Hotivi

Seçim gecesi morali bozulacaklara hatırlatmalar - Adana UlusAdana Ulus

20 Haziran 2021 - 09:41

Seçim gecesi morali bozulacaklara hatırlatmalar

Seçim gecesi morali bozulacaklara hatırlatmalar
Son Güncelleme :

28 Mayıs 2015 - 16:30

1954 seçimleri: Sol oylar yüzde 37, sağ oylar yüzde 63.

1957 seçimleri: Sol oylar yüzde 41, sağ oylar yüzde 59.

1961 seçimleri: CHP yüzde 36 almış. Memleket yüzde 64 ile tercihini sağdan yana kullanmış.

1965 seçimleri: CHP ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) oyları yüzde 31’i bulurken, sağ partilerin toplam oyu yüzde 69’u yakalamış.

1969 seçimleri: CHP, Birlik Partisi (BP) ve TİP oyları yüzde 31’e ulaşmış. Sağa yine yüzde 69 düşmüş.

1973 seçimleri: CHP’de birleşen toplam sol oylar yüzde 34,45. CHP Kürt illerinin neredeyse tek partisi. Yani bu orana sol, sosyal demokrat, sosyalist ve Kürtlerin oyu dahil. Sağ partilerin toplam oyları ise 65,55.

1977 seçimleri: CHP çatısı altında birleşen oyların oranı yüzde 41,92. Yine aynı şekilde Kürtler dahil kendine solcuyum, sosyal demokratım, sosyalistim diyenler mührü CHP’ye basmış. Oran bir önceki seçime göre yaklaşık yüzde 7,5 artmış. Artışta, Kıbrıs hassasiyetinin önemli bir etkisi bulunuyor. Memleketteki sağ oyların toplamı 58,08.

1983 seçimleri: 12 Eylül’den sonraki ilk seçim. Sol, Halkçı Parti (HP) çatısı altındadır. Solun tüm renkleri ve Kürtler HP’ye oy vermiş ve HP yüzde 30,36 oy almış. Yani Türkiye sağının oy oranı yüzde 69,64.

1987 seçimleri: Sol, sosyal demokrat ve Kürt oyların SHP ve DSP’de toplandığı 1987 seçimlerinde toplam oy yüzde 33,27. Sağın oy oranı ise yüzde 66,73.

1991 seçimleri: Sosyal demokratlar ile Kürt hareketi kurumsal düzeyde ittifak yaptı. SHP-HEP ittifakı ile DSP oyları toplamı yüzde 31,5 oy oranına ulaştı. Sağ ise yüzde 68,5 oy oranını yakaladı.

1995 seçimleri: CHP, DSP, HADEP ve İşçi Partisi’nin aldığı toplam oy yüzde 30,22 oldu. Türkiye sağı ise yüzde 69,78 oranında oy aldı.

1999 seçimleri: 12 Eylül’den sonra sol partilerin en fazla oy aldığı seçim. Bunda Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının DSP’ye kazandırdığı oyların etkisi var. DSP, CHP, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), ÖDP, İP, BP, SİP, EMEP’in oyu toplamda yüzde 37,17. Sağ oylar ise yüzde 62,83.

2002 seçimleri: CHP, DSP, Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Yeni Türkiye Partisi (YTP), İşçi Partisi, ÖDP ve TKP’nin almış olduğu oy yüzde 29,02. Sağcılar ise yüzde 70,98.

2007 seçimleri: 2007’de ise sol partilerin hesabına düşen yüzde 27,02. Bu oranın içinde CHP, Kürt hareketi, İP, ÖDP, TKP, EMEP oyları var. Sağ partilerin aldığı oy ise yüzde 72,98.

2011 seçimleri: Sol, 2011 seçimlerine beş partiyle girdi. CHP, Emek/Özgürlük/ Demokrasi Bloğu, DSP, TKP, EMEP oyları yüzde 33,02’i, “sağ blok” ise yüzde 66,98’i yakaladı.

Özetle; çok partili sisteme geçildiğinden bu yana, sol ve sağ partiler arasındaki bölüşüm üç aşağı beş yukarı değişmemiş. Sol partiler en yüksek oyu 1977 seçimlerinde yüzde 41,92 ile almış. En düşük oy ise 2007 seçimlerinde yüzde 27 ile gerçekleşmiş.

Yine özetle; elbette her seçim döneminin kendine has dinamikleri, sosyo-kültürel özellikleri, politik atmosferi olabilir lakin sağ ve sol partiler arasında kayda değer bir değişiklik görülmemesi, oy tercihinde politik geleneklerin, dinsel, etnik ögelerin önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.

O halde ne yapmalı?

Ne yapmalı sorusuna yanıt vermeden, önümüzdeki seçimlere dönük anketlerin ortalamasına bakıldığında, CHP ve HDP’nin ana gövdeyi oluşturmak kaydıyla, oy oranının yüzde 40’a dayanacağı anlaşılmaktadır. İyimser bir tahmin olsa bile bu oran, yine memleketin yüzde 60 oranında tercihini sağ partilerden yana kullanmaya hazırlandığını göstermektedir.

Her seçim sonrası TV karşında gardımızın düştüğü, moralimizin bozulduğu, gelecek kaygısına gark olduğumuz bilinmektedir. 7 Haziran gecesi böyle bir ruh haline bürünmemiz ihtimal dâhilindedir.

Başlangıçta yapılan hatırlatmanın anlamı tam da burada vurgulu hale getirilmelidir.

1968 kuşağı devrimci gençliğinin “duruma el koyduğu” yıllarda yapılan seçimlerde sağ ve sol partiler oranı bildiğimiz gibidir. O, haklı olarak üzerinde çok düşünüp çokça tartıştığımız TİP, 1969 seçimlerinde sadece yüzde 2 oy almıştır. Kaldı ki eksiksiz gediksiz bütün bir sol ve Kürt aydınlar TİP içerisindedir.

O, tartışa tartışa bitiremediğimiz 1970’lerin ikinci yarısındaki durum da genelden farklı değildir. Devrimci hareketler yüzde 60-65 oranında sağa kesmiş bir memlekette faaliyet yürütmüş, kitlelerle kucaklaşmış, bugün büyük özlemle andığımız Fatsa, ÖTK, Yeniçeltek, Tariş, Tuzluçayır gibi örnekler “sağcı bir ülkede” hayata geçirilmiştir.

Ne yapmalı sorusunun yanıtı buradadır.

Bilenler anlatsın, 1969-1973-1977 seçim sonuçları zamanın devrimcileri üzerinde yılgınlığa, “bu halktan bir şey olmazcılığa” yol açmış mıdır?

Yanıtı tahmin etmek zor değil. O halde asıl memleketi değil kendimizi tartışmanın zamanıdır.

BSP, SİP, TKP, ÖDP ve ardılları derken, 20 senelik bir süreçten söz edilmektedir ki, muhatapları kabul etmese de, ortada yok sayılamayacak bir sorun olduğu açıktır.

Sorun vardır. Sorun, solun temel kabullerinde, örgütlenme, kadro ve mücadele anlayışında derin kırılmalara yol açılmasından kaynaklanmaktadır.

Eteklerimizdeki bütün taşları dökmeden, solun son yirmi senesiyle yapıcı bir şekilde hesaplaşmadan, ilerlememize yol açacak eleştiri-özeleştiri mekanizmasını işletmeden, her derde deva görülen ve neredeyse bir fetiş haline getirilen yapay birlik girişimlerinden kurtulmadan ne mevcut durumumuzu değiştirmek mümkündür ne de seçim sonuçlarının yol açtığı karamsarlığın önüne geçmek.

7 Haziran gecesi gözümüz kulağımız açılan sandıklarda değil, 8 Haziran’da kurulacak barikatların tahkimatında olsun. Türkiye devrimci hareketi “sağa çark etmiş” bu topraklarda; Fatsa’da, Dikmen Vadisi’nde, Gezi’de iz bırakmayı başarmıştır.

Özetle; 7 Haziran seçimlerinin memleket açısından önemi yadsınamaz. Vatandaş olarak oyumuzu kullanalım ama asıl olarak işimize bakalım.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al