Tek Tip Millet - Adana UlusAdana Ulus

8 Mart 2021 - 15:41

Tek Tip Millet

Tek Tip Millet
Son Güncelleme :

14 Ağustos 2012 - 12:04

Kendisine bakmadan sürekli başkalarını eleştirmeyi alışkanlık haline getiren günümüz bireyi sanırım bu öğretiyi devlet geleneklerinden fazlaca etkilenerek kazanmış durumda. Hatta öyle ki içimize işleyen milli politikalar sayesinde Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Yezidiler, Hıristiyanlar, Yahudiler her seferinde nefret söylemleri ile gündemimize gelmektedir.
Yazılı ve görsel basın, okul kitapları, egemen siyaset, mahalle baskısı yani yaşamın her alanında ayrıştırıcı ve düşmanca tavırlar perçinlendi bu gruplara karşı. Etnik ve dini açıdan farklı ama bir o kadar da buralı vatandaşları hain gösteren anlayış hep egemen oldu. Ermeni dölü, hain Kürt, Yunan tohumu, dinsiz aleviler, şeytan yezidiler, Ermeni soykırım iddiacı düşmanlar, bölücüler ve daha burada ifade edemeyeceğim ama hepimizin evlerinde konuşulan nice laflar dilimize pelesenk oldu.
Örneğin Kürtler yani diğer ülkelerde de var olan koca bir halk yıllar yılı külliyen inkâr edildi, yok sayıldı. Anadolu’daki Alevi, Süryani, Kürt ve en fenası Ermeni yerleşimlerinin izlerini silmek için yapılmayan kalmadı. Ancak sonuçta geçmiş tarihi kendince yazmaya çalışanların -ne kadar uğraşmış olsalar da- var olan gerçeği silmeye güçleri yetmedi. Silinmeyen izler yerine bu inkâr politikası bastırılması zor bir öfkeyi yıllarca besledi. Bu öfke, isyanı ve kanı getirdi. Huzurdan yoksunlaşan ve acı ile yoğrulan bir topluluk yeşermeye başladı.
Gelinen bu noktada bu siyasi anlayış ülkeyi öyle bir hale getirdi ki; artık tek başına hiçbir hükümet ya da mevcut siyasi konjonktürün kısa sürede dönüştüremeyeceği kadar köklü sıkıntılar içeren bir durum meydana geldi. Artık Alevi, Kürt, Ermeni gibi sözcüklerin sonuna ya da başına ‘sorun’ eklenir durumda.
Günümüz siyasetinde bugün asıl ihtiyaç, barış ortamında yaşayabilmemizi sağlayacak yeni bir dilde buluşmak olmalıdır. Birbirine kimliği üzerinden küfretmeyi insanlık dışı sayan ve birlikte olmak için huzur dileyen bir anlayış bütünlüğüne kavuşulmalıdır.
Artık huzur, barış ve kardeşliğin değerini bilen bir toplum için siyaset üretilmelidir. Bunun içinde öncelikle topluma yalan bilgiler aktarmaktan vazgeçilmelidir. Cahilliği okumamışlık olarak ifade edenlerin tam aksine insani değeri bilmeyenlerin, hayatın gerçeğinden, olup bitene uzak, vicdanı eksik söylemler cahillik olabilir. Toplumu ancak bilgi sahibi yaparak cahillikten kurtarabiliriz.

Günümüz insanı okuyamamışlara cahil deme küstahlığını kendisinde görürken bilgisiz olmanın ne denli acınacak bir durum olduğundan haberdar dahi değildir. Ülkemiz için asıl sorun sürekli baskı altında tek tip toplum yaratmaya çalışan geri zihniyetin aktifliğini yitirmemiş olmasıdır. Halk cahilliğinden değil korkudan suskun kalarak cehaletin esiri olmaktadır. İktidara, devlete, dine ve dahası toplumun kendisine ters düşmemek adına ‘kendisi olmaktan çıkan’ bireyin oluşturduğu toplum her zaman savrulacaktır.
Egemen güçler şimdi ise, iç siyasi zihniyet ile dış siyaseti de yönetmeye çalışmaktadır. Dün Irak’ta toprak kapmak adına komşu ülkeyle savaşa girmemizi isteyen anlayış bugünde aynı durumu Suriye ile düşlemektedir.
Suriye bir anda sanki hiç bilmediğimiz tanımadığımız bir ülke oluverdi. Suriye ile komşu İllerin akrabalık bağlarının olduğu da unutuluyor. Kan seviciler yorumlarında “Suriye krizini fırsat bilip Türkiye sınırlarını genişletebilir”  diye yine Irak savaşı benzeri ifadelere yer vermeye başladı. Hepimizin bildiği tanıdık bir anlayış; “kutsal devlet adına, komşuyu, kardeşi birbirine kırdırmak.”
Bir anda Suriye halkının Alevileri düşman ilan edildi. O yetmedi şimdi de Suriye Kürtleri hadlerini bilmemekle suçlanıyor.
Tüm İslam coğrafyası, Ortadoğu’daki her hareketlenme sanki sihirli bir güç eşliğinde ‘Sünni Müslüman’ ama demokrasi bir yana daha fazla ‘radikal’ bir toplumuna dönüşüyor.
Suriye’de %10’un üstünde olduğu ifade edilen Hıristiyanlar, Aleviler yani azınlıkta oldukları için zulme uğrayacakları bugünden belli. Ortadoğu fil’lerin ayaklarının altında kalan çimenler misali azınlıklar linçe uğruyor. Irak’ta savaş sonrası Irak’lı Hıristiyanlarının kendi topraklarını terk etmek zorunda kaldıklarını hiç duydunuz mu? Kamuoyunda pek haber değeri taşıdı bu konu.
Sadece bizden olan bizim derdimiz olduğunda sıra bir gün bize de gelecek. Tek tipleşme değil şiarımız her zaman barış olmalı.
Burhanettin BULUT
eczburhan@hotmail.com
 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.