rolex replica watches was captivated with the watchmaking arena paintings .

MUHALEFETİN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLA... - Adana UlusAdana Ulus

18 Ocak 2022 - 13:31

MUHALEFETİN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLA…

MUHALEFETİN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLA…
Son Güncelleme :

06 Aralık 2021 - 13:23

Her şeyin sorumlusu olarak Erdoğan ve tek adam rejiminin gösterildiği ülkemizde, aklım hep farazi senaryolara kayıyor.

Başta ekonomi olmak üzere bürokraside ‘liyakatlı’ kadroların yeniden iş başına getirilerek, mesela Merkez Bankası gibi kuruluşların ‘bağımsızlıklarının’ yeniden kazandığını, piyasalarla ve yatırımcılarla kör dövüşünün sona erdiğini, bu sayede 2-3 yıllık bir sürenin sonunda yabancı yatırımcının geri döndüğünü, dolar kurunun yumuşadığını, hatta belki de sonrasında demokratik bir anayasayla yeniden parlamenter sisteme dönüldüğünü düşünelim. Vaatler bu yönde.

Ancak biliyoruz ki, sistemin doğası gereği Türkiye, sıcak para ve cari açıkla büyümek ve bu modelin tıkandığı noktada krize girmek dışında bir ekonomik politika üretemiyor. Bu senaryo gerçekleşse, yani tek adam rejimi sona erip 2007 model (CHP, İYİP ve HDP’nin övgüler düzdüğü) Türkiye’ye dönülse, aslında Türkiye’nin bu eski ekonomik çıkmaz sokağına da geri dönmüş olacağız. Her şeyin suçunu Erdoğan’a atanları dinlerken, acaba bu noktaya geri döndüğümüzde, yine de ortaya çıkacak krizde bu sefer suçu kime atacaklar, samimiyetle merak ediyorum.

Aynı senaryoyu, aynı aktörlerle çeken ama her defasında da yılın filmi diye pazarlayarak izlememizi isteyen kötü yönetmenler gibiler. Bu film (sistem değil, yöneticiler kötü!) son 40 yılda en az 4-5 kez vizyona sokuldu! ANAP, DYP, DSP, SHP’nin ortak olduğu tüm hükümetler (Bu sıralamada MHP’de var ama MHP’yi sadece bir siyasi parti olarak görmeyelim) bu politikaları savunup, ortaya çıkan krizi de acı reçete adıyla halkın sırtına yükleyip sahneden indiler. ( DSP-ANAP ve MHP koalisyonunun uyguladığı IMF destekli hükümetin ilk seçimlerde hezimeti yaşadığı gibi)

Bu itibarla, krizlerinin tasfiye ettiği siyasi partileri yöneten siyasetçilerin, bu kez de millet ittifakı partileriyle cisimleştirilerek halka seçenek olarak sunulup, ‘suçlu Erdoğan’ diyerek krizleri üretenin sistem değil, ‘tek adam rejimi’ demelerine inanmamızı istemeleri, adeta eşeğini boyayıp, babasına satan Kayserili fıkrasından bir sahne gibi.

Yeni filmin adı, Millet ittifakı sözcülerinin, sürekli olarak süper yetkili ancak geçici ve siyaset üstü cumhurbaşkanı, milli mutabakat hükümeti, parlamenter sisteme dönüş gibi siyasi sorumluluktan kaçan mesajlarına bakacak olursak, acı reçeteyi halkın sırtına yükleyecek, ancak, kendilerinin siyasi bedel de ödemeyeceği bir teknokrat Cumhurbaşkanı/hükümeti, senaryo/tasarımlarına dayanıyor olabilir.

Zira neoliberalizmin klasiğidir: kâr özel sektöre, risk halka aittir. Alınan borçlar şirketlerin kârlarını şişirmeye yarar, borç ödeme zamanı geldiğinde faturayı vatandaş öder. Örneklerini daha önce de yaşadık, kalıcı bir çözüm olmadığını da biliyoruz. Neden kalıcı bir çözüm olamayacağını etraflıca anlatmak üzere 3 haftadır bu yazı dizisini yazıyorum. Devam edelim:

***

Ülkede herkes sürekli olarak üretim ekonomisine geçmekten bahsediyor. Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun zamandır faiz lobisinin, sıcak paranın ve finansal manipülasyonun esaretinden kurtulma ve ekonomik kurtuluş savaşı retoriğini kullanıyor. Bugünlerde iktidar cenahı, düşük faiz sonucu yükselen kurun üretimi ve ihracatı arttıracağı savunmasına sarılmış durumda.

