ONDOKUZ YILIN ANLAMI OLMALI…/2 - Adana UlusAdana Ulus

12 Nisan 2021 - 22:37

ONDOKUZ YILIN ANLAMI OLMALI…/2

ONDOKUZ YILIN ANLAMI OLMALI…/2
Son Güncelleme :

06 Mart 2021 - 12:42

Ekonominin, ülkenin “kötü gidişi” için covid 19’u gerekçe göstermek, gösterilen gerekçelere destekçi bulabilmek, bunlarla ekranları donatabilmek “iktidarın” başarısı…
Bunu “çok iyi” yapıyor “iktidar”!
İnsanlar “her nedense” açlık içinde kıvranıyor, yanında “birilerinin” şatafatından geçilmiyor, çalışanlar işsizlendiriliyor, öğrenciler okulsuzlaştırılıyor, yurttaş evsizleştiriliyor…
Daha buna benzer “yüzlerce” olumsuz gidiş savunulabiliyor, eleştiren kınanabiliyor, sorumlu “muhalefet” gösterilebiliyor!
Sokaklar kaynaması, işyerlerindeki telaş, okullar tam bir bilinmezlik…
Gerekçeler sıralanarak “iktidara” toz kondurulmamaya çalışılıyor!
“Muhalefet” bunları anlatmayacak da, bu eksiklikleri gündeme taşımayacak da, bunların arkasına düşmeyecek de ne yapacak?
Salt “iktidar”, her bulduğu alanda “terörist, hayın, bizi yıkmak istiyorlar” demesin diye susması mı gerekecek?
***
Yurttaşın, konuşanların “bir yerleri” ile oynandığı açık…
Adana’da Çukurova Barış’ta/ sitem yenimuhalefet.com’da yazan biri olarak, zaman zaman geçmişte yazdıklarıma bir göz atma gereği duyarım, üstelik kimi zaman “yeniden” yayınlamayı zorunlu bile bulurum.
Siz hiç, televizyon ekranlarını “işgal” altında bulunduran “bazı” isimlerin, “bazı” bu ülkeyi yönettiğine inandığımız politikacıların; “öyle” yirmi/ otuz yıllık söylediklerini değil, beş/ altı yıl önce kimilerinin köşelerinde/ kimilerinin alanlarda yurttaşa karşı haykırarak/ avazları çıktığınca yükselttikleri çığlıklarının arkasında durduklarını gördünüz mü?
Hep söylüyoruz, “yine” söylerim:
Arama motorundan sorulması yetiyor. Bugün Fetoş için “her sözü” söyleyenlerin, 15 temmuzdan bir gün önce yazdıkları/ bir gün önce söylediklerini/ bir süre önce salya- sümük söylevlerinde göz yaşı döktüklerini/ eleştirenlere göz dağı verdiklerini/ kızanları meclisten dışarı çıkardıklarını/ geleceğin ışığı gördüklerini/ gücünün yadsınmaması gerektiğini sıkça yinelediklerini kolayca öğrenmek olası…
Bugün “her” ağızlarından “fetö” çıkındaki içtensizlik anlaşılacak gibi değil!
Ondokuz yıl içinde yer alan Fetoş gerçeğini anlamadan olmaz!
***
Hep sokağı gösteriyorum…
Birçok yurttaşın geçimini sağladığı, işine yetişmek için kullandığı, telaşlarının/ sorunlarının/ sıkıntıların yaşandığı alan…
Buraları tanımadan, buradaki yaşamı bilmeden/ görmeden, yaya geçerek buradaki havayı solumadan anlaşılması olanaksız!
Salon toplantılarını anımsarsınız; salonca insan toplanır, birçoğu Atatürk Parkı’nda/ pazarda oluşan atmosfer konusunda bilgisizdir, tutarlar “oralardaki” insanları konuşurlar/ “oralardaki” sorunları dile getirirler…
Artık hangi yapıtın, hangi sayfasından çalınmış sözlerse…
Bildiklerinden, gördüklerinden, tanıdıklarından dinlediklerinden değil, salt “söz” olsun diye konuşulur, salt “söz” olsun diye zaman harcanır…
O “asgari ücretlinin evinin önünde aracı var”, o “çiftçinin ayfon telefonu var”, o “belirlediğimiz asgari ücret, belirlediğimiz emekli maaşı insanlarımızı sıkıntı çekmeyecek biçimdedir” sözleri “o” salon toplantılarının ürünüdür!
Ondokuz yılda emekçinin yaşam çıtası ne denli “geriledi” düşünün…
***
Sıkça “büyümeden” söz ediliyor!
Seksen milyonun yaşadığı bir ülkede; nüfusun yarısından çoğu “asgari ücretle” yaşamını sürdürürken, “açlığa” karşı direnirken, “üç/ beş” doymayanın hesap defterinin kabarmasını “büyüme” diye göstermenin “oyundan” başka anlam taşımadığını, bu “oyunu” kurgulamak için ekranları “işgal” eden yandaşların kollandığının bilinmesi gerekir artık!
Unutuldu sanıyorum…
Daha iki ay geçti aradan. Günlerce yapılan “asgari ücret belirleme” toplantıları sonucunda, “günün koşullarına göre” oluşturulan ücret; emekçiler için yeterli olacağını ileri süren salon toplantıları düzenleyicilerinin “üstün” çabalarıyla, daha yeni yılın ilk ayında ard- arda getirilen zamlarla “fazlasıyla” geri alındı!
Unutulmadı değil mi?
Bunları yalnız covid 19 sürecinde değil, ondokuz yılın her döneminde bu ya da buna benzer olguları görmek olası…
***
Bu ülkenin yurttaşı ondokuz yıl öncesiyle, ondokuz yıl sonrası arasındaki ayrımı yapacak durumda…
Son koalisyon hükümetinin “iyi giden” işlerinin, bölgede oluşturulmaya başlanan karmaşaya sıcak bakmaması sürecinde yaşanan olaylar sonucunda gerçekleşen “şubat krizi”, bu denli üzmemişti yurttaşı!
Bir sarsılma yaşanmış, bazı kurallar konulmuş, koalisyon hükümeti sona ermiş, şu an var olan “iktidarın” avucuna akından geçmeyecek biçimde “hazır” olanaklarsunulmuştu!
Asgari ücretle, emekli maaşıyla, piyasa devinimiyle “bu denli” karamsar değildi kimse…
“İktidar”, ondokuz yılda ülkenin geldiği noktayı yolla/ köprüyle/ beton yapılarla örneklemeye çalışırken; ne icrada biriken dosyaları, ne içimizdeki Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcamayı, ne emekçinin yaşadığı açlığı, ne eğitimde açılan kocaman yarayı, ne üretime verilen zararı, ne yurttaşlar arasına konulan anlaşmazlığı, ne yandaşlara açılan rantı, ne ülke değerlerine verilen zararı, ne doğada yapılan talanı “sözün içine” almak istemiyor!
Ondokuz yılın ürününü “sokakta” görmek olası; sokağın “bu günkü” nedeni “iktidar”!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.