OSMAN KAVALA MESELESİ VE BARİZ GERÇEKLER - Adana UlusAdana Ulus

3 Aralık 2021 - 17:51

OSMAN KAVALA MESELESİ VE BARİZ GERÇEKLER

OSMAN KAVALA MESELESİ VE BARİZ GERÇEKLER
Son Güncelleme :

02 Kasım 2021 - 0:35

Muhaliflerince muntazaman (ve haklı olarak) demokrasiyi yıkmakla suçlanan Erdoğan’ın, sürekli çeşitli mercilerce gündeme getirilen Osman Kavala konusuyla ilgili çıkışları ile gündemde tuttuğu ilişkiler ağı, kendisinin amacı bu olmasa da, hem demokrasimize hem de Cumhuriyetimize eşsiz katkılar yapabilecek potansiyeli taşıyor. Eğer bu potansiyeli çarçur etmezsek tabii.

Osman Kavala konusunda, her zaman olduğu gibi farklı kutuplardan farklı sesler çıkıyor. Bir taraf yargılamadaki hukuksuzluklara dikkat çekerken diğer taraf Kavala’nın George Soros ile olan ilişkisine vurgu yapıyor, bunu duyan öteki meşhur Erdoğan-Soros görüşmesini gündeme getiriyor. Tartışmanın çarçur edilme ihtimali de buradan doğuyor aslında. 

Bu tür kutuplaşmaların olduğu bir ortamda, hiç kimse kendi işine gelmeyen, duymak istemediği bariz gerçekleri dile getirmeye yanaşmıyor. Bu bariz gerçeklerden birisi, kim olursa olsun ve ne yapmış olursa olsun, Osman Kavala’nın yargılanma sürecinin hukuka ve insan haklarına aykırı olması. Bu sürecin çok açık bir AİHM kararını dahi uygulanmaması noktasına taşınması, Türkiye’nin bir devlet olarak imzaladığı uluslararası anlaşmalara açıkça aykırı hareket ederek uluslararası düzlemde onarılamayacak yaralar açmasına sebep oluyor.

Bir başka bariz gerçek, Osman Kavala’nın hiç de bizlere servis edildiği gibi sütten çıkmış ak kaşık bir iş adamı ve demokrasi gönüllüsü olmadığı gerçeği. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi siyasi, haksız ve hukuksuz yargılamalarla doludur ve bunu düzeltmek her vatandaşın boynunun borcudur, ancak hakkında uluslararası ölçekte, aslında çok daha ağırları yaşanmış olsa da, Osman Kavala kadar gürültü kopartılan bir hukuksuzluk da görülmüş değildir. 

Bulunduğumuz kutup itibariyle duyması bize zor gelse de bazı gerçekleri olduğu gibi kabullenmek ve yukarıda bahsettiğim kör dövüşünün ötesine geçebilmek, bu konuda gerçekten anlamlı bir tartışmanın önünü açacaktır.

Kim kiminle neden ilişki kurmuş, tarafların birbirine sağladığı meşruiyet ile ne elde edilmiş ve şimdi niye kavga ediyorlar konuları tali önemde olmakla birlikte, tartışmayı Soros-Erdoğan ilişkisi ‘eskiden şöyleydi de bugün böyle oldu’ çerçevesinden çıkarıp doğru aksa oturtmak gerekiyor.

Asıl üzerinde durulması gereken, Kavala’nın yönetiminde olduğu, sürekli Soros’la ya da benzer figürlerle bağlantısına dikkat çekilen TESEV, Açık Toplum Vakfı ve benzeri vakıf, dernek, araştırma kuruluşlarının dışarıdan fonlamayla yürüttükleri çalışmalarla yarattıkları iklimin yol açtığı zihinsel körlük. 

Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla siyasete ve toplumsal hayata katılmak, dünya görüşünü yaymak ve bu doğrultuda çalışmalar yapmak, dernek veya vakıf kurmak suç değildir. En baştan kabul edilmesi gereken bir başka bariz gerçek bu. 

Öte yandan bu tür sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de ve dünyadaki faaliyetlerinin son derece organize ve örgütlü olduğunu, belirli bir amaç ve mesaj doğrultusunda devasa bir medya gücüyle propaganda bombardımanı organize ettiklerini söylemek de komplo teorisyenliği değildir. Diğer bir bariz gerçek de bu.

Dünyayı saran bu açık toplumcu ve neoliberal ağın, nedense aynı zamanda sol, özellikle de SODEP, SHP ve CHP özelinde sosyal demokrasi çizgisini belirlemesi, dolayısıyla bugünün ana muhalefeti CHP içerisinde fikri savrulmalara yol açtığı gerçeği, bu tür tartışmalar arasında hep göz ardı ediliyor, amiyane tabirle kaynıyor.

Bu ideolojik savrulmaya yol açan duraklardan birincisi Türkiye özelinde 1980 darbesi ise ikincisi de Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıdır. 

Bu tür liberal kuruluşlar, sol entelektüel şiddetin ortadan kalktığı bu tarihsel kavşaklarda, esas olarak kapitalizmi kutsayan muhafazakar partilerin iktidarlarını destekleseler de, geleneksel olarak muhafazakar partilerin alternatifi olan sosyal demokrasiyi de bir kuluçka merkezi olarak kullandılar. 