Bunun içinde bulunduğumuz şartlarda sorunu çözmekten ziyade acıyı hafifletmeye dönük bir ilaç olduğu çok açık.
Bunun yanında iktidarın gerçekten böyle bir niyeti olduğuna dair bir emare de yok. Zira meşhur yapısal reformlardan bir demet yapmadan üretim ve ihracatı arttırmak mümkün değil, böyle bir reforma da iktidarın niyeti var gibi görünmüyor. En basitinden, gıda güvenliğini kaybetmiş, ithalatçıların ve uluslararası gıda şirketlerinin kafalarına göre at koşturduğu günümüz Türkiye’sinde, artan gıda fiyatlarının çözümünü hala daha fazla ithalat yapmakta görmeleri bunun en büyük göstergesi. Dolayısıyla iktidardan gelen bu savunmanın günü kurtarmaya ve tabanı ikna etmeye yönelik bir retorikten fazlası olmadığı açık.

Öte yandan, muhalefet cephesi de sürekli üretim ekonomisine geçmekten bahsediyor. İktidara inanan zaten pek kalmadı da, muhalefete inanan ve umut bağlayan çok kişi olduğu için bu vaadin derinlikli olarak tartışılması gerekiyor.

Çok açık bir şekilde sormak isterim: Neoliberal ekonomik sisteme sarsılmaz bir inancı olan muhalefet, bu sistem içerisinde Türkiye’yi üretim ekonomisine nasıl geçirecek? Cevabını da çok açık bir şekilde vermek isterim: Mümkün değil.

Millet İttifakı’nın lokomotifi konumundaki CHP, neoliberal ekonomik teoriyle yollarını ayırmadan Türkiye’yi bir gıdım ileri götüremez, yukarıda bahsettiğim cari açıkla büyüme-kriz-acı reçete döngüsünde dönüp durmaya devam ederiz. Peki neden?

Son üç haftadır dünyada kapitalizmin geldiği noktayı, tüm dünya ekonomilerinde özel sektörün ne pahasına olursa olsun kısa vadede maksimum kârı elde etme amacıyla geçirdiği evrimi anlatıyorum.

Bu dizinin ilk yazısında, neoliberalizmin yalnızca solun değil, kapitalizmin dahi en büyük problemi haline geldiği ifadesini kullandım. Bunun sebebi, sermayenin ve özel sektörün, tüm dünyada, sadece pek değer vermedikleri çevreye ve insanlara değil, kendilerine ve ülkelerinin ekonomilerine de zarar vermeye başlamaları.

Serbest piyasanın her halükarda önünün açılması gerektiğini savunanların en büyük argümanı, devlet piyasaların önüne engel koymadığı takdirde işinin ehli olan özel sektör tarafından verimli yatırımlar yapılacağı, ekonominin verimli bir şekilde büyüyeceği, lokomotifi özel sektör olan bir kalkınmanın sürdürülebilir olabileceği ve istihdamın artacağı yönünde.

Oysa gerçeklere bakıldığı zaman, neoliberal dönemde gelişmiş ülkelerde ticari yatırım ve sermaye harcamaları 1980’li yıllardan beri düzenli olarak azalmaktadır. Özel sektör tarafından ekonomiye yapılan yatırım rakamlarına özellikle şirket kârlarının sürekli arttığı da göz önüne alınarak bakılırsa, şirketlerin ve sermayedarların kazandıkları parayı ekonomiye geri yatırmadığı çok net bir şekilde görülebiliyor.

Bunun yanında, neoliberal çağda (İngiltere ve ABD’de 1980’den beri) ekonomik büyüme önceki on yıllara göre belirgin şekilde daha yavaş olmuştur; ancak zenginler için değil tabii ki. 60 yıllık düşüşün ardından bu dönemde sendikaların yıkılması, vergi indirimleri, artan kiralar, özelleştirme ve piyasaların ‘kuralsızlaştırılması’ nedeniyle hem gelir hem de servet dağılımındaki eşitsizlik de hızla yükseldi.

