıkta bırakıyor musun ki burayı kirletip gidiyorsun"? diyemiyorsun. Çünkü insanlar pimi çekilmiş bomba misali ne zaman patlayacak belirsiz. Aynı kirlilik şehrin çeşitli semtlerdeki parklarda da görmek oldukça can sıkıcı. 

***

Adana'nın gözdesi Atatürk Parkı, Seyhan Merkez Park, Doğal Park, Hayal Park, Şehitler Parkı, adını sayamadığım daha onlarca park kentte nefes aldırıyor. Adana'nın oksijen deposu. Yaz aylarında denize ve yaylalara gidemeyen aileler sözkonusu mesire yerlerini tercih ediyor. Ancak buldukları gibi temiz birakip gitmiyorlar nedense!

***

Neden bu kadar duyarsız ve kent bilincinden yoksun olduklarına bir anlam veremiyorum. Sabah temizlenen parklar akşam saatlerinde oturulamaz halde kirletiliyor. İnsanlar yiyip içtikleri olduğu gibi bırakıp çekip gidiyor. Ortada çöp yığınları oluşuyor. Oysa birkaç metre ötede çöp konteynerleri boş duruyor. Lütfedip çöpünü poşetlere doldurup konteynerlere atmaya eriniyorlar.

***

Kentlilik bilincine sahip olmak, aynı zamanda kentine sahip çıkmak ve kent adına sorumlulukları ortaklaşa paylaşmak anlamına geldiğini idrak etmiyorlar. Kaldi ki kentin geleceğinde rol üstlenmek ve söz sahibi olmak, her bireyden beklenen bir davranıs olsa gerek. Burada bilinçli olmanın önemi ortaya çıkıyor. Tabii ki her insandan bu bilinç beklenir ama!

***

Ama dedim çünkü burada sözkonusu Kentlilik bilincidir. Kentte yaşayan bireylerin kente özgü davranışlar sergilemeleri, birer kentli ve paydaş olduklarının farkında olmaları ve buna uygun davranmalarını zorunlu kılar. Nedense bu bilincin toplumda yeterince gelismedigi rahatlıkla gözlemlenebiliniyor. Bu sadece Adana'ya mı mahsus? Hiç sanmıyorum. 

***

Nitekim, kent bilincine sahip olmak neden bu kadar zor. İnsanlar niçin oturduğu yeri kirli bırakıyor? Neden temizliğe gereken özeni göstermiyor? Oturduğu kamelya ya da ağacın altında kendilerinden sonra başkalarının gelip oturacağını neden düşünmüyor, düşünmek istemiyor? Tabii ki çok duyarlı davrananlar da yok değil. Bu insanların hakları inkar edilemez doğal olarak. Bu davranış diğerlerine (çevreyi kirletip arkalarına bakmadan gidenlere) örnek olabilse. 

***

İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanlarindan merhum Prof. Dr. Doğan Kuban, "Kentli olmak, kente her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez. Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir " sözünü boşuna söylememiştir. Bu değerli bilim insanını saygı özlem ve rahmetle anıyorum. 

***

Bu gidişatla nasıl Avrupa ülkeleriyle yarışabileceğiz? Nasıl Avrupalı olacağız veya Avrupalılar gibi davranabileceğiz? Öyle görünüyor ki, eğer çevre bilinci geniş halk kitlelerine aşılanmazsa, çevre ve iklim değişikliği dersi ilkokullarda etkinlik şeklinde okutulmazsa bu gidişatla Avrupalı olmak ya da Avrupa seviyesine ulaşmak hayalden öteye geçemez.


Düzgün COŞKUN

13.08.2024 18:54:00

YAZARLAR


KARAMIK’TAN "KABELLA TATLI” ZİYARETİ

KARATAŞLI BALIKÇI VE ÇİFTÇİLERİN SORUNLARINI DİNLEDİ

HABERAL’DAN ZEYDAN KARALAR’A ZİYARET

BOŞ KOLTUK!

Aydın SİHAY YAzdı / Bir ''EYLÜL HİKAYESİ''

Nazım ALPMAN Yazdı/ OLMAYAN OLAYLARIN YAZILMAYAN TARİHİ!

Düzgün COŞKUN Yazdı/ HAYDİ, DÜNYA, ADANA SOKAK KARNAVALINA

İSTANBUL'DA AÇIK VE GELECEK OLAN SERGİLER

CHP SEYHAN İLÇE ÖRGÜTÜNDEN ÇGC’Yİ ZİYARET

CHP'Lİ ATABAY: “ENGELLİLER İÇİN ARAÇ BİR LÜKS DEĞİLDİR”

25. DEVLET TİYATROLARI SABANCI ULUSLARARASI TİYATRO FESTİVALİ BAŞLIYOR!

ADANA’DA PERDE AÇILIYOR

ÇUFAŞ GENEL KURULU YAPILDI

GÜBRE FİYATLARINDA YÜZDE 40’LARA VARAN ARTIŞ

LEYLA ALATON, ADANA’DA KADIN LİDERLİĞİ VE GİRİŞİMCİLİĞİ ANLATTI

ANNE VE BABASINA ÖZGÜRLÜK İSTEDİ

CEYHAN'DA MANAVLARA DENETİM