Sözle Karın Doyurma… - Adana UlusAdana Ulus

26 Ekim 2020 - 06:20

Sözle Karın Doyurma…

Sözle Karın Doyurma…
Son Güncelleme :

15 Aralık 2013 - 20:55

Son yıllarda Hükümet, kötü tarihimizle yüzleşmek üzerinden demokrasi havarisi kesildi. Zannedersiniz ki bu ciddi çıkışlar sözde kalmayacak, geçmişle hesaplaşılacak, somut adımlar atılacak ve geleceğin inşasında demokrasi çimento olacaktır. Ancak ne yazık ki bu çıkışlar birkaç gözyaşı dolu bir kaç söylemden öteye gitmemektedir.

Bu söylem politikası ile en insani konular dahi, muhalefeti sıkıştırma, taraf yaratma ve oy toplama amacına kurban edilmektedir. Örneğin Dersim katliamı çok defa gündem edildi, ancak Dersim’le yüzleşmemiz, doğruların anlatımı birkaç slogandan öteye gidemedi. Yakın tarihimizdeki, Maraş, Çorum, kontrgerilla suikastları konu edilmezken darbecilerle hesaplaşma adı altında Ergenekon sürecinde gelinen nokta ortadadır.

Osmanlı’dan geri politikalarla toplumsal renklerimize bakışımız bugünkü ayrışmaları beraberinde getirdi. Gelişme adına sadece Türk halkı sayılırken artık bugün Türk, Kürt, Laz, Çerkez diyerek ülke vatandaşını çeşitlendirmiş olduk. Tabi günümüz çağında hala Rum, Ermeni, Süryani, Yahudi’den söz edilemiyor bir türlü. Alevi halkı ise, son olarak çoklu ibadethaneler ile yok sayma projelerinin öznesi olmaya devam ediyor.

Acıları paylaşmadan, geçmişle yüzleşmeden; mitinglerle, TV programları ile barış ve demokrasi getirilemez. Demokrasi paketi de siyasi tehdit, yargı baskısı, bölgesel ve oy hesabı üzerinden yazılamaz. Ülke insanı bu güne kadarki yapılan tüm ayrımlardan arındırıldığı takdirde gerçek demokrasiden söz edilebilir. Söz ile saz ile karın doyurulmaz. Söylemlerin yerini somut adımlar almalı.

Şimdi de Ahmet Kaya’nın o günün Türkiye’sinde linç edilmesiyle yüzleştiriliyoruz. Bütün gazetelerde,  televizyon kanallarında o akşamın görüntüleri tekrar yayımlanıyor. O geceye katılanlar ise o günü kurtaran sözlerin bu güne yetmediğinin farkında, yeni güne ve yeni politikalara uygun açıklamalarla kendilerini savunma derdindeler. O günün ‘tabu’sunda kahraman ilan edilenler bugün eleştirilerin odağında bulunuyorlar.

Bir insanın, bir tabu karşısında dün yaptıkları tartışılıyor. Ancak bu toplumun onca yıldır üzerinde çalışılan ayrıştırıcı tabuları bugün nasıl aşacağına ilişkin soruya cevap aranmıyor. En azından birilerinin işlediği günahı ekranda yeniden görmemiz, kendi günahlarımıza bakma yönünde bizleri cesaretlendirmeli. Söz söyleyenin aynaya bakabilme cesareti olmalı artık.

Sivas katliamının sanıkları keşke bu hükümet döneminde lanetlenebilseydi. Sivas katliamının sanıklarını savunan avukatlar bugün AKP’nin en yüksek yerlerinde hala olmasalardı. Hiç bir siyasi parti demokrasi dışı güçleri sahiplenmeseydi. Hrant Dink’in katillerinin nasıl bu kadar cesur oldukları gündem edilebilseydi. Kısacası bugün bize rol model olmak isteyen güçler en azından kendi geçmişleriyle yüzleşebilmiş olsaydı.

İnsanların ne kadar kolay ötekileştirildiğini görmek açısından, Ahmet Kaya örnek oldu aslında. Çünkü benzer şekilde Ahmet Kaya’ya saldıranların kullandığı kavramlar bugünde havalarda uçuşuyor. Umarım bu örnek, bugünün muktedirleri birilerini faiz lobisi ajanı, vatan haini, satılmış, çeteci ilan ettiklerinde dünün muktedirlerinden farklı olmadıklarını görmelerini sağlar. Burada önemli olan Ahmet Kaya’ya çatal atmış olanların değil, var olan bu anlayışın sorgulanmasıdır. Bugünün muktedirlerinin yarının mağdurlarını yaratmamasıdır. Yoksa gerisi lafı güzaftır.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.