Peki devleti özel sektörün yakasından düşürmek ve sermayenin istediği gibi at koşturmasına izin vermek, özel sektörde daha fazla girişimci yatırıma yol açmıyorsa, o zaman bunun ne anlamı var? İşte neoliberal ekonomi politikası araç setinin tamamı, son yıllarda artan ticari yatırım yaratmadaki başarısızlığı nedeniyle gelişmiş ülkelerde gözden düşmüştür.

Özellikle 2008 yılındaki finansal krizle birlikte başlayan parasal genişleme sürecinin yatırımlarda bir artış gerçekleştirememesi, aksine tüm dünyada olağanüstü bir varlık fiyatları enflasyonuna yol açması, bu gerçeği tüm dünyanın gözüne soktu ve politika yapıcıları neoliberalizmin alternatiflerini aramaya yöneltti.

Bu arada ne o meşhur ekonomik büyümelerden ve gayrı safi milli hasıla artışlarından elde edilen gelirler, ne gevşek rekabet kanunlarından dolayı artan tekel rantları, ne sendikasızlaştırmadan kaynaklanan işgücü maliyeti tasarrufları, ne şirketlere ve sermayeye sunulan vergi avantajları, bunların hiçbirisi hiçbir zaman yerel ekonomiye, girişimci faaliyete, sermaye harcamalarına yeniden yatırılmadı.

Kısacası, neoliberal politikalar -vergi indirimlerinden deregülasyona, ticaretin serbestleştirilmesine vb.- şirket kârlarında büyük artışlar üretti, ancak bu kârlar vaat edildiği gibi üretken, ekonomiyi büyüten girişimci faaliyetlere yeniden yatırılmadı.

Bunun yerine elde edilen kâr, sadece büyük zenginlerin cebine, oradan da finansal piyasalara ve yer yer gayrimenkule aktı ve orada kaldı. Ancak üretkenliği artıran teknolojilere, tesislere, ekipmana ve benzerlerine yeterli yatırım yapılmadan, üretkenlik kaçınılmaz olarak durgunlaştı ve gelecek nesiller için ekonomik beklentiler kötüleşti.

Sadece Türkiye’de eskinin büyük sanayicilerinin torunlarının bugün ne yaptığına bakmak bile bu konuda iyi bir fikir verecektir. Fabrika kurmak, işletmek ve üretim yapmak zorlu, zahmetli ve daha ufak kâr marjı olan bir iş olduğundan; piyasadaki hakim konumunu kullanarak e-ticaret sitesi işletmek, market zinciri kurmak, yurtdışındaki üreticilerin distribütörlüğünü yapmak; ya da devletin kurup büyüttüğü fabrikayı üç kuruşa alıp işletmek, değerli devlet arazilerine AVM ya da konut dikmek vb. işler daha kolay ve kârlı geliyor.

Gerçekten de Türkiye burjuvasinin son 40 yılda ülkeye bir çivi bile çakmamasını bu yönden değerlendirmek gerekiyor.

Burada üzerinde durulması gereken husus, dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu bu şartlarda, bu özel sektörle ve bu elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, sokmak zorunda da olmayan burjuvayla, neoliberal politikalardan da vazgeçmeden, Türkiye’yi üretim ekonomisine geçireceği vaatlerini atıp tutanlarla ilgili. Nasıl yapacaksınız?

İşte bu noktada, kolaya kaçarak özel sektörü şeytanlaştırmanın (haklı da olsa) anlamsız olduğunu düşünüyorum. Zira özel sektörün ne pahasına olursa olsun kısa vadede kâr maksimizasyonunu hedefleyecek şekilde evrildiğini üç haftadır dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Tüm dünyada durum aynı. Bir şirket için ABD’deki fabrikasını kapatıp üretimini Çin’de yapmak daha kârlıysa, bu şirket tam olarak bunu yapacaktır. Bu şekilde kaybedilen sektörler, teknolojik ya da stratejik önemine göre değil, finansal kârlılığına göre belirlenir. Yani sermaye için bir ülkenin askeri sırlarının, kritik enerji, telekomünikasyon, ulaştırma veya gıda altyapısının elden gitmesinin bir önemi yoktur. Tüm seçimler hangi yöntemin finansal olarak daha kârlı olduğu göz önüne alınarak yapılır.

***

Neoliberalizmin fişinin, bizzat ortaya çıktığı ABD’nin politika yapıcıları tarafından çekilmesinin öyküsü de burada yatıyor.

