PANDEMİDE MEB'DE, OKULDA, İŞTE, EVDE UMURSAMAZLIK EVRESİ: TESLİMİYET Mİ, ÇÖZÜM MÜ? - Adana UlusAdana Ulus

3 Aralık 2021 - 17:49

PANDEMİDE MEB’DE, OKULDA, İŞTE, EVDE UMURSAMAZLIK EVRESİ: TESLİMİYET Mİ, ÇÖZÜM MÜ?

PANDEMİDE MEB’DE, OKULDA, İŞTE, EVDE UMURSAMAZLIK EVRESİ: TESLİMİYET Mİ, ÇÖZÜM MÜ?
Son Güncelleme :

26 Ekim 2021 - 12:12

İnsanın bilinçli bir varlık olmasının aynı zamanda trajedisi olduğu, Adem ile Havva’nın bilgelik meyvesinden yemesi ve gözlerinin açılması ile zaten “ölümlü” olduklarını gördükleri, insanın ölümlü olma bilincine vardığı andan itibaren ilk mutlu çocukluğunun bittiği ve geriye kalan rasyonel-bilinçli kısmının trajediyle sürgittiği, yaşamın hayatta kalma mücadelesi olduğu ileri sürülebilirse de bu kadar kapsamlı şekilde konuyu irdelemek bu köşeyi aşar. Bugün burada sadece korona sürecinde hangi evrelerden geçildiği, özellikle de kapanmaların sonlandırıldığı Haziran’dan bu yana hangi evrede olduğumuz, bu halimizin ne anlama gelebileceği ele alınmaya çalışılacaktır.

KORONAYA UYARLANMA EVRELERİ: ADRENALİNDEN KORKU PANİĞE VE ORADAN UMURSAMAZLIĞA
İnsan yeni bir durumla, dahası yeni thlikeli bir durumla kaşılaşınca, hadi daha olgusal olarak “ölüm tehdidiyle” karşılaşınca, bu durum geçici bir durum değilse, ne yapıyor, bu tehlikeli durumla nasıl baş ediyor veya buna nasıl uyarlanıyor? Pandemiye uyarlanma, başetme veya teslim olma hangi evrlerden geçiyor, şimdi hangisindeyiz?

Anadolu gözüyle, Türkiye ve Batıdaki haberleri izleyerek, tanıklık ve geçilen evreler şu şekilde betimlenebilir.

“Wuhan’da balıkçı halinde bir virüs çıkmış, tüm şehir korku içinde evlerine kapanmış, sokaklarda ölüm kol geziyormuş, devlet sokakta dolaşanları derdest edip cezalandırıyormuş, kimse ne olduğu konusunda konuşamıyormuş”… Dünya önce bu süreci heyecanlı uzak bir aksiyon konusu, bir Uzakdoğu sorunu olarak, yol yöntemini de kendinden uzak ve Uzakdoğu’nun otoriter yapısı içinde gördü; bize gelmez, Çin ne halt ederse etsin diye, hatta biraz da eğlenceli bir aksiyon konusu gibi izledi, “vah olsun” bile değil “Uzakdoğuluların başına bişeyler gelmiş”, hatta kısmen “oh olsun” havasındaydı.

Kendi yurttaşlarını olay yerinden tahliye etme evresi, çok da konunun ciddiyetine varılmadan, ikinci evreyi oluşturdu. Sorunu uzakta, Uzakdoğu’da tutma evresiydi bu.

Virüs; Batı sokaklarında, İtalya’da, İspanya’da kol gezmeye başlayınca üçüncü aşamaya geçildi. Artık mesele uzak veya Uzakdoğu ile sınırlı değildi, hızla Batı’nın, ABD’nin “iç” problemi haline dönüşmüştü. Kendinden emin Batı büyük bir korku ve panik havasındaydı, kimse ne yapacağını bilmiyordu, doktorlar bile büyük bir kaygı korku peşindeydi, yaşlılar sokaklarda, sağlık personeli hastanelerde düşmeye, günlük ölümler binleri geçmeye başlamıştı. Halk doktordan bile, ayakkabsından, elbiseseinden bile korkar hale geldi.

Dördüncü evre herkesin ölmediği, o kadar da öldürücü olmadığı, kısa sürede de bazı ilaç ve aşı bulunacağı evresiydi, bunlar umut edildi. Birkaç ay kapanma olsa, uzaktan evden çalışılsa, çocuklar okula gitmese birkaç hafta evden uzaktan okusa, bir süre sonra, en azından “yaz gelince aşılacak” diye düşünüldü. Sorunun veya ölümün mevsimsel, palyatif, geçici olduğu algısı evresiydi bu.
Beşinci evre, kendiliğinden geçmese de bulaş veya aşılarla bağışıklık sağlanacağı ve virüsle yaşanabileceği evresi idi. Aşılama yapılarak, biraz da kurallara, havalandırmaya, maske mesafeye dikkat edilerek iş güç okul sürecek, bir süre sonra da marjinal durumlar hariç ölümler sonlanacak, tehlike savuşturulmuş olacaktı. Kaldı ki en önemli aşılardan birini de “Alamanyadaki Türkiler” geliştiriyordu.

Altıncı evre tehlikenin de geçmediği ama işin okulun da sürmesi gerektiği evresi sayılır. Bu evrede bir yandan ticari kazanç beklentileri de dahil sonuçta duruma çözüm olacak daha etkili aşı ve ilaç arayışları sürmekle birlikte, yaygın tavır, hem kurumsal hem de bireysel tedbirlerin savsaklanması, bir lakayıtlık, Anadolu havasıyla, “kervan yolda düzülür”, “düzelse de düzelmese de bana ne” veya hatta bir ksımında “bana bişey olmaz”, hatta bir kısım cin fikirlide “bu durum şeytan ABD veya Çin işi, sorunu da cinler çözecek” veya daha genel olarak ne olursa olsun evresine geçilmiş gözüküyor. Arka planda bireysel kaygı ve korkularla birlikte bir umarsamazlık evresine doğru geçildi sanki.

“BATI ÇARESİNİ BULUR” MU, UMARSAMAZLIĞIN SONUCU ÖLÜME TESLİMİYET Mİ?
Sarayda, bakanlıkta, işte, okulda, sokakta, hanede çok fark etmiyor, herşey olacağına bırakılmış, gerek yetkililer, öğretmenler gerekse bizzat anne babalar çocukları ve kendilerini çayıra salmış gibi bir durum var.

Hatta işin olası çaresi de biraz da cinlik içeren “Batı bir çare bulur, biz de aynısını yaparız” havasına terk edilmiş. Özne oluş terk edilmiş gözüküyor. Lakayıtlıkla teslimiyet iç içe geçiyor.

Bunun olası sonucu veya genel ve yaygın durum, sürü bağışıklığı da oluşmuyorsa, topluluğun gerçek sürülere dönüşmesidir.

ÇARE TESLİM OLMAKTAN DEĞİL İRADE GÖSTERMEKTEN GEÇİYOR
Teslimiyet havası sorunu çözmüyor, hem maliyeti artırıyor hem de sorun daha da yaygınlaşıyor.

Reklam
Ya para pul piyasa bu işi bir kazanç kapısı yapacak, çözmeyecek ama öldürmeyecek de yani büyük olasılıkla sürekli aşı tekrarı veya hastalık-tedavi-ilaç gibi bir döngü olacak, çünkü köklü çözüm olursa kazanç kar da biter.

Tümden olmsasa da daha kalıcı çareler; konuyu ciddiye alan araştırmacı, öğretmen, doktor, anne baba veya kişilerin devrimci dönüşümlere taşıyıcısı olması, esas çarenin önleyici tedbirlerde olduğu, bunu şirketlerin değil ancak insanlığın birlikte başarabileceğidir.

Anne babalar, öğretmenler, öğrenciler, araştırmacılar sorun teslimiyetçilikten geçmiyor, olan bitene teslim olmayanız. Kişi veya yurttaş olarak hepimize düşen belki en acil konu, öncelikle yerinden denetleyecek mekanizmalar geliştirilmesi, böylece sorunların, sorumluluların ve yapılacakların hızla tespiti ve bunların yerine getirilmesi için zorlayıcı olunmasıdır.

Yaşanır okullar ve sınıflar, yaşanır iş yeri ve sokak talep edilmek durumundadır.

Çözüm insanlıktan, iradeden, bilimden, vicdandan, toplum olabilmekten geçiyor.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Tekirdağ mutlu son Adana mutlu son Mersin mutlu son Bursa mutlu son Muğla mutlu son Balıkesir mutlu son Kocaeli mutlu son İstanbul mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Denizli mutlu son Çanakkale mutlu son Sakarya mutlu son Manisa mutlu son Malatya mutlu son Yalova mutlu son Sivas mutlu son Tokat mutlu son Kayseri mutlu son Trabzon mutlu son Aydın mutlu son Elazığ mutlu son Afyon mutlu son Kütahya mutlu son Ordu mutlu son Eskişehir mutlu son Gaziantep mutlu son istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son