YANLIŞI HATTA YALANI ALKIŞLAMAK

Dinleyenlerden biri artık dayanamamış ve patlamış: "Yahu bunun neresini düzelteyim? Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil, koç."

Her söylediğine inanıldığına inanan, kanaat önderi biri “Kurban”ı anlatıyor. Dinleyenler saf ama o aptal yerine koyuyor. Diyor ki, Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a dua etmiş ve ’Yarabbim bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim.’ Dua tutmuş; Davut, kızının adını Ayşe koymuş. Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği gün gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş ve “Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et,” demiş. 

Dinleyenlerden biri artık dayanamamış ve patlamış: "Yahu bunun neresini düzelteyim? Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil, koç."

Sözü Devlet Bahçeli‘ye getireceğim. Demiş ki, "Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor. Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor. Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor. Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?"

Ben bunun neresini düzelteyim,” demeyeceğim. Zaten düzeltmeye de niyetim yok. Çünkü konu sosyal medyada yeteri kadar konuşuldu, millet Bahçeli ile yeteri kadar dalgasını geçti. Bu onun yumurtladığı ilk hikmet değil ki. Ama şuuraltında bazı isimler o kadar baskın ki, ona düşündüğünü değil, görevlendiren isimleri söyletiyor. Bazı siyasiler ne çok şey bildiğini anlatmak için bilgiçlik taslarlar. Olağandır. Uluslararası Türk Dil Kurultayı’nda, “Size Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiirini okuyacağım,” deyip Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Sanat” isimli şiirini okuyanlar da olmuştu.

Benim derdim o değil. Üzüldüğüm ve içimi yakan şey, Bahçeli’nin grupta yaptığı bu konuşmayı, bütün grubun bir hayranlık ve huşu içinde alkışlaması. Nedir bu grubun ruh hali? Nedir bu körü körünü itaat ve yalakalık?

Meclisin genel kalibresi zaten belli. Göreve başlarken namusu ve şerefi üzerine yemin eden ama  meclis toplantılarına katılmadığı halde, katılmış gibi sahte “pusula”  gönderen milletvekilin namus ve şerefi zaten söz konusu değildir. Ben bu ahlak ve ruh halini gerçekten merak ediyorum.    

Yanlışı hatta yalanı bile bile alkışlayan ruh hâlinin merkezinde mutlaka sadakat ihtiyacı vardır. Liderin söylediği sözün doğru olup olmaması her zaman ikinci plandadır. Önemli  olan “bizden biri” tarafından söylenmiş olması. Burada alkış, söylenen cümleye değil, konuşanadır. Doğruyu alkışlamak riskli, yanlışı alkışlamak ise güvenlidir.

 

Muktedirlerin çevresinde oluşan kalabalıklarda yerleşik bir psikoloji vardır: Güç hata yapmaz. Yaparsa da, “Biz anlamadık ama vardır bir hikmeti,” denir. Yanlışı fark etmek, fark ettiğini söylemek cesaret ister, alkışlamak ise konfor sağlar. Kültürel zemin hiç önemi değildir.

Alkış artık beğeni değil,  itaatin simgesi oldu. Ne söylendiği değil, söylendiği anda nerede durulduğu önemli hale geldi. Bu yüzden yanlış da, yalan da alkışlanıyor. Çünkü  alkış: artık bilgiyi değil, estetiği değil, gerçeği değil, tarafı ilan ediyor ve tarafının bilinmesi kimliksiz, kişiliksizler için çok önemlidir.

Yanlışı alkışlayan ruh hâli, cehaletten çok teslimiyetin ifadesidir ve en tehlikelisi de bir süre sonra yanlışın alkışlanmaması ama alkışın hala beklenmesi ve talep edilmesidir. Ama bir gün alkışlar kesildiğinde, geriye sadece yanlışlar kalır.

ONU DA ARTIK YANLIŞIN VE YALANIN SAHİBİ DÜŞÜNSÜN


 

 


İfral TURGUT

23.01.2026 17:12:00

YAZARLAR


“HALKIN VİCDANI OLAN UĞUR MUMCU’YU SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ”

Düzgün COŞKUN Yazdı/BENCİLLİK AVUKAT BEY’E YAKIŞMADI

ADANA'DA BİR FESTİVAL

BU AĞRI, YEMEYİ VE KONUŞMAYI ÖNLÜYOR!

TEMA VAKFI KURUCULARINI ANDI

CEYHAN’DA ZİNCİR MARKETLERE DENETİM

Hilal ULUDAĞ Yazdı/ İŞTE HAYAT BİR RASATHANE

Ergül HALİSÇELİK Yazdı / ZENGİNLERİN İKTİDARI, YOKSULLARIN YÜKÜ: OLİGARŞİ ÇAĞINDA DEMOKRASİ MÜMKÜN MÜ?

Nazım ALPMAN Yazdı/ÇAĞLAYAN ADALETİ!

Adnan GÜMÜŞ Yazdı/ MEB’İN SORULARA VERDİĞİ YANITLARA KAÇ PUAN VERİRDİNİZ?

HALK MARKETLERİN AÇILMASI BEKLENİYOR

CHP DÖNEMİNDE YAPTIĞI ORTAYA ÇIKTI

BURSA’DAKİ GÖREVİNDEN İSTİFA ETTİ

AĞIZ DİŞ SAĞLIĞINDA TÜRKİYE, GÜÇLÜ BİR MERKEZ

BULUT: EKONOMİK KRİZ VATANDAŞIN RUH SAĞLIĞINI DA ÇÖKERTTİ

TGC, GAZETECİLERE “YEŞİL PASAPORT” İSTEDİ

BİR TIKLA BAŞLIYOR, HAYATLARI DAĞITIYOR!