Amerikan firmaları, örneğin daha yüksek getirili işler peşinde koşmak için telekom ekipmanı imalatından mutlu bir şekilde vazgeçti. Yine de, hem ABD ulusal güvenlik hem de iş çevrelerinin o zamandan beri keşfettiği gibi, ABD firmaları finansal varlık değerlerini şişirmek için üretim yetkinliklerini kaybederken, Çin endüstriyel ve inovasyon kapasitesi inşa ediyordu. Bugün Apple, 5G patentlerini lisanslaması için Huawei’ye ödeme yapıyor.

Başka bir örnek olarak, çok uzun yıllardır varlığı bilinen koronavirüslere karşı, küresel bir salgını önleyecek hiçbir çalışmanın yapılmamış olmasını verebiliriz. Dünyada ve Türkiye’de devleti mümkün olduğu kadar küçülten bu neoliberal zihniyet, ki Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü’nü de aynı zihniyet kapatmıştır, sağlığı mümkün mertebe özelleştirip devleti sağlık alanından da mümkün olduğu kadar çekmiştir.

Sağlığı özel şirketlere bıraktık bırakmasına da, ilaç şirketleri için gerçekleşip gerçekleşmeyeceği meçhul bir pandemiye hazırlık yapmaktansa yüz kremi üretmek daha kârlıydı. Devlet de bu işlere karışamayacağına göre, başımıza gelenlerin kaçınılmaz olduğunu görmek çok zor değil.

Sermayenin kâr görmediği yerden uzak durmasının, ülkelerin ulusal güvenliğini dahi tehdit edecek bir noktaya uzanmasının batıdaki yansımaları çok ciddi oldu, oluyor. Dünya Bankası, IMF gibi neoliberal öğretinin bayrak taşıyıcılığını yapmış olan kurumlar, son yıllarda alternatif arayışlarına katılmış durumda.

***

Bizim de yapmamız gereken, artık kafamızı kumdan çıkartarak gerçekleri görmeye başlamaktır. Üretim yapmak, üretim ekonomisine geçmek kolay bir iş olmadığı gibi, kısa vadede kârlı bir iş de değildir. Özellikle Türkiye gibi ‘-sermaye fakiri bir ülkede, var olan sermayeyi devlet eliyle kanalize etmeden üretim yapmak da mümkün değildir. Özellikle de, üretim yapmak ve dünyada rekabetçi hale getirmek istediğiniz sektörleri yabancı sermayeden korumadan bunu yapabilmek ise hiç mümkün değildir. Tüm bu saydıklarımın tam tersini öğütleyen neoliberalizmi savunurken bunları nasıl yapacaksınız?

Bu konuları düşünürken aklım sık sık, Ali Babacan’ın 2011 yılına kadarki ekonomi yönetimini öven CHP’li yöneticilere gidiyor.

Evet, 2004 yılında rüzgar, güneş enerjisi gibi çevreci, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji yatırımları isteyenlere, “‘Amerika’da Shell ve BP gibi şirketlerin ve Amerikan Enerji Ajansı’nın başkanları ile görüştüm; yenilenebilir enerji gereksizdir’ dediler. Zaten dünyada çok yer tutmuyor.” diyen Ali Babacan.

İşte o Ali Babacan, serbest piyasanın kafasının nasıl çalıştığını ve neoliberalizmin nasıl işlediğini birinci ağızdan ispatlayan kişinin ta kendisi. Yenilenebilir enerji kârlı olmadığı için buna yatırım yapılmasını istemeyen, bu doğrultuda büyük petrol şirketleri tarafından kulağına güzel sözler fısıldanan, enerjide dışa bağımlı olan ve sürekli bunun acısını çeken, buna rağmen kılını kıpırdatmayan bir ülkenin bakanı.

Ali Babacan’ın ve iktidar cenahının safını biliyoruz da, tüm bu gerçekler ortada duruyorken Babacan’ları övüp, sonra da ulusal ve uluslararası sermayeyle karşı karşıya gelmeden Türkiye’yi üretim ekonomisine geçireceğini iddia edenleri nereye koymak lazım, onu bilemiyoruz!