Bunun nedeni, şüphesiz ki, geleneksel olarak kapitalist olan merkez sağ partilerine alternatif olan sol ve sosyal demokrasiyi kontrol altında tutmak, kriz üretmesi kaçınılmaz olan sistemde yaşanması muhtemel olan toplumsal tepki dalgalarını, sosyal demokrasi kanalıyla absorbe ederek kontrol ettikleri düzene yönelmesini engellemek.

Gerek Türkiye’de 1980 darbesi sonrası, gerekse Avrupa’nın ikinci dünya savaşı sonrası tarihindeki iktidarlara bakıldığında, iktidara gelen sosyal demokrat partilerin, bir merkez sağ partisinden pek de farklı davranmamış olmasının sebebini de bu şartlarda başka yerlerde aramaya gerek kalmıyor. Bugün ‘gerçek solcu’ların ve sosyalistlerin, sosyal demokrasiyi adeta bir küfür olarak algılamalarının kaynağı da burada olsa gerek.

Dolayısıyla bugün Türkiye siyasetinde, özellikle merkezin solunda kalan partilerin yönetimleri ve politikaları üzerine çekilmiş fikri bir bent, bir baraj var. 

Bu bent, geçmişte SHP ve DSP’nin olduğu gibi bugün CHP’nin, fikri bir kuraklık ve alternatifsizlik içerisinde savrularak çakma bir 2002 yılı AKP’si portresi çizmesine neden oluyor. 

Bunun yanında bu bent, daha önce de söylediğim gibi, sürekli eşitsizlik ve yoksulluk üreten bu sistemden bıkan kitlelerin isyanını da absorbe ediyor. Bugünün Türkiye’sinde %1’lik kaymak tabaka dışında kalan herkes ama herkes mutsuz ve isyan halindeyken, bu isyanın bir umut olarak görerek yöneldiği, bunu bir dalgaya dönüştürüp bu eşitsizliği alaşağı etmesi gereken CHP, her Salı günü grup toplantısından Merkez Bankası bağımsızlığı mesajı veriyor.

Dolayısıyla mutsuz ve yılgın kitleler, alternatif olarak yüzlerini döndükleri sosyal demokrasi tarafından yine aynı sistem içinde kalmaya zorlanıyor.

TESEV’in kurucu ve yöneticilerinin her dönem DSP, SODEP, SHP ve CHP’nin yönetim mekanizması içinde yer alması da bu bağlamda tabii ki tesadüf değil. Bu durumun sadece Türkiye’de bu şekilde olmadığını, uluslararası çapta örgütlü bir şekilde aynı stratejinin uygulandığını ayrıca vurgulamaya da gerek görmüyorum.

Almanya’da bugün yaşı yeten herkesin, ücretlerinin gittikçe düşmeye başladığı, ücretsiz olan sağlık hizmetlerinin giderek o kadar da ücretsiz olmamaya başladığı, sigorta şirketleri tarafından üçer beşer tırtıklanmaya başlamalarının Alman sosyal demokrat partisi SPD’nin iktidar, sosyal demokrat Gerhard Schröder’in başbakan olduğu döneme denk geldiğini söylemesi tesadüf değil.

Aynı sosyal demokrat Schröder’in partisi SPD’nin, emeklilik, vergi ve sosyal sigorta sistemlerinde yaptığı ve ücretli çalışanların, emeklilerin ve genel olarak tüm orta ve alt sınıfların canına okuyan, Agenda 2010 ve Harz kanunları gibi neoliberal ‘reform’ların yarattığı yıkımı onarma vaadini vererek seçimden birinci parti olarak çıkanın da bugünün SPD’si olması, devasa bir ironi olarak ortada duruyor. Tıpkı SHP’nin ve DSP’nin ‘reform’larının yarattığı yıkımı onarmayı vaadeden CHP gibi. İroniye gülmemek elde değil.

Aynı ironi, kurucuları ve yöneticileri bu adaletsiz sistemin var ettiği büyük sermayedarlar olan TESEV gibi örgütlerin, bizlere 7/24 sosyal demokrasinin nimetlerini ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu anlatmasında da yatıyor.

Velhasılı, Kavala, Soros gibi isimler üzerinden yürüyen tartışmaların, kör dövüşü olmaktan çıkarılıp, ait olduğu noktaya, yani Türkiye siyaseti üzerindeki zihni bent üzerinde yoğunlaştırılması gerekiyor. Bu bendin Türkiye siyasetine maliyeti, onarılamaz boyutlara ulaşmak üzere.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Tekirdağ mutlu son Adana mutlu son Mersin mutlu son Bursa mutlu son Muğla mutlu son Balıkesir mutlu son Kocaeli mutlu son İstanbul mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Denizli mutlu son Çanakkale mutlu son Sakarya mutlu son Manisa mutlu son Malatya mutlu son Yalova mutlu son Sivas mutlu son Tokat mutlu son Kayseri mutlu son Trabzon mutlu son Aydın mutlu son Elazığ mutlu son Afyon mutlu son Kütahya mutlu son Ordu mutlu son Eskişehir mutlu son Gaziantep mutlu son istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son