PLATON’UN MAĞARASI

Platon’un Devlet isimli eserinde bir mağara alegorisi vardır. Bir mağaraya zincirlenmiş üç insandan yalnızca mağara duvarını ve birbirlerini görebilirler. Doğuştan beri bu halde olan bu insanlar ancak duvarda mağara girişinden yansıyan gölgeleri ve yankı yapan sesleri duyabilirler.

Platon’un Devlet isimli eserinde bir mağara alegorisi vardır. Bir mağaraya zincirlenmiş üç insandan yalnızca mağara duvarını ve birbirlerini görebilirler. Doğuştan beri bu halde olan bu insanlar ancak duvarda mağara girişinden yansıyan gölgeleri ve yankı yapan sesleri duyabilirler. Yani gerçeklik, onlar için yalnızca gölgeler ve yankı seslerdir.

Bir gün bunlardan biri zincirini çözer ve kendini mağaranın dışına atar. Yoğun ışık yüzünden önce geçici körlük yaşar. Sonra gözü ışığa alışır ve aslında gördükleri şeylerin yalnızca birer gölgeden ve duydukları seslerin yalnızca yankılardan ibaret olduğunu anlar. Bir akarsu kenarına gidince sudaki yansımasını ve gölgesini görmesi ise her şeyi anlamasını sağlar.

Büyük bir hevesle mağaraya dönüp, gördüklerini anlattığı zaman ise arkadaşları tarafından deli olmakla suçlanır. Onları kurtarmak istediğinde zincirli iki insan onun gibi delirmek istemediklerini söyleyerek mağarada kalmayı sürdürürler. Hatta zincirlerinden kurtulmuş olana saldırırlar bile. Ne kadar anlatırsa anlatsın zincire vurulmuş iki insan bu durumu anlayamaz ve hayatlarını orada sürmeye devam ederler. Mutludurlar.

Bunlar, karanlığa mahkûm oldukları için değil, karanlığı benimsedikleri için zincirlidir. Duvara vuran gölgeler onlar için yalnızca bir görüntü değil, bir düzen, bir alışkanlık, hatta bir güven alanıdır. Çünkü gölgeler değişmez; sorgulamaz, itiraz etmez, rahatsız etmez. İnsan çoğu zaman gerçeği değil, gerçeğin zahmetsiz olanını tercih eder.

Mağara, dışarıdan bakıldığında bir esaret mekânıdır. Ama içeriden bakıldığında düzenlidir. Herkes yerini bilir, herkes aynı şeye bakar, herkes aynı şeyi doğru kabul eder. Bu yüzden zincirler onlara yük değildir. Taşıdıkları yükle yaşamayı öğrenmişlerdir.

Günümüzün insanı da çok farklı değildir. Mağara artık kayadan oyulmuş bir boşluk değildir; ekranlarla çevrili bir alan, sloganlarla örülmüş bir dil Bugünün, hazır cevaplarla doldurulmuş bir zihin hâline gelmiştir. Gölgeler hâlâ vardır; sadece daha renklidir, daha hızlı akar ve daha ikna edicidir. Gerçek, yine arkadadır ama bu kez arkasını dönmek için cesaret değil, yalnızlığı göze almak gerekir.

Işığa kavuşan insan, önce görmez olur. Bildiklerini kaybeder, emin olduğu şeyler dağılır. Bu yüzden geri dönmek ister. Çünkü insan, yanıldığını kabul etmektense yanılgısıyla barışmayı daha kolay bulur.

Asıl trajedi de burada başlar. Mağaradan çıkan kişi geri döndüğünde, anlattıkları anlaşılmaz. Çünkü mağarada yaşayanlar için gerçek değil, düzen önemlidir. Gerçeğin  gelişi düzeni bozar. Bu yüzden aydınlanan insan, bilge olarak değil; huzursuz edici biri olarak görülür. Alaya alınır, dışlanır, gerekirse susturulur.  

Günümüzde mağaradan çıkmak hâlâ mümkündür ama bedeli ağırdır. Soru sormak, tarafsız kalmak, ezbere itiraz etmek insanı yalnızlaştırır. Oysa mağarada kalmak, kalabalıkla birlikte düşünmeyi garanti eder. Kalabalık her zaman haklı değildir ama her zaman güçlüdür. İnsan çoğu zaman gerçeği değil, çoğunluğu seçer.

Sorun karanlıkta olmak değil, karanlığı ev sanmaktır. Zincirler kırılabilir ama önce zincir olduğunu kabul etmek gerekir. Ve belki de en zor olan budur. Çünkü bazı insanlar için mağara bir hapishane değil, bir sığınaktır.

Bu yüzden herkes mağaradan çıkmak istemez. Çünkü ışık yalnızca göstermez, aynı zamanda sorumluluk yükler. Gerçeği görmek, artık eskisi gibi yaşayamamak demektir ve bazıları için bu, gölgelerle yaşamaktan daha korkutucudur.

 


İfral TURGUT

7.02.2026 18:03:00

YAZARLAR


Düzgün COŞKUN Yazdı/ ADANA "KAN" KAYBEDİYOR!

TGC MEDYADA ETİK İZLEME BÜLTENİ’Nİ YAYINLADI

TGC: DEPREMDE KAYBETTİĞİMİZ MESLEKTAŞLARIMIZ İLE YURTTAŞLARIMIZI SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ

Ergül HALİSÇELİK Yazdı / KARTTAN KONUTA BORÇ KISKACI: TÜRKİYE'DE GEÇİM ARTIK KREDİLİ

VALİ YAVUZ’DAN DEPREM PAYLAŞIMI

LÜTFİ SAVAŞ’TAN ZEYDAN KARALAR PAYLAŞIMI

GÜRSEL TEKİN’DEN ZEYDAN KARALAR PAYLAŞIMI

AK PARTİLİ TAYYAR: TAHLİYE DOĞRU VE YERİNDE BİR KARAR

SİLİVRİ’DEN ÇIKTI, ADANA’YA GELDİ, DEPREM ANMA ETKİNLİĞİNE KATILDI

“TÜRKİYE, KANSERİN ERKEN TANI VE TEDAVİSİNDE GÜÇLÜ BİR NOKTAYA ULAŞTI”

Düzgün COŞKUN Yazdı/ TARİHSEL DEĞERİNE SAHİP ÇIK ADANA!

ZEYDAN KARALAR CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Nazım ALPMAN Yazdı/ HAPİSHANELER LİGİNDE AVRUPA ŞAMPİYONU!

ADANA’DA YAŞAR KEMAL GÜNLERİ

"KASIM GÜLEK’ KÖPRÜSÜNDE YIKIM BAŞLIYOR

FATIH ERAY:  “DERTLIYIM”

ULUSLARARASI GASTRONOMİ FİLM FESTİVALİ HEYECANI