Devam edeceğim…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
http://www.kadinescort.net/ http://www.ddtshanghaiescort.com Sakarya escort Gaziantep escort Denizli escort Adana escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Muğla escort Malatya escort Kayseri escort Mersin escort Samsun escort Konya escort Sakarya escort Samsun escort Kocaeli escort Kayseri escort İzmir escort Hatay escort Gaziantep escort Diyarbakır escort Ankara escort Adana escort Antalya escort Bursa escort Mersin escort Aydın escort Balıkesir escort Çanakkale escort Balıkesir escort Çanakkale escort Tekirdağ escort Eskişehir escort Yalova escort Rize escort Amasya escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Siirt escort Çorum escort Burdur escort Diyarbakır escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Mardin escort Kırşehir escort Kahramanmaraş escort Manisa escort Muş escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sinop escort Osmaniye escort Şanlıurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elazığ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Isparta escort Uşak escort Iğdır escort Kıbrıs escort Kütahya escort Manisa escort Muğla escort Tekirdağ escort Trabzon escort Yalova escort Isparta escort Kahramanmaraş escort Ordu escort Rize escort Sivas escort Afyon escort Aksaray escort Giresun escort Şanlıurfa escort Yozgat escort Erzurum escort Amasya escort Çorum escort Tokat escort Uşak escort Van escort Bolu escort Burdur escort Kırşehir escort Niğde escort Osmaniye escort Zonguldak escort Düzce escort Edirne escort Erzincan escort Karabük escort Karaman escort Kastamonu escort Kırıkkale escort Kırklareli escort Tekirdağ mutlu son Adana mutlu son Mersin mutlu son Bursa mutlu son Muğla mutlu son Balıkesir mutlu son Kocaeli mutlu son İstanbul mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Denizli mutlu son Çanakkale mutlu son Sakarya mutlu son Manisa mutlu son Malatya mutlu son Yalova mutlu son Sivas mutlu son Tokat mutlu son Kayseri mutlu son Trabzon mutlu son Aydın mutlu son Elazığ mutlu son Afyon mutlu son Kütahya mutlu son Ordu mutlu son Eskişehir mutlu son Gaziantep mutlu son istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son
alanya escort manavgat escort fethiye escort kemer escort didim escort çanakkale escort Aydin escort mugla escort tekirdag escort manisa escort balikesir escort trabzon escort elazig escort ordu escort kütahya escort isparta escort rize escort maras escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort sanliurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kirsehir escort karaman escort kirikkale escort bolu escort amasya escort nigde escort usak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Ankara escort Bursa escort Antalya escort Kocaeli escort İzmir escort Konya escort Diyarbakır escort Samsun escort Mersin escort Hatay escort Malatya escort Muğla escort Tekirdağ escort Kütahya escort Aydın escort Manisa escort Trabzon escort Balıkesir escort Afyon escort Sivas escortÇanakkale escort Isparta escort Yalova escort Giresun escort Kahramanmaraş escort Şanlıurfa escort Ordu escortTokat escort Yozgat escort Çorum escort Erzurum escort Elazığ escort Aksaray escort Kastamonu escort Kırklareli escort Rize escort Kırıkkale escort Burdur escort Karabük escort Kırşehir escort Bilecik escort Niğde escort Amasya escortUşak escort Edirne escort Sinop escort Düzce escort Erzincan escort Karaman escort Osmaniye escortadana escort adiyaman escort afyon escort agri escort aksaray escort amasya escort ankara escort ardahan escort artvin escort aydin escort balikesir escort bartin escort batman escort bayburt escort bilecik escort bingol escort bitlis escort bolu escort burdur escort bursa escort canakkale escort cankiri escort corum escort denizli escort diyarbakir escort duzce escort edirne escort elazig escort erzincan escort erzurum escort eskisehir escort gaziantep escort giresun escort gumushane escort hakkari escort hatay escort igdir escort isparta escort istanbul escort izmir escort izmit escort kahramanmaras escort karabuk escort karaman escort kars escort kastamonu escort kayseri escort kilis escort kirikkale escort kirklareli escort kirsehir escort kocaeli escort konya escort kutahya escort malatya escort manisa escort mardin escort mersin escort mugla escort mus escort nevsehir escort nigde escort ordu escort osmaniye escort rize escort sakarya escort samsun escort sanliurfa escort sinop escort sivas escort tekirdag escort tokat escort trabzon escort usak escort van escort yalova escort yozgat escort zonguldak escort