OKULLARDA VE ÜNİVERSİTELERDE TEMEL EKSİKLİKLER: TUVALET, SU, ÖZGÜR DÜŞÜNCE - Adana UlusAdana Ulus

28 Ekim 2021 - 01:12

OKULLARDA VE ÜNİVERSİTELERDE TEMEL EKSİKLİKLER: TUVALET, SU, ÖZGÜR DÜŞÜNCE

OKULLARDA VE ÜNİVERSİTELERDE TEMEL EKSİKLİKLER: TUVALET, SU, ÖZGÜR DÜŞÜNCE
Son Güncelleme :

09 Ekim 2021 - 21:53

Bugün iki yakıcı konuya değineceğim. Birincisi okulların hizmetli, tuvalet ve temizlik durumları; ikincisi genel olarak özgürlük, daha özgül olarak bilimsel özgürlük ve akademik özerklik sorunu.

TUVALETİ AZ, HİZMETLİSİ OLMAYAN OKULLAR
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık’ın soru önergesini yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan hizmetli sayısının 27 bin 180 olduğunu duyurdu. Özetle 53 bin 620 okulda yalnızca 27 bin 180 kadrolu hizmetli görev yapıyor. Okulların yarısında hiç hizmetli bulunmuyor. 559 öğrenciye yalnızca bir hizmetli, öğretmen ve diğer personeli de dahil edersek 600 kişiye bir hizmetli düşüyor.

Dahası velilerin en büyük şikayeti tuvaletlerin ve genel olarak okulların temiz olmadığı. Çocuğum kendini sıkarak, hiç tuvalete gitmeden eve geliyor, diyen veliler var. Veli derneklerinin belirttiğine göre, sebiller bile koyulmamış, fakir çocuklar kantinden de su alamıyor. Yani uygun içme suyu olanağı sağlayamadığımız okullar var.

AKADEMİK AÇILIŞ YILI: ‘TERÖRİST TİPLİ’ ÖĞRENCİLER
5 Ekim, Yer külliye. Cumhurbaşkanının himayelerinde üniversitelerin 2021-2022 akademik yıl açılışı töreni var. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: “2002 yılında 76 olan kamu ve vakıf yükseköğretim kurumu sayımızı 207’ye çıkardık. Türkiye’de her ilimizin kendi üniversitesinin olmasını sağladık. Üniversite sayısındaki artışa paralel olarak akademik personel sayımız 70 binden 180 binin üzerine çıktı. Aynı dönemde üniversite öğrencisi sayımız da 1.6 milyondan 8.4 milyona yükseldi. Artık 18-22 yaş aralığındaki gençlerimizin yüzde 15’i değil yüzde 44’ü yükseköğretime ulaşabiliyor.”

Nicelikler nitelikleri garanti etmiyor. Niceliklerle övünebildiğimiz gibi niteliklerle de övünebilsek. Aksine üniversitenin olmazsa olmazı, üniversiteyi bırakın insan olmanın olmazsa olmazı, özgür düşünce, protesto hakkı bile “teröristlikle”itham ediliyor.

Erdoğan: “Hele hele rektörünün arabasının üstüne çıkıp orada tepinen öğrencilerin olduğu bir Türkiye’yi ben kabullenemiyorum. Bize böyle öğrenciler gerekmez… Rektörünüz aracın içinde, siz önünü kesiyorsunuz ve daha sonra da aracın üstüne çıkıp tepinmeye başlıyorsunuz. Böyle öğrenci olamaz. Bunlar olsa olsa ancak üniversitelerin içine sızmış teröristlerdir… Nedir o Allah aşkına? Parklarda bankların üzerinde sere serpe yatanlar. Ya bunlar öğrenci mi? Bunlar dışarıdan gelip aynı Gezi’de olduğu gibi buralarda terör estiren teröristler.”
Bir gün sonra. Yer TBMM. Grup toplantısında AKP Parti Başkanı ve Mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor. KYK-yurt sorunundan bahsederken 724 bin yatak kapasitesi var. Öğrencilere 650 lira burs (Bunların çoğu maalesef geri ödenmek üzere kredi) verildiğini belirtiyor. Aynı konuşmada Erdoğan şöyle devam ediyor: “Kendi hocalarına bile saygısı olmayan bu tipleri biz öğrenci olarak kabul etmiyoruz. Avrupa’da, Amerika’da bu tiplerin hiçbirini bir gün bile üniversitede barındırmazlar. Bizde ise sırf hükümete sıkıntı çıkartıyorlar diye bu saygısız, sevgisiz, kötü niyetli, adeta terörist tiplere arka çıkılıyor. (…) Biz, üniversitelerimizi terör kılıklılara bırakamayız. Çok açık, net söylüyorum. Öğrenci ilim, irfan, hikmet için gelecek. Bunun dışında asla. Biz, bu tür gençleri hocalarımıza teslim etmek suretiyle bu adımları atalım istiyoruz.”

ADIM ATILDI: 10 ÖĞRENCİYE GÖZALTI, İKİSİNE TUTUKLAMA
Aynı gün Boğaziçi’de bizzat Rektör Naci’nin şikayetçi olduğunun iddia edildiği yerleşkedeki gözaltılarda 10 öğrenci gözaltına alınıyor, 2’si tutuklanıyor.

12 EYLÜL’ÜN OTORİTER KURUMU YÖK’ÜN KENDİSİ BİLİMSEL ÖZGÜRLÜKLERİN ÖNÜNDEKİ ENGELDİR
12 Eylül kurumu YÖK ve partiler ve seçim düzenlemeleri gibi birkaç husus 12 Eylül’ün en antidemokratik, otoriter uygulamaları olarak kaldı. Bugün 12 Eylül’den bile daha geriye düşmüş, yetki alanları daha da genişletilmiş olarak sürüyor. Otoriter eğilimler totaliter eğilimlere dönüşmüş bulunuyor.

Reis söylüyor, rektörler el pençe divan yerine getiriyor. Cumhurbaşkanlığının himayelerinde külliyede üniversitelerin akademik açılış yılı gerçekleştiriliyor.

Tören yeri ve şekli bile bu topraklarda özgür düşünceye, bilimsel özgürlüklere saygı gösterilmediğini gösteriyor.

YÖK ve mevcut rektör, dekan vb. atama sistemi olduğu sürece bilimsel özgürlüklerden ve akademik özerkliklerden söz edilmesi zor gözüküyor.
Okulların tuvaleti yetersizse, hizmetlisi yoksa, yüzlerce, binlerce öğrencinin okuduğu okulların tuvaletine girilemiyorsa, temiz su içme olanağı sağlanamıyorsa, pandemiyle mücadele bir yana daha en temel şartlar eksiktir.

Hatta okul ve üniversitelerde en temel iki eksiklik arasında temizliğin ve özgürlüklerin geldiği söylenirse abartı yapılmış olunmaz, aksine çok temel iki sorun dillendirilmiş olur.

Tuvaleti temiz olan, temiz okul ve üniversitelere ulaştığımızda fiziksel medeniyete, özgürlüklere saygı gösterip destek olduğumuzda bilimsel düşünsel medeniyete doğru çok önemli temel şartları sağlamış olacağız.

Reformlar da kurtarır mı bilmiyorum, belki de bunlar için bile devrim şart.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.