MİSAFİR ODASI-TANRI MİSAFİRİ-HELP YOURSELF - Adana UlusAdana Ulus

19 Eylül 2021 - 05:28
izmir escort

MİSAFİR ODASI-TANRI MİSAFİRİ-HELP YOURSELF

MİSAFİR ODASI-TANRI MİSAFİRİ-HELP YOURSELF
Son Güncelleme :

30 Nisan 2020 - 1:47

Eskiden misafir odalarımız vardı bizim. Evin en şık, en temiz odası. Her zaman, her an misafir gelecek gibi hazırlanırdı. Misafirin yattığı odaydı o. Kimse girmezdi oraya. Misafir olmasa bile, “Nasıl olsa kimse yok, ben burada yatayım,” diyemezdi, aynı odayı paylaşan iki kardeşten biri. Zaten annelerimiz kilitli tutardı o odayı

Ama misafir de olurdu zaten. Pek de boş kalmazdı o oda. Uzaktan bir akrabamız, bir dostumuz, bir arkadaşımız gelirdi mutlaka. Hatta onlar gelmese bile, bir Tanrı Misafirimiz mutlaka olurdu. Davetsiz gelen, uğur getirdiğine inanılıp, hoş tutulan kişiydi Tanrı Misafiri. Tanıdık biri olmayabilirdi o. Ama evinden uzakta, o gün evine ulaşması da mümkün olmayan, kalacak yeri de bulunmayan biriydi, Tanrı Misafiri. Ya kapıyı kendiliğinden çalar, ya da öyle biri olduğu hissedilince davet edilen, hatta, sende kalsın, ben de kalsın diye babalarımızın paylaşamadığı kişiydi

Korkmaz, kuşkulanmazdık yabancılardan. Kapı kilitlemek çok ayıptı benim kasabamda. Sanki komşulardan kuşkulanıyormuş gibi olur, utanırdık.

Misafir geldiği zaman evin hali bir başka olurdu. Değerli olduğumuzu hissederdik o gece. Hangi saatte gelirse gelsin, mutlaka yemek çıkarılırdı misafire. Yemek mutlaka rutin dışı olmalı, en güzel yemek takımları, en güzel servis eşyaları çıkarılmalıydı. Zaten onlar misafirindi. Ama mutlaka tüm aile ile beraber yenirdi o yemek. Genellikle misafire sıcak bir ortamda olduğunu hissettirmek için, birkaç da komşu çağrılırdı o yemeğe.

Bazen şaşırırdı misafir ne yapacağını. Amerikalı bir öğretmenimle bir yemeğe davetliydik. Davet sahibi de sınıf arkadaşım. Amerikalı, ”Bana yardım eder misin lütfen. Ben bir Türkün evinde nasıl davranacağımı bilemiyorum. Eğer tabağımdaki yemeği bitirirsem, ‘Çok sevdin, bir tabak daha vereyim,’ eğer bitirmezsem, ‘Bunu sevmedin galiba, başka bir şey vereyim,’ diyorlar. Ben ne yapmalıyım,” diye sormuştu. Yani biz misafirimize asla, “Help yourself,” demezdik. Gözü gönlü tok, yardımsever millettik. İşte öyleydik biz.

Sonra “Sultan Ahmet’te dilenip, Ayasofya’da sadaka vermek” diye bir kavram çıktı. Vıcık vıcık gösteriş, riyakarlık, çıkarcılık, aptallık kokan. Ayasofya’da başını kaldıran senin Sultan Ahmet’te dilendiğini görür, zatenKime fiyaka yapıyorsun ki? Sultan Ahmet’le Ayasofya arası, Türkiye ile Amerika arası kadar olsa neyse. Git Amerika’da sadakanı ver, sonra da istediğin gibi böbürlen, hava at. Gerçi dünyanın bir cep telefonuna sığdığı çağda bütün dünya senin sadaka verirken, sadakaya asıl muhtaç olanın sen olduğunu bilir ya… Neyse…

Hele bir de, kendi çoluk çocuğun açlıktan kıvranırken, sırf şov için dünyanın55 ülkesine yardım gönderip, kendi halkına, “HELP YOURSELF, İF YOU CAN,” dersen, sadece fiyakacı, şovman değil, kötü bir adam olduğun da ortaya çıkar.

FAZLA UZATMADAN,

AVUSTURYALI BESTECİ, ORKESTRA ŞEFİ, FİLOZOF GUSTAV MAHLER’İN BİR SÖZÜYLE BİTİREYİM:

  • GELENEK, KÜLLERE TAPMAK DEĞİL, ATEŞİ KORUMAKTIR.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

was ist sperrmüll

Mersin escort Akdeniz escort Anamur escort Aydıncık escort Bozyazı escort Erdemli escort Gülnar escort Kızkalesi escort Mut escort Silifki escort Tarsus escort Toroslar escort Yenişehir escort call girls abu dhabi berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri link

takipçi satın al