Hotivi

Sevilmek İstediğimiz İçin Mantıksız Davranırız - Adana UlusAdana Ulus

16 Haziran 2021 - 22:18

Sevilmek İstediğimiz İçin Mantıksız Davranırız

Sevilmek İstediğimiz İçin Mantıksız Davranırız
Son Güncelleme :

03 Ağustos 2013 - 12:40

Aslına bakmak gerekirse Halil CIBRAN’in dizeleri beni bu yazıyı yazmaya itti. Ne güzel söylemiş üstad : ” Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum, görünmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya denk gelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.”
Bir elma ağacının kaç tohum üretebileceğinin ve bu tohumlardan kaç ağaç oluşabileceğinin tahmin edin. Sınır koyamayacaksınız. Öyle derin anlamlar içeren bir şiir ki düşünmeden edemiyor insan; acaba potansiyelimin hepsini kullanıyor muyum diye. Bu soruya yeryüzünde evet diyebilecek bir kisi bile çıkmaz. İnsanoğlu sonsuz bir potansiyelle doğar. Lakin filizlenmesi hiç de kolay olmayacaktır. Fizyolojik, psikolojik, çevresel bir yığın faktörü uygun aralıklarda tutması gerekir. İnsanın elmadan farkı tüm bu faktörleri yönetme gücüne sahiptir. Lakin bu da çoğu zaman hiç kolay olmayacaktır. Dile kolay söylemesi “Yönetme Gücü” adı üstünde zaten bu gerçekten güç bir iş. Hepimiz, farkındalığı en gelişmiş olanlarımız bile, düşünce hatalarına kapılabiliyoruz. Yazımda en sık kullanılan düşünce hatasına değinmek istedim. “Sevilmek istediğimiz için mantıksız davranırız.” Bu cümleyi okurken onayladığınızı görebiliyorum. Hepimiz defalarca aynı hataya düşmüşüzdür. Reklam sektörü bu açığı çok iyi kullanır. Ürünler hep mutlu sevgi dolu bir ortamda tüketilir. Gönderilen mesaj; bu ürünleri kullanan insanlar sevilmeye layıktır. Çok severim ben reklamların iç yüzünü araştırmayı. İnsan psikolojisinin tahlilini en iyi yapan ve bundan en güzel şekilde yararlanan sektördür kendileri. Tabi sevdiğim yönü onların yakaladıkları açıkları bulup dile getirmekten ibaret. Onlara iyi kullanmalar deyip sosyal hayata dönmek istiyorum. Hiçbir yönlendirme olmadan, gün içinde sayısız bir şekilde biz de bu sevilme büyüsünün peşine koşturuyoruz aslında. Üstümüzdeki kıyafetler, parfümümüzün kokusu, arabamızın markası, iş yerimizin konumu hepsi toplum tarafından takdir ve sevgi görülme ihtiyacının yansıması değil mi? Sevgi açlığı insanoğlunun doğasında var, böyle gelmiş böyle gider. Asıl duygusal bunalıma iten istediğini alamamak oluyor. Diyelim istediğiniz bir araba var. onu elde ettiğinizde itibarınızın artacağını, daha çok sevgi ve saygı göreceğinizden eminsiniz. Fakat işler istediğiniz gibi gitmedi ve bu sizi haklı olarak (!) duygusal bir boşluga sürükledi. Bir süre yüzünüz asık gezdiniz. Eşinize, çocuklarınıza kötü davrandınız ve en önemlisi ömrünüzden bir süreyi hiçe sayıp heba ettiniz. Ta taa işte buyrun mantıksızlık tam burada başladı. Sevgi açlığınızı doyuramadınız, bu süreçte mutsuz bir insan olarak daha önce var olan sevgi bolluğunu da sekteye uğrattınız . işin ilginci tüm bu yaptıklarınız sizi istediğiniz sonuca varmak bir köşede dursun eskisinden de kötü bir konuma fırlatıp attı. Ya da diyelim birine aşık oldunuz, sevilmek sevmek istediniz. Şans bu ya karşı taraf da sizin gibi düşündü ve bir araya geldiniz. Bir baktınız ki anlaşmanızın mümkünatı yok. Çünkü sevilme arzunuzdan başka ortak noktanız yok. Ama önemli değildi o an sadece sevgi açlığına saplandınız belki de değiştirebileceğinizi düşündünüz. Şanssızlık bu ya o da ayni şekilde sizi değiştirebileceğini düşündü. Sonra baktınızki ne siz sizsiniz ne de karşı taraf kendisi gibi kalabilmiş. Bir de bakmışsınız ki sevgi elde etmek bir köşede dursun tek arzunuz sevgisizlikten kaçmak olmuş. Nasılki balık suda olduğunu kuş havada olduğunu anlamaz. Bize de süreç içinde normal geliyor tüm mantıksızlıklarımız. Hepimiz yaptık mi bu hataları? Evet istisnasız hepimiz yaptık. Tekrar yapacak miyiz? Mutlaka yapacağız. Ama şunu unutmayalımki saplantı siz onun saplantı olduğunu farkedene kadar orda durur. Farkederseniz yok olur, farketmezseniz ömür boyu daim olur. Çevrenizi açık yüreklilikle görmeniz dileğiyle. Huzur sizinle olsun.

GAMZE BAŞAK ÜNAL

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
takipçi satın al