SARAY SOYTARILARI, ŞAKŞAKİLERve DAL-KAVUKLAR - Adana UlusAdana Ulus

27 Ekim 2020 - 15:01

SARAY SOYTARILARI, ŞAKŞAKİLERve DAL-KAVUKLAR

SARAY SOYTARILARI, ŞAKŞAKİLERve DAL-KAVUKLAR
Son Güncelleme :

23 Eylül 2020 - 8:14

Soytarılık bir meslektir. Hem de önemli bir meslek. Soytarı olabilmek için bir hayli donanımlı ve nitelikli olmak gerekir. Asla yalakalıkla ve maskaralıkla karıştırılmamalıdır.

  • Utopia“nın yazarı Thomas More‘a göre akıllı ve bilge insanlar soytarılarıyla arkadaş olurlar. Rönesans dönemimde, İtalyan prensleri soytarılarıyla gurur duyar, iltifat etmek istedikleri dostlarına, soytarılarını bir süreliğine gönderirlerdi..

 

  • Soytarılar şiirden, müzikten, tiyatrodan anlar, yer ve gök bilimleriyle ilgilenirlerdi. 15. yüzyılda Meksika’da İmparator Montezuma‘nın sarayındaki soytarılar felsefe bile yapardı.

 

  • Görevleri kralı eğlendirmekle sınırlı değildi, En önemli görevi, efendisine her zaman doğruyu söylemekti. Etrafı yalakalarla çevrili krallar, kendilerine doğruyu söyleyebilsin diye mutlaka bir soytarı tutardı. Soytarının görevi, rahatsız olunacak bir gerçeği, mizah yoluyla, kralı rencide etmeden, küçük düşürmeden söyleyebilmekti.Bunu da çoğunlukla bir dörtlükle, bir halk şarkısı şeklinde, dans, kıyafet ve mimikleriyle dile getirirlerdi. Üst düzey yetkililerin yozluğunu, tembelliğini, yüzlerine karşı hicvedebilirdi.

 

  • 1386 yılında, Avusturya Dükü  Leopold’ün, İsviçre’ye saldırma kararını bütün konsey üyeleri, ne kadar isabetli olduğunu söyleyerek alkışlıyor ve İsviçre’ye girmenin yolları üzerinde fikir üretiyorlardı. Gerçeği konuşmak Dük’ün soytarısına kaldı. ‘’Sizi ahmaklar, hepiniz İsviçre’ye nasıl gireceğinizi biliyor da, bir taneniz bile nasıl çıkabileceğinizi söylemiyor,’’ diyerek savaşı önledi.

 

  • Soytarılar ayrıcalıklı kişilerdi. “Foolsare Everywhere” adlı kitabının yazarı Beatrice K. Otto’ya göre, sert kişiliğiyle tanınan İngiltere Kralı VIII. Henry’e sadece soytarısı ismiyle hitap edebilme ayrıcalığına sahipti.  Soytarı Will Somers  Henry’nin önünde asla eğilmez, konuşmaya başlamadan önce ‘yüce majestelerigibi hitaplarda bulunmaz ve lafını esirgemezdi.

 

  • Osmanlı sarayında soytarı geleneğini Yıldırım Bayezid başlattı. Osmanlı’da saray soytarıları daha çok Araplardan veya Habeşlilerden seçilirler, ya esir pazarlarından alınır veya saraya hediye olarak gönderilirlerdi. Cüceler, kamburlar ve hadımlar en çok rağbet gören soytarılardı.

 

  • asrın sonlarında devlet kurumları giderek yozlaşınca işleri gayrimeşru yollardan halletmek günlük bir uygulama haline geldi,çarkın içinde soytarılar da girdi ve özellikle atamalarda büyük paralar kazandılar Bunların başında III.Murad’ın cüceleri Nasuh ile Cuhudgeliyordu. (Yani biz soytarılığı da soytarı etmiştik.)

 

  • Bir de şakşakçılar vardı. Eski Türkçede alkış sesine“şak” Ahmet Vefik Paşa bunlara “şakşaki” yani “alkışçı”,ya da “dalkavuk” derdi.Şakşakçı,efendisinin dedikleriyle ilgilenmezdi bile. Efendi ne söylerse söylesin, isterse biraz öncekinin tam tersini söylesin, mutlaka alkışlar ve derhal bu sözü destekleyecek bir gerekçe bulurdu.

 

  • Dal-kavuk bir anlamda“sarıksız kavuk” Sarık, eskiden “ilmin” ve“onurun” simgesiydi. Yani doğruya doğru, eğriye eğri derdi. Dal-kavuk ise doğru ve eğri ile ilgilenmez, efendisinin yaptıklarını alkışlayıp onu eğlendirerek çıkar sağlamaya çalışırdı.

 

  • HansChristian Andersen‘in ünlü “Kralın Yeni Elbisesi”adlı masalını bilirsiniz.Hani, şu çocuğun çıplak kralı gördüğünde,“Kral çıplak,” diye bağırdığı masal. İşte, o kralın gerçek bir soytarısı olsaydı, o çocuğa gerek kalmaz, kral da böyle rezil olmazdı.

 

BUNLARI ÖĞRENİNCE İNSANIN, “HER SARAYA BİR SOYTARI GEREKİR,” DİYESİ GELİYOR.

AMA,

  • ŞAKŞAKİ, YADA DAL-KAVUK DEĞİL